Güneş tepelerin ardına çekilip bizde nihayet oyun oynamaya son verince, Hasan'la yollarımız ayrılırdı. Ben güllerin arasından geçip Baba'nın malikanesine yollanırdım, Hasan da doğduğu ve büyüdüğü bütün yaşamını geçirdiği, döküntü kulübeye.
Bazen Baba'ya yanlarında oturup oturmayacağım sorardım, ama o kapının eşiğine dikilir, "Hadi ama," derdi. "Bu yetişkinlerin zamanı. Neden gidip kitap filan okumuyorsun?" Sonra, kapıyı kapatırdı; ben orada öylece kalır, neden bütün zamanını hep yetişkinlere ayırdığını merak ederdim.