Bende mi sorun var yoksa bu kitaplarda mı, anlamıyorum. Ben dark romance okumağa yeni alışmışken bu yabancı romantik kitapları okumağa bir türlü alışamıyorum. Bu tarz kitapları okurken kendimi mağara adamı gibi hissediyorum.
Bu kitap baya bir sıkıntılı. Ana karakterler Danielle ve Ripper. Ripper Danny'nin babasının yakın arkadaşı, aynı zamanda oğlu gibi gördüyü adam ve Ripper Danny'den 14 yaş büyük, aynı kasabada yaşıyorlar. 18 yaşında mezuniyyet partisinde yalnız olan Danny Ripper ile birlikte olur. Sonra işte ayrılamıyorlar, gizli saklı buluşurlar falan filan. Aralarındakı yaş farkını görmesem okay, olabilir derim. Ama bunlar birbirilerine aşıkken, biribirilerini seviyorken Ripper olanları Danny'nin babasını anlatamıyor ve herşeyin kötüye gitmemesi için o kasabadan ayrılıyor.Şimdi anlamadığım kısıma geliyoruz. Ripper sevdiği kadından ayrılıyor ve başka kadınlarla birlikte oluyor, özellikle Danny gibi sarışın olanlarla. Danny de ZZ gibi tanınan kulubedeki diğer bir erkekle birlikte olur, lanet olsun smut sahnelerini okuyoruz. Sinirlendiğim kısım tam olarak bu. Abi, ana karakterler ayrılırsa biz niye onların yabancı karakterlerle birlikteliklerini açık şekilde okuyoruz? Birde yıllar sonra gelmiş Ripper Danny'nin görende hiç konuşmadan kavga falan etmeden, tak diye yine naneyi yediler. Şaka gibi...
ZZ-ye gerçekten üzüldüm, kız onu resmen kullanmış, o kadar kötü bir his ki. Çok saçma bir kitaptı gerçekten, herkes herkesle birlikte oluyor, ayrılıyor, sonra yine birliktelikler, hiç sıkıntı yok. Dark romancelerda erkek karakter kıza takıntılı aşık olsa da kızı severken başkasıyla birlikte falan olmuyor, burda çok değişik. Neyse, sinirlerim yerinde değil, incelemem bu kadar. Ben mağaramda mutluyum. Size hoşçakal.
кคzคzє๔є
Final gibi finaldi
Askeri kurguda göz bebeğ serilerimden birinin daha sonuna geldim . Her bir karakterin sonunu yazmış bizi de meraktan çatlatmamış canımız yazarımız
Favori yan karakterim Şükrü 'yü de mutlu gördüm ya agzım kulaklarımda bitirdim. Mutsuz son yok çok şükür. Bir karakterimizin kaybını yaşadık finalde ama öyle güzel şeyler oldu ki o hüznü attım hemen. Serinin bitmesi üzdü evet ama tadında bitti bence. Bazı serılerde "aman bu kitap fazlaymış şukadar kitapla bu seri biterdi" dediğim oldu ama bu seride öyle değil. Kararında bitti.
Serimizin final kitabında bolca hüzün vardı boğazım düğüm düğüm okudum çoğu yerini. Bazen hüzünden bazen mutluluktandı.
U dönüşü yapan karakterimiz vardı ki onu okumak çok keyıf verdi. İçindeki dogru insan çıktı ortaya ve tabii ki Sezin'in payı çok büyüktü. Gerçi bizim kız her karakterin hayatına güzel dokunuşlar yaptı. Turan ile birlikteliği zorlu yollardan gectı ama pes etmediler, biri yorulsa diğeri ona dayanak oldu birlikte guzel bir yol aldılar. Ziyafet Kubat çiftinin geldiği nokta şahaneydi. Aslı Nizami birbirlerini tamamladılar. Sevil Fırat ailelerine katılanlarla tam oldular. Göktuğ Melike onlara bayıldım hele Turanın dahil oldugu bazı sahneler kahkaha attırdı. Hüzün var demiştim ama kahkaha da var bolca,çünkü Keleş Timi komedi resmen. Turan'ın gittiği gizli görevden dönüşü beni çok korkutmuştu ama çok iyi toparladı.
Sezin karakteri şimdiye kadar okudugum en güçlü kadın karakterlerinden biri.
Serinin konusu diğer 3 kitap postunda var o yüzden finali bu şekilde yazmak istedim.
Dolu dolu ,bolca gülmeli ,ağlamalı askeri kurgu arıyorsanız bu seriyi kaçırmayın.
Argo kelime uyarısı yapayım unutmadan.
Benden bukadar . Yazarımızın yeni serisinin de şahane olduğunu söyleyip gidiyorum.
Sevgiyle ve kitapla kalın
Ben Tozlu Pembeyi zaten yazarın internet sitesinden düzenli okuyordumm,kitap olunca yazmak istedim🩷
Öncelikler biraz konusundan bahsedeyimmmm 'Spoilersiz'
Çocukluğunda yasadıgı bir travma yüz ünden artık pembeyi sevemeyen ay gibi güzel Ayperi Ak, yıllardır anksiyete ve psikolojik problemler yasıyor. Ev arkadaslaeı Melike ve Şeyma, kitapta ara ara onlarında aşk hayatını ve kişisel problemlerini, geçmişlerini okuyoruz.zz. Her neysee, Ayperi bir gün sokağın bir köşesinde ufak bir kriz geçiriyor ve ağlayıp kusuyor. O sıradaaa başrol erkek karakterimiss Ömer Seyirhann, onu görüyor ve yardım etmeye çalısıyor. İkisi birlikte banka oturuyor ve kimseye içini açmayan Ayperi, tam o sırada tanımadığı bir polise(ömer) geçmişini tüm acılarını anlatıyor. Ömer o gün Ayperiye bir yara bandı veriyor(krem de olabilir tam hatırlayamıyorum) sonra bunlar o yerden ayrılıyor ve zaman geçiyor. Fakat bunlar birbirlerini saçma sapan yerlerde görmeue baslıyor. Ayperi dediğim psikolojik sıkıntılae yuzunden Ömer'den defalarca kaçmaya çalışıyorr, e geriside spoiler. Ama şunu söylemeliyim okuduğum en tatlıs sakin duygusal ve bir o kadarda güldüren kitaplardan birisiydi. Çok fazla aksiyon yok. Kekikli yeşil zeytinim Ümer de tam bir green flag bu arada
Seriye devam ederken ….
Tuhaf Deniz Kasabası'nda sular hiç durulmuyor. Kasaba halkını bu kez korkutan şey gölgelerinin peşine düşen acımasız bir canavar: Shadowghast, yani Karakasvet!
Diğer kasabalar bilindik festivallerle oyalanadursun, Tuhaf Deniz Kasabası eşi benzeri görülmemiş bir festivale hazırlanıyor. Kasvet Gecesi, Karakasvet'in şanına yaraşır şekilde kutlanmalı. Mumlar yanmalı, şovmenler iskelede benzersiz kukla gösterileri sunmalı. Yoksa... Karakasvet hak ettiği saygıyı görmezse kasaba halkının gölgeleri tehlikede demek!
Geçmişi sırlarla dolu Tuhaf Deniz Kasabası'nda geçen bu macera, ödünüzü kopartacak!
Bayıldığım bir seri . Tavsiye kitaplarım tavsiye yazarımdır.
Ben okurken aşırı keyif aldım . Umarım sizlerde seversiniz. Keyifli okumalar zz
Xwendina romaneke“Qewameke -post-paranormal” a bi kurmancîya Amerîqanî û ji “kitêbên dertexeyyulî” dûr
Jiyana Asayî Ya John Anders
“Seyr bû a rast, merivatîyeke min bi John E. Sandersê dîndar ê emerîkan re tinebû, her wiha bi John Saundersê sînaryonûs ê Hollywoodê re jî, navê wî li ser rûpeleke rojnameya San Pedro-News Pîlotê bû, hejmareke lapê kevn bû, ji nava qutîkeke li xeracê derketibû, March 11, 1940, bi tenê ‘u’yeke xwe ya zêde hebû û ew ‘u’ di nava demê re ketibû ‘halê werîsekî’
Jiyana Asayî Ya John Sanders/Şener Ozmen) (13)
Roman, bi vê hevoka ji hêla xalbendîyan, hevoksazîyê û gelek mijarên din ve ‘ecêb, sosret, seyr, aloz û xerîb dest pê dike. Kesên kesatîya nivîsîna Şener Ozmen dinasin, zêde pêça xwe nadine allegorîya hevokên wî yên kompleks; çikû dizanin ew hostayekî zimên e û çawa peyvan li bin hûkma xwe nola marekî direqisîne
Li edebîyatê bikaranîna zimên mûhîm e; eger ew berhem bi kurdî be, bikaranîna zimên hê mûhîmtir e; çikû pirs(grêk)eke wiha heye:
- Kîjan kurdî?
- Kurdîya kurmancî.
- Kîjan kurmancî?
Li kurmancî ji bilî cêbûna zaravayan, gelek sîstemên ji hev cê yên devokî û herem hene û bandorê gelek zimanên din… Çikû bi sedsalan e kurd ji bilî zimanê xwe bi zimanekî din (elfabeyên wan ji hev cê/carinan 2-3 ziman) jî dizanin û bi wan zimanan dijîn. Kurdên bi tenê bi kurdî dizanin zaf kêm in. Loma hin cêbûn ketine navbera zimanê kurdan de. Mînak: Kurmancîya kurdên bi erebî dizanin û yên bi tirkî dizanin ji hev dur ketine.
Ji bo Şener Ozmen hem bi gelek zimanan dizane hem jî bi gelek devokên kurmancî yên heremî jî dizane û dixwaze bi vê teybetmendîya xwe zimanê li berhemên xwe dewlemend bide xwîyandin, hemûyan bi kar tîne. Wê demê zimanekî dewlemend ê bi gelek sîstem û kesayî derdikeve holê.
Em li zimanê li vê berhemê binêrin:
1-