Benden Selam Söyle Anadolu'ya

8,9/10  (13 Oy) · 
48 okunma  · 
17 beğeni  · 
1.048 gösterim
Ve sen Kör Mehmetin damadı! Hele sen! Niye öyle tik-sinerek bakıyorsun yüzüme? Öldürdüm evet seni, ne ol-muş! Ve işte ağlıyorum. Sen de öldürdün! Kardeşler, dostlar, hemşeriler! Koskoca bir kuşak, durup dururken katletti kendini! Anayurduma selâm söyle benden Kör Mehmetin damadı! Benden Selâm Söyle Anadoluya! Toprağını kanla suladık diye bize garezlenmesin! Ve kardeşi kardeşe kırdıran cellâtların Allah bin belâsını versin! 1982 Abdi İpekçi Türk-Yunan Dostluk Ödülünü alan bu kitap, Türkiyede doğan, Kurtuluş Savaşından sonra Türkiyeden göç etmek zorunda kalan Yunan yazar Dido Sotiriyunun en önemli, en etkileyici kitabı. Türkiyenin kültür mozayiğinde çok önemli bir yer tutan Yunan azınlıkların, Kurtuluş Savaşı öncesindeki ve savaş sırasındaki yaşamlarından gerçekçi kesitler sunan yazar, kendisini şöyle tanıtıyor: 1922de Anadoludan ayrılarak Yunanistana, amcamların yanına gitmek zorunda kaldım. İlk çocukluk yıllarımın anıları belleğimden silinmiyordu. Yaşadığım günlerin, duyduğum olayların o kadar etkisi ve büyüsü altında kalmıştım ki, bu konuyu ele alan bir kitap yazma isteği içimde çığ gibi büyüyordu. Benden Selâm Söyle Anadoluya 1962 yılında yayınlandı.
  • Baskı Tarihi:
    2000
  • Sayfa Sayısı:
    262
  • ISBN:
    9789750701337
  • Çeviri:
    Atilla Tokatlı
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
İlker Uzun 
 02 Eyl 00:08, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Bu kitap, şimdiye dek beni etkileyen sayılı kitaplardan birisi oldu. Kitabın yazarı Aydın'da doğmuş bir Rum'dur. Ve Dido Sotriyu, kitabının başlarında şimdinin Şirince diye bilinen Kırkıca köyünü anlatır bize; Dağdaki Efes'i yani...
Rum geleneklerine, bölgenin güzelligine ve tarihine değinir. Türk ve Rum halkının dostane ilişkilerinden bahseder bize. Bu durum böyle gitmez tabiki. 1.Dünya savaşının çıkmasıyla herşey altüst olur. Osmanlı'nın, Savaşta Almanya'nın yanında yer almasıyla birlikte Anadolu'daki hristiyan halklar tahakküm altına alınır. Akabinde zorunlu göçler, halk kışkırtmaları ve ölümler yaşanır.
Bağımsızlığını ilan eden Yunanistan'ın, Ege'yi işgale başlamasıyla birlikte Rumlar, Yunan kuvvetlerine katılır. Sonrasını tahmin etmek zor değildir. Karşılıklı katliamlar, kan ve gözyaşından başka birşey yoktur artık. Savaş zamanın iki dost halkını düşman haline getirmiştir. Dido sotriyu kitabında, "savaşın kazananı olmaz" sözünü okura göstermektedir...

Halil Yavuz KAYA 
29 Kas 2015, Kitabı okudu, 4 günde, Beğendi, Puan vermedi

Kitabın son sayfası ve son satırları bir nevi yaşananların, olmaması gerekenlerin, insan onurunu kıran, savaşın vahamet'ini, vahşiliğini, insanda bambaşka ruhsal yapıların oluşturduğunu "keşke böyle olmasaydı, keşke yaşananlar sadece ama sadece keşkelerin hamurunda kalsaydı gerçek olamasaydı bunca şey." demeye getiren. vicdan muhasebesinin özeti gibi...
Yazar kitabını şu paragrafla bitiriyor zaten...: Anayurduma selam söyle benden Kör Mehmet'in damadı ! "Benden selam söyle Anadolu'ya.. Toprağına kanla suladık diye bize garezlenmesin...Ve kardeşi kardeşe kırdıran cellatların, Allah bin belasını versin !...
Kitabın anlatımı, gayet güzeldi.
Yazar olayları objektif bir persfektif içerisinde kaleme almış olsa da bazı tarihi yanılgıların, çelişkilerin varlığını yadsıyamam. Kaleme alırken biraz objektifliğin zedelendiği hissi vermiyor değil.
Ayrıca kabul edemeyeceğim bazı şeylerin olduğunu da itiraf etmeliyim.; -Kitabın başından sonuna kadar ki düzenli ordunun
kurulmasından sonraki evrelerde dahi Türk Askeri
ne hala "Türk Çeteleri" demsi.
-40 bin Yunanlı savaş esirinin çukurlara doldurulup
silahla taranarak katledilmesi iddiası.
- 9 Eylülde Türklerin İzmir e girme aşamasın da
yerli halkın ve askerlerin bilhassa Ermenileri kat-
ledip ocaklarını, evlerini ateşe vermesini.
Gibi.

Başucumda Kitap 
 23 Eki 2015, Kitabı okudu, 4 günde, Beğendi, 10/10 puan

Kitapçıma gittiğimde sadece bir kitap alıp çıkacaktım fakat dışarının kalabalığı beni içeriye resmen hapsetti. Ben de çeşitli bütçelerle sınıflandırılmış diğer reyonlarda zamanımı geçirmeye başladım. Şuursuzca kitap bakarken karşıma Can yayınlarının bembeyaz parlayan kitabı çıkageldi. Genelde Can yayınlarının kitaplarını beğendiğimden dolayı incelemek istedim. Seçtiğim onca kitabın arasından kısıtlı bütçe sebebiyle birkaç kitabı alabildim ve alabildiklerimin arasında bu kitabın da olması beni pişmanlıktan şükür ki alıkoydu. Çok düşük beklentilerle başladım ve giriş bölümü, anlatımı, konuların işlenişi daha kitap elimdeyken, etkiledi. Okurken tasvirlenen yerlerde resmen bulundum, seslerini işittim, onlarla birlikte tarlada çalıştım. Ortalarına gelmişken içimi bir araştırma isteği sardı. Sürekli Rum - Türk savaşından bahsediliyordu ve Mustafa Kemal Atatürk, hakkında cahil kalanlar tarafından fazla basite indirgenmişti. Ayrıca kitap bir rum tarafından anlatılıyordu. Türkler bazen yüceltilmiş, bazense yersizleştirilmişti. Araştırma sonucunda çokça bilgiye sahip olmuştum fakat bu bende önyargı da oluşturmuştu. Kitap sevilesiydi, başka bir açıdan bakmak zorundaydım ve tamamiyle yazar gibi objektif yaklaşmaya çalıştım. Yazarın da savaş nedeniyle Anadolu'dan, memleketinden kaçmak zorunda kaldığını biliyordum. Yazarın kitabı yazma nedenini ve hayatını bilirseniz yorumunuz çoğu zaman 180 derece döner. Bakmaya çalıştığım bakış açısından "Savaşı kaybedenin her zaman halk olduğunu, hangi taraf olursa olsun halkın zarar gördüğünü, zalimce insanı toprağından, sevdiğinden, ailesinden ayırdığını" anladım. "Halkın siyasete karşı takınması gereken tavrı" öğrendim. Ama en başında "aidiyet" duygusunu hissettim. Ayrıca bize her zaman karşı tarafın yaptıklarını, zalimliklerini öğretirlerdi. Aralarda masumların olduğunu da öğrendim. Düşman tarafından dinlemek bir de olayları çok değişikti. Bunu objektif bir şekilde okumak daha da ayrıydı. Satırlar yorumlanmak için zemin hazırlıyor.
Okunması gerekenlerden bence. Fakat değişik bir açıdan bakılmalı. Yoksa okuması hayli güç.

Yasin YALÇIN 
24 Eki 23:58, Kitabı okudu, 12 günde, Beğendi, 10/10 puan

Rum Manoli'nin anılarından yola çıkılarak yazılan kitap Kurtuluş Savaşı öncesi ve sonrasının, Rumların gözünden bir panoramasını çizer bize. Açıkça bir dram anlatılır. Savaş bizim için kurtuluşken onlar için kaçış demekti. Osmanlı'ya başkaldırıp çeteler kuran Rumlar dağlarda saklanırken, köylerde kalıp Osmanlı için toplanan ve Amele taburlarına alınıp yol işçisi yapılan Rumlar da vardı. Bu Rumlar aynı zamanda Türk köylülerinin tarlalarında, çiftlik işlerinde çalıştırılmış, cephede onlara güvenilmediği için silah verilmemiştir. Birinci Dünya Savaşı'ndan bir şekilde kaçıp Yunanistan'a sığınırlar ama bu sefer de aynı kaçan Rumlar Anadolu'yu işgal etmek için gelirler.

Savaşın insanlara getirdiği dramı son derece gerçekçi öğelerle anlatan kitapta önemli bir şey daha anlatılır. İnsan yaşadıkça kaçması ve tekrar savaşması için yine de umut vardır. Ana karakter Manoli'nin tekrar, tekrar ve tekrar kaçması bunu beynimize işler adeta. Ve savaşın asla tek yönden can yakmadığını, insanlar, hayvanlar ve bitkiler dahil olmak üzere tüm canlılara, tüm milletlere ve bütün dünyaya zarar verdiği son derece akıcı ve gerçek bir şekilde anlatılır.

İnsanın ufkunu genişleten bir kitap olduğunu ve tarihi yorumlarken bakış açısının ne kadar önemli olduğunu anlatan bir eser olduğunu belirtmek istiyorum. İyi okumalar.

Doğan Yalçın 
06 Eki 2015, Kitabı okudu, 9 günde, Puan vermedi

Savaşın insanları nasıl insanlıktan çıkardığı,barışın ne kadar büyük bir nimet olduğunu anlamak istiyorsanız bu kitabı okumanız lazım.

silaes 
11 Eyl 2015, Kitabı okumadı, 9/10 puan

Kitaba başlamadan önce hakkında biraz araştırma yaptım. Bu da bende ön yargılar yarattı. 1. Dünya savaşı ve kurtuluş savası sırasında tek hedefi sevdiği kızla evlenmek olan sıradan bir rum köylüsünün yaşadıklarını anlatmakta. Rumlara karşı türk cephesinde, Türklere karşı rum cephesinde savaşan, hürriyet uğruna kullanıldıklarını sonradan farkeden bir insanın öyküsü.

Y. Fatma 
28 Eyl 16:26, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Benden selam söyle Anadolu'ya.. Toprağına kanla suladık diye bize garezlenmesin. Hiç unutmadım bu dizeleri ve yaşanan acıları.Yaşar Kemal'in Fırat Suyu Kan Akıyor kitabıyla birbirini bütünler nitelik taşır hissi veren bir kitap..

ramazan k. 
17 Ağu 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

İmparatorluklar çağından Ulus-devletler çağına geçişin hazin bir öyküsü bence bu kitap. İnsanların ulusal aidiyetlerine göre konumlanması gerekliliğinin yerinden yurdundan ettiği Anadolu'dan gitmek zorunda kalan bir Rum'un dilinden tüm yerinden yurdundan yurdundan göçmek zorunda kalan insanların acı dolu öyküsü. Bunu Habsburg'ların bakiyesinde, Osmanlı'nın bakiyesinde ve nihayet Sovyet toprakların acı şekilde görebiliriz.

Zühal Uğur 
05 Nis 2015, Kitabı okudu, Beğendi, Puan vermedi

Bu kitaba Şirince 'ye son gidişimde Şirince'nin tarihini internette araştırırken rastladım ve hemen aldım çok severek okudum..Şirince'nin yakın tarihi için fikirler veriyor. Orada daha önce yaşayan Rum halkın ne kadar gelişmiş olduğunu, gerçekten ne kadar verimli topraklarda yaşadığını gösteriyor... Ama maalesef Yunanlılarla birlikte olunca bu verimli topraklardan oldular... Hem de çok can kaybederek...

Seher 
05 Eki 13:44, Kitabı okudu, 7 günde, Beğendi, 9/10 puan

Kitap Şirince'de yaşayan Rumlar ve Türklerin öyküsüyle başlayıp savaş ve mübadele yıllarıyla devam ediyor. Okurken yürek burkan, insanlıktan utandıran savaşın çaresizliği ve vahşiliğiyle yüzleşiyorsunuz.

Kitaptan 60 Alıntı

Asiye Yıldız 
30 Haz 2015, Kitabı okudu, 10/10 puan

"Yanılıyorsun Manoli" dedi. " Ben de severim vatanımı. Yalnız onu, hükümet ve devletle karıştırmam.

Benden Selam Söyle Anadolu'ya, Dido SotiriyuBenden Selam Söyle Anadolu'ya, Dido Sotiriyu
Asiye Yıldız 
01 Tem 2015, Kitabı okudu, 10/10 puan

"Ne istersen onu yaparım baba. Yalnız bilmeni isterim ki, ben öğrenim görmek arzusundayım. Hani çok susadığın vakitler, serin bir su içip de şöyle bir oh çekersin ya, her yeni öğrendiğim şeyde, işte ben de öyle bir oh çekiyorum."

Benden Selam Söyle Anadolu'ya, Dido SotiriyuBenden Selam Söyle Anadolu'ya, Dido Sotiriyu
Başucumda Kitap 
 01 Eki 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Kafasını biraz olsun çalıştırmak zahmetine katlanmayıp da omuz silkenler, aslında büyük bir suç işliyor! Ve sen Aksiyotis, sen daha da suçlusun... Sanıyor musun ki tarihi yapanlar hükümet adamlarıyla generallerdir! Gözlerini yumar, kulaklarını tıkarsan onların uçuruma doğru ittikleri bir tekerlek olup çıkarsın. Ama sen böyle aciz bir alet değilsin ki Manoli, Halk'sın sen, Halk! Ve olayları değiştirebilmek için anlamak zorundasın!

Benden Selam Söyle Anadolu'ya, Dido Sotiriyu (Sayfa 195)Benden Selam Söyle Anadolu'ya, Dido Sotiriyu (Sayfa 195)
Halil Yavuz KAYA 
29 Kas 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Bizim köyde bir söz vardır : "Akıllı düşüne dursun, deli çoktan gidip geldi."

Benden Selam Söyle Anadolu'ya, Dido Sotiriyu (Sayfa 163)Benden Selam Söyle Anadolu'ya, Dido Sotiriyu (Sayfa 163)
Başucumda Kitap 
01 Eki 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Korkuyu atacaksın içinden; çünkü korku denen meret, asıl felaketten daha önce gelip öldürür seni!

Benden Selam Söyle Anadolu'ya, Dido Sotiriyu (Sayfa 226)Benden Selam Söyle Anadolu'ya, Dido Sotiriyu (Sayfa 226)
Halil Yavuz KAYA 
29 Kas 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Rezil ettiler hayatımızı ! Savaş üstüne savaş derken, orasından çaldılar, burasından kırptılar hayatımızın; kuşa döndürdüler bizi ! Bir şeylere gebe bu çağ, ama bunca acılı bir doğumdan bakalım ne tür bir çocuk çıkacak ? Biraz güzel gün yüzü görebilseydik hiç değilse !

Benden Selam Söyle Anadolu'ya, Dido Sotiriyu (Sayfa 186)Benden Selam Söyle Anadolu'ya, Dido Sotiriyu (Sayfa 186)
Halil Yavuz KAYA 
27 Kas 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Zavallı Adviye ! Sen aşkın dilini konuşuyordun; harbin yaktığı nefret ve kin ateşi içinde nasıl anlayabilirdim seni...

Benden Selam Söyle Anadolu'ya, Dido Sotiriyu (Sayfa 111)Benden Selam Söyle Anadolu'ya, Dido Sotiriyu (Sayfa 111)