Attila

7,9/10  (16 Oy) · 
32 okunma  · 
9 beğeni  · 
886 gösterim
Attilâ Peyami Safa'nın yegâne tarihî romanıdır. 1940'lı yılların başlarında yazılmıştır. Yazar bu esriyle, Attilâ gibi büyük bir Türk cihangirinin devrine ve kişiliğine ilk defa bir Türk gözüyle bakmış, Batı dünyasının "geçtiği yerde ot bitmez" diye karaladığı bir devlet adamı ve kumandanı Türk gözüyle değerlendirmiştir.

Yazar, yabancı kaynaklardan ve özellikle Bizans tarihçilerinin verdiği bilgilerden yola çıkarak eserini yazmıştır. Çelik iradeli, demir disiplinli bu Türk hakanının, şahsî ilişkilerde yumuşak huylu, zengin gönüllü, engin merhametli, kendisine sığınanlara karşı hassas yürekli bir insan olduğunu ortaya koymuştur.

Romanda Türk cihan hâkimiyeti ülküsünün izlerini ve bozulmuş bir dünyaya yeniden nizam verme iradesini de görmekteyiz…

"Attilâ" kimdir? Bunu kimse iyi bilmiyor. Bizzat kendi bile kendisini meçhuller içinde hissetmiştir.
Kimdir Attilâ? Buna, beşinci asır halkının hayal gücüne tercüman olarak şöyle verelim:

O, sessiz yollarıyla, gölge vermeyen şeffaf dallarıyla, alçak çalılarıyla, tavuklarla serçelerden başka bir kuş sesi duyulmayan nihayetsiz bir çölde, çalılarla şeytanlardan doğmuştur.

Kimi tarihçiler "Attilâ bir barbardır!" diyor. Latin efsanelerine göre "Attilâ" kaza ve kaderin yarattığı bir ebedi azap ve harabe Mesihidir. Bir kısım Cermen şarkı ve masallarına göre de hiç dehşet vermeyen, hatta sulhperver, tatlı, misafirperver bir hakandır. Macar ananelerine gelince, burada "Attilâ" Hun'ların ruhu olarak izah edilmiştir.

Öyle ise "Attilâ" kimdir? Buna kendisinin verdiği cevabı söyleyelim. "Attilâ":
- Ben Allah'ın kamçısıyım! diyor.

Yunanlılara, Romalılara, Cermenlere ayakları ucunda diz çöktürerek hepsine işlediği büyük kudretiyle kiminin suçlarını cezalandıran, kiminin şer ve fesadına mani olan büyük Türk Başbuğu!

"Attilâ" Allah'ın kamçısıdır.
  • Baskı Tarihi:
    2010
  • Sayfa Sayısı:
    280
  • ISBN:
    9789754377842
  • Yayınevi:
    Ötüken Neşriyat
  • Kitabın Türü:

Attila’nın adını ilk duyduğumda ortaokul birinci sınıfta idim. Avrupa Hunları’nın hakanı olduğunu ve barbar kavimleri sürerek Roma’ya kadar girdiğini biliyordum. Bir de ‘gerdek gecesinde burun kanamasından öldüğünü!’ Sonrasında epeyce bilgi sahibi olduysak da elbette bunların çoğu tevatürlere dayalı şeylerdi.

Attila, ilk defa 1930’larda neşredilmişti. Bundan önceki son baskısı ise 1977’te yine Ötüken tarafından gerçekleştirilmişti. 2010’daki tekrar basımla birlikte aradan tam 33 yıl geçtikten sonra Attila yeni nesil ile tekrar buluşmuş oldu.
Romanın giriş kısmında Safa, eserle ilgili bilgiler veriyor. Eseri yazarken farklı kaynaklara müracaat ettiğini ifade ediyor. Bunlardan bir bölümü Attila’yı kanlı bir diktatör, bir barbar olarak gösterirken bazı kaynaklar ise onun insancıl tarafından dem vurmaktadır. Safa, milliyetçi bir bakış açısına sahip olmasının da tesiriyle Attila’yı sahiplenmiş ve onu “kahraman bir Türk cihangiri; bir Türk başbuğu” olarak tasvir etmiştir.

Peyami Safa, gerçekten çok kuvvetli bir kaleme sahip. Tek tarihi romanında da bunu gösterebiliyor. Dil, dönemin Türkçesine uygun, yeni nesil için zorlayıcı olabileceği düşünülerek kitabın sonuna ( ne kadar acı aslında ) bir sözlük konulmuş. Roman oldukça akıcı ve merak uyandırıcı bir tarzda gidiyor. Attila’ya suikast tertip etmek maksadıyla Hun ülkesine giden Roma heyetinin gözüyle başlayan olaylar daha sonra Attila’nın ve çevresindeki kadınların penceresinden anlatılıyor.

Bence çocukluk yıllarından başlatmayıp, en zirvede olduğu dönemi anlatması doğru bir yaklaşım olmuş. Safa’nın bazı eserlerinde başarıyla portresi çizilen ‘fettan, güzel ve muhteris kadın’ tiplemesi burada Onoria’da kendini bulmuş. Onoria, Attila’nın aşklarından birisi ve güzelliğiyle meşhur bir Roma prensesi. Yalnız aralarındaki aşk son derece samimi ve yalın iki insanın tutkusunu barındırıyor. Öyle ki, Onoria, Attila’nın aşkı için her türlü riski göze alıyor ve yeniden onun sarayına dönmeyi başarıyor.

Romanın son bölümlerinde peyda olan İldiko karakteri de yine ‘fettan, güzel kadın’ prototipine buna uygun ama kendi etkisinden çok Attila’nın o an ki ruh hali ve zaafı onu tesirli hale getiriyor sanki. Nitekim roman boyunca ölümüne sebep olacak evliliğin Onoria ile olmasını beklerken bir anda İldiko çıkıyor ortaya ve hayatı gibi ölümü hatta ölüm sebebi de tartışmalı olan Attila’yı zehirli bir iğne ile öldürüyor. Böylece Katolik Roma için “Tanrının Kırbacı” olan Attila sorunu bertaraf edilmiş oluyor.

Peyami Safa, büyük atalarımızdan birisi olarak gördüğü Attila’yı tarihçilerin izini sürerek anlatmaya çalışmış ve onu klasik bir barbar gibi göstermeye çalışan Roma kaynakları kadar daha objektif olan ve Hun Medeniyetinden söz eden Germen kaynaklarını da taramıştır. Macarların ve Türklerin müşterek tarihi şahsiyetlerinden olan Attila ile ilgili başarılı bir roman olduğu kanısındayım.
Yalnız çok bariz bir hata var –ki Safa bunu nasıl gözden kaçırmış bilemiyorum- bir Hun geleneğini anlatırken roman kahramanlarını konuşturuyor ve henüz 5. asırda olunmasına rağmen yaklaşık 6 asır sonra gelecek olan Moğol İmparatorluğu ve Cengiz Han’dan örnek veriliyor.

Özetle, Attila ile ilgili tarihi bilgi ve söylentileri ışığında okunası bir eser çıkmış ortaya. Elbette bir Yalnızız değil ama yine de istese bile kötü yazamayacak olan Peyami Safa’ya ait.

Avrupa'ya kadar giden, tas ustunde tas birakmayan Tanrinin kilici, Hunlarin yolbascisi; Attila ile ilgili cok tavsiye ettigim bir romandir. Kitap dunyamizin degerli ismi Peyami Safa yazmistir. Akici ve alip goturucu anlatisi vardir. Okuyun derim!

Mehmet Yılmaz 
06 Tem 2015, Puan vermedi

Attila’nın adını ilk duyduğumda ortaokul birinci sınıfta idim. Avrupa Hunları’nın hakanı olduğunu ve barbar kavimleri sürerek Roma’ya kadar girdiğini biliyordum. Bir de ‘gerdek gecesinde burun kanamasından öldüğünü!’ Sonrasında epeyce bilgi sahibi olduysak da elbette bunların çoğu tevatürlere dayalı şeylerdi.
Attila, ilk defa 1930’larda neşredilmişti. Bundan önceki son baskısı ise 1977’te yine Ötüken tarafından gerçekleştirilmişti. 2010’daki tekrar basımla birlikte aradan tam 33 yıl geçtikten sonra Attila yeni nesil ile tekrar buluşmuş oldu.
Romanın giriş kısmında Safa, eserle ilgili bilgiler veriyor. Eseri yazarken farklı kaynaklara müracaat ettiğini ifade ediyor. Bunlardan bir bölümü Attila’yı kanlı bir diktatör, bir barbar olarak gösterirken bazı kaynaklar ise onun insancıl tarafından dem vurmaktadır. Safa, milliyetçi bir bakış açısına sahip olmasının da tesiriyle Attila’yı sahiplenmiş ve onu “kahraman bir Türk cihangiri; bir Türk başbuğu” olarak tasvir etmiştir.
Peyami Safa, gerçekten çok kuvvetli bir kaleme sahip. Tek tarihi romanında da bunu gösterebiliyor. Dil, dönemin Türkçesine uygun, yeni nesil için zorlayıcı olabileceği düşünülerek kitabın sonuna ( ne kadar acı aslında ) bir sözlük konulmuş. Roman oldukça akıcı ve merak uyandırıcı bir tarzda gidiyor. Attila’ya suikast tertip etmek maksadıyla Hun ülkesine giden Roma heyetinin gözüyle başlayan olaylar daha sonra Attila’nın ve çevresindeki kadınların penceresinden anlatılıyor.
Bence çocukluk yıllarından başlatmayıp, en zirvede olduğu dönemi anlatması doğru bir yaklaşım olmuş. Safa’nın bazı eserlerinde başarıyla portresi çizilen ‘fettan, güzel ve muhteris kadın’ tiplemesi burada Onoria’da kendini bulmuş. Onoria, Attila’nın aşklarından birisi ve güzelliğiyle meşhur bir Roma prensesi. Yalnız aralarındaki aşk son derece samimi ve yalın iki insanın tutkusunu barındırıyor. Öyle ki, Onoria, Attila’nın aşkı için her türlü riski göze alıyor ve yeniden onun sarayına dönmeyi başarıyor.
Romanın son bölümlerinde peyda olan İldiko karakteri de yine ‘fettan, güzel kadın’ prototipine buna uygun ama kendi etkisinden çok Attila’nın o an ki ruh hali ve zaafı onu tesirli hale getiriyor sanki. Nitekim roman boyunca ölümüne sebep olacak evliliğin Onoria ile olmasını beklerken bir anda İldiko çıkıyor ortaya ve hayatı gibi ölümü hatta ölüm sebebi de tartışmalı olan Attila’yı zehirli bir iğne ile öldürüyor. Böylece Katolik Roma için “Tanrının Kırbacı” olan Attila sorunu bertaraf edilmiş oluyor.
Peyami Safa, büyük atalarımızdan birisi olarak gördüğü Attila’yı tarihçilerin izini sürerek anlatmaya çalışmış ve onu klasik bir barbar gibi göstermeye çalışan Roma kaynakları kadar daha objektif olan ve Hun Medeniyetinden söz eden Germen kaynaklarını da taramıştır. Macarların ve Türklerin müşterek tarihi şahsiyetlerinden olan Attila ile ilgili başarılı bir roman olduğu kanısındayım.
Yalnız çok bariz bir hata var –ki Safa bunu nasıl gözden kaçırmış bilemiyorum- bir Hun geleneğini anlatırken roman kahramanlarını konuşturuyor ve henüz 5. asırda olunmasına rağmen yaklaşık 6 asır sonra gelecek olan Moğol İmparatorluğu ve Cengiz Han’dan örnek veriliyor.
Özetle, Attila ile ilgili tarihi bilgi ve söylentileri ışığında okunası bir eser çıkmış ortaya. Elbette bir Yalnızız değil ama yine de istese bile kötü yazamayacak olan Peyami Safa’ya ait.

Mehmet Kesdal 
12 Haz 21:20, Kitabı okudu, 1 günde, Beğendi, 2/10 puan

Çok övündüğümüz Hunlar Romanın paralı askerliğini yapmaktan öte geçememişler.Evet Attila Roma saraylarında yetişmiş ve büyük bir lider olarak göçebe Hunları birleştirmiş,büyük bir ordu kurmuş.İstese Romayı haritadan silebilecekken eğitim eksikliği nedeniyle kandırılmış ve parayı tercih edip Roma'nın paralı askerleri olup çıkmışlar.Medeniyet güce hakim olmuş da diyebiliriz.

Peyami Safa'nın, lise düzeyi edebiyat dersinde dahi "ezberlenmesi gereken" eserler içerisinde bulunmayan nadir kitabı herhalde Attilâ, unutulmuş denebilir. Zaten yazarın birkaç kitabını daha okuduysanız, bu kitaptaki üslubunun diğer kitaplarındakine benzemediğini görürsünüz; zira aşırı derecede akıcı ve bilinmeyen kelimelerin fazlalığına rağmen anlaşılırdır. Verilmek istenen "coşkunluk" hissine bağlı olarak yazılmış, herkesin okuyabileceği -ki amacı üzre bu şekilde oluşturulmuş-, macera üstüne kurulu bir tarihi roman bu.

Tarihe ilgininiz Peyami Safa sevginizle karışıp gidiyorsa okumalısınız, diyebilirim. Kaldı ki konuyu, tarihsel süreci sapmaya uğratmadan anlattığını tahmin ediyorum Peyami Safa'nın; bu romanın başka bir artısı. Onorya ve Attilâ aşkının, bir aşktan daha fazla şeyi ifade ettiğine dikkat ederek okumanızı öneririm: dünyaya hâkim olma arzusu.

İyi okumalar.

Baran Gündem 
10 Oca 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Peyami Safa, acımasız Attila'nın aşk hayatına ve o sert adamın kalbinin yumuşaklığına nüfus ediyor. Etkileyici bir roman.

sevda yılmaz 
31 Tem 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Beni tarihi roman okumaya sevk eden, Tanrının Kırbacı'nın aşk hayatına değinen güzel ve sürükleyici bir roman.

Kitaptan 13 Alıntı

asya elfida 
27 Mar 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Attilla; sevdiği bir kadını unutmaya muvaffak olmakla, bütün bir kavmi mağlup etmek arasında hiçbir şeref ve zafer farkı bulmazdı, her ikisinde de iradenin uğradığı müşkilatın aynı kudrette olduğunu hissederdi.

Attila, Peyami Safa (Sayfa 87)Attila, Peyami Safa (Sayfa 87)
asya elfida 
26 Mar 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

....senin ebediyetin benim karnımdan doğmuştu, bana hakaret edemezsin sen benim sualimi cevapsız bırakamazsın.. bana bu cesareti veren gene sen ve senin bana verdiğin aşktır.onun için yolunu kesiyorum ...bana cevap ver ATTİLLA..
kreliçe KERKA

Attila, Peyami Safa (Sayfa 61)Attila, Peyami Safa (Sayfa 61)
asya elfida 
24 Mar 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

"Attilla vahşi değildi zira kalbi vardı. Attilla kalpsiz değildi zira muazzam bir aşkı vardı. Attilla sevdi çok sevdi."

Attila, Peyami Safa (Sayfa 7)Attila, Peyami Safa (Sayfa 7)
asya elfida 
28 Mar 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Onejes ,Allah bu dünyayı niçin bu kadar küçük yarattı ?
Attila

Attila, Peyami Safa (Sayfa 119 - attilla)Attila, Peyami Safa (Sayfa 119 - attilla)
asya elfida 
03 Nis 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

zira böyle bir ölüye kadınlar gibi göz yaşlarıyla değil, erkek kanıyla ağlamak lazımdı..(Attillanın ölümü)

Attila, Peyami Safa (Sayfa 262)Attila, Peyami Safa (Sayfa 262)
asya elfida 
03 Nis 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Akileyi kuşattığı halde üç ay alamayan Attilla bir gün kalelerin etrafında dolaşırken şu manzarayı görür: bir kale harabesinin içine yuva yapmış leylekler yavrularını sırtlarına alarak kırlara doğru uzaklaşmatadırlar .ve kumandanlarına dönerek şöyle der :''istikbali hissetmek kabiliyetinde olan mahlukat, kat'i tehlike karşısında itiyatlarını değiştirirler.'' sonuç daha o akşam kale alınmıştır.

Attila, Peyami Safa (Sayfa 221)Attila, Peyami Safa (Sayfa 221)

Attilâ romanı, Attilâ'ya ait her şeyi ihtiva eder; efsane ve tarih, aşk ve ölüm.
İnsanlığın ezelî hikâyesi de zaten bunlardan başka neyi ihtiva eder?

Attila, Peyami SafaAttila, Peyami Safa

"Ben bir insanım, güneşin bir pırıltısına bile sabit olarak bakamayan zayıf gözlerim, en büyük yaratığın şaşaası karşısında nasıl kamaşmaz?"

Attila, Peyami SafaAttila, Peyami Safa

Lâğar, bir atın uyuşuk adelelerine inen kamçı darbeleri niçin ve nasıl bir zulüm olmuyorsa ve yaşamak kudreti verdiği için meşru telâkki ediliyorsa, Attilâ'nın da yangınlar, zelzeleler ve taunlar salarak beşeri sarsması meşru ve ulvîdir.

Attila, Peyami SafaAttila, Peyami Safa
2 /