Boş Zaman

7,7/10  (3 Oy) · 
9 okunma  · 
5 beğeni  · 
542 gösterim
Koltuklara çökmüştük. Meraklı gözler üzerime kenetlenmiş beni ağır ağır kemirmeye başlamıştı. Hastaymışım gibi bakıyorlardı.
Tek kusurum geçmişimin ancak bu sabaha kadar uzanıyor olmasıydı. Ben onların geride bırakmış oldukları günlerin bir parçasıydım.
Hepsi ortak geçmişlerinden birtakım izler ve işaretler taşıyordu.
Bense olmayan geçmişimle onların bu fevkalade düzenini bozuyordum. Yüzlerine yapışmış olan tereddütlü gülümsemelerin, huzursuz kımıldanışlarının, kaçan gözlerin arkasında hafızasızlığımdan
kaynaklanan derin ve yabani bir keder vardı.

Bir adam düşünün, bir kaza sonucu belleğini yitirmiş... Geçmişini hatırlamıyor, ailesini, çevresindekileri tanımıyor ve hepsinden önemlisi, nasıl yaşayacağını bilmiyor. Birileri var onunla konuşan… Kim bu insanlar, neden bakıyorlar ona? Karanlık ve tekinsiz şehri, alelacayip suretleri kendisi yaratmış olabilir mi?

Bazen boş, bazen anlama isteğiyle bakıyor etrafa. Her şeyi yeniden öğrenerek başladığı hayatı, kâbuslarla ve geçmişinden gelen tedirginliklerle günbegün koyulaşıyor. Hatırlamak, günü yakalamak, iyileşmek… Aç gözleri!

Denizi kapatan inşaat, çok başlı ejderhalar, cadılar, Beyoğlu, gri apartmanlar, çukura indirilen ceset ve kendini arayan bir hafıza… Kapa gözleri!

Hakan Bıçakcı'dan kördüğümün ve huzursuz bir zihnin romanı…
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2011
  • Sayfa Sayısı:
    147
  • ISBN:
    9789750508899
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Caretta Caretta 
09 May 2015, Kitabı okudu, Beğendi, Puan vermedi

Okuduğum ikinci Hakan Bıçakçı kitabı. Absürd hikayelere, büyülü gerçekliklere düşkünlüğüm malum fakat Boş Zaman'ı bir Rüya Günlüğü'nü sevdiğim kadar sevemedim. Sanırım yanlış bir zamanda okudum.
Kitap tasarımını çok beğendim, baskı kalitesi de güzel.

Hakan Bıçakcı'nın son dönem hikayelerinden bir önce yazdığı Boş Zaman, hafızasını kaybetmiş Harun isminde bir karakterin uyanışı ile başlıyor. Yine Bıçakcı'dan aşina olduğumuz Rüya-Gerçek döngülü bir kitap. Anlatım ve olaylar yine iç içe geçiyor ve gerçeklik algısı kayboluyor. Basit bir şekilde ele alınmasına rağmen sonuna kadar merakla okutturdu. Sonu da güzel bağlanmış bence.
Hikayeleri kadar vurucu olmasa da beğendim.
İlk kez Hakan Bıçakcı okuyanlar için güzel bir başlangıç olabilir.

Kitaptan 1 Alıntı