gece kuşağı

KÜÇÜK KARA BALIK, HİDÂYETNAME VE İRAN EDEBİYATI ÜZERİNE OKUDUĞUM SON KİTAPLAR HAKKINDA BİR İNCELEME YAZISI. "Günümüzde insanlar hilesiz hurdasız adalete ve sağlam bir düzene susamıştır ve yeni gerçekleri dört gözle beklemektedir" SADIK HİDAYET "...İnsanoğlu yapayalnız ve korumasız. Adı sanı belli olmayan, kendi yurdu olmayan uyumsuz topraklarda yaşıyor. Kimseyle bir ilişki, gönül bağlılığı kuramıyor. Kendisi de biliyor bunu. Bakışlarından belli çünkü. Bir şeyleri örtbas etmek, kendini kandırmak istiyor. Diyelim ki kişiliği ifşa oldu; biliyor ki ortada bir şeyi yok. Hatta düşüncelerinde, davranışlarında bile özgür değil. Başkalarından çekiniyor; aklamak istiyor kendisini. Bir delil uyduruyor; delilden delile atlıyor. ama delilinin tutsağı oluyor. Çünkü etrafına örülen çitten dışarı atamıyor adımını. Önümüze sayısız tuzaklar kurulmuş bir dünyada kaybolmuş gitmişiz. Tek rastladığımız şey saçmalık. Bu da korkuyu, ürküntüyü doğuruyor. Bu topraklarda kentlere, insanlara, ülkelere ve zaman zaman bir kadına rastlıyoruz. Ama sıkışıp kaldığımız bu koridordan başımız önde geçmemiz gerek. Çünkü iki yanımızda duvar ve burada her an yolumuzun kesilip tutuklanmamız mümkün..." kalbimdentemizbiryaprak.blogspot.com.tr/2017/03/kucuk-k...
Reklam

gece kuşağı

, bir kitap okudu
Puan vermedi·196 syf.··
31 günde okudu
·
2017 9. kitabı
Sadık Hidayet
7.9/10 · 297 okunma
İNSANIN ANLAM ARAYIŞI. VİCTOR FRANKL İnsanın Anlam Arayışı 166 sayfalık bir kitap. Bu incecik kitapta anlatılanlar ise 1946 yılından bu yana üzerinde en çok konuşulup, yazılan konulardan biri. kalbimdentemizbiryaprak.blogspot.com.tr/2017/03/insanin...
İNSANIN ANLAM ARAYIŞI. VİCTOR FRANKL
İnsanın Anlam Arayışı 166 sayfalık bir kitap. Bu incecik kitapta anlatılanlar ise 1946 yılından bu yana üzerinde en çok konuşulup, yazılan konulardan biri. Kitaptan benim aklımda kalanlardan birincisi; Frankl toplama kampına alınırken SS görevlilerinden birine yanaşarak hayatının çalışması olduğunu söylediği el yazması kitabını korumak istediğini söyler, bu bilimsel bir çalışmadır ve O'nun için hayati bir öneme sahiptir, karşılığında aldığı cevap tek kelime olur; "Bok" .... Acımasızlığın, değersizliğin, kötülüğün en çarpıcı örneklerinden olan bir anı... İkincisi kitabın sonunda toplama kampının yok edici koşullarında hayatta kalabilenlerin ortak noktasının gelecekle bağ kuran insanlar olduğundan bahseder. Güçlü bir gelecek hayali kurup bu hayaline inanan insanlar yaşama tutunarak kamptan sağ kurtulabilmişler. İnsan ruhunun ve zihninin yarattığı bu geleceğe olan inancın gücü insanı her koşulda hayatta tutuyor. İşte Logoterapi felsefesinin temelini insanın olaylara olan bu yaklaşımı oluşturuyor. Kitabı okumayanlara tavsiye ediyorum. Bu konuda güzel bir yazı ile devam etmek isteyenler Özgür billurun bu yazısını mutlaka okusunlar. Küçük bir alıntı: "Şöyle bir etrafınıza bakın, hayata hiçbir katkısı olmamış ve hayatın güzelliklerini doyasıya yaşamamış insanlar nasıl da ölümden korkuyorlar. Ölümü anlamlı kılan anlamlı yaşamdır. " "Dr. Frankl’ın kampta başından geçen iki olay, konuyu daha iyi anlamamızı sağlıyor. İlki, tifüslü hastaların bulunduğu kampa tıbbi yardım için gönüllü olmasının istenmesi. “Burada kısa sürede öleceğimi biliyordum. Ama öleceksem hiç olmazsa bunun bir anlamı olmalıydı” diyen Frankl, daha zor koşullarda yaşamayı (ya da ölmeyi) tercih etmiştir. İkinci olay ise, kamptan kaçma girişiminden son anda vazgeçmesi olmuştur. Hastalarını son bir kez