Bu manasız ve yabancı hayatta bir tek şeye hakikaten sarılmış , hakikaten inanır gibi olmuştu. Bu da karısı idi. Muazzez’in varlığı Yusuf için büyük, boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi, fakat onun yokluğu müthişti. Onun bu kadar sebepsiz yere, bu kadar insafsızca Yusuf’un hayatından koparılması çıldırtacak kadar acı idi. Hayatında asıl aradığı şeyin Muazzez olmadığını biliyordu, fakat Muazzez olmadan bunu aramaya muktedir olmayacağını sanıyordu.
Hayatı olduğu gibi kabul etmeli ve ona ne bir şey ilave etmeli , ne de ondan bir şey eksiltmeli..Bazı şeyler vardır , canımızı sıkar ; “Bu neden böyle? Böyle şeyleri dünyadan kaldırmalı!” deriz . Bazı şeyler de mevcut değildir. İçimizden bunların olması ister,hatta bu uğurda çalışırız. İkisi de saçma ve faydasızdır. İnsan dediğin mahluk hiçbir şeyi değiştiremez. Bunun için gönlünün rahat olmasını istersen , gördüğün fenalıkların bile bir hikmeti olduğunu düşün ve yeryüzünde olmayan iyilikleri oraya getirmek sevdasına kapılma..