Edepsizlik, Anarşi ve Gerçeklik

7,5/10  (2 Oy) · 
3 okunma  · 
1 beğeni  · 
389 gösterim
Platon'dan beri felsefe, hakikati gerçeklik yerine kavramlarda aramayı seçmiş; kavramlar dünyasının o tasarlanmış cazibesi karşısında, dünyevi olan daima yetersiz görülmüştür. Sonuç: kendi bedeninden, duygularından kaçmaya, arınmaya çalışan ve durmaksızın kavramların saf, renksiz, kokusuz, ideal güzelliğine erişmek için didinen modern insandır. Sartwell, Edepsizlik, Anarşi ve Gerçeklik'te felsefenin soyut, steril dünyasından, acıları ve kötülükleriyle hayatın çıplak gerçekliğine açıldığımızda nelerin olacağını gösteriyor bize. Alışık olmadığımız kişisel bir dille şenlik ve aşka; elbette nefret ve ölüme, kısaca hayata çağırıyor bizi, hem de üniversite kürsüsünden, felsefesinin sayfaları arasıdan...
Sartwell tezleri Nietzsche, Havel, Heidegger ve Bataille'ın görüşleriyle harmanlıyor; Amerikan yerlileri be Uzakdoğu'nun geleneklerine kulak veriyor. Ona göre, tüm ahlaki değerler olması gerekeni anlatır; olanın eksik var olduğunu söyler, gerçekliği inkar eder. İhlal ise yaşamaya "evet" demektir. Çünkü yaşadığımızı günahlarımızla, suçlarımızla, korkularımızla, acılarımızla anlarız. Dünya erdem ve güzellik kadar sidik, bok ve nefretle birlikte vardır. Aşk kadar nefret de hayatın gerçeğidir; olduğu gibi olumlanmaya ve sonuna kadar yaşanmaya layıktır.
Sertwell edepsizliği savunuyor. Ona göre, her edepsiz söz ya da fiil bedeni çağrıştır. Oysa uygarlık adına beden men edilmiş, bastırılmıştır; doğal kokuları parfümlere boğulmuş, faaliyeti kapalı odalara haspsedilmiştir. "Uygar insan" sınırlılığını inkar ederek, ölümünden, duygularından, kısacası kendinen utanan insana dönüşmüştür.
Hayatımızı böylesine "kitleyen" araçlardan biri olan devlet ise hem yalan hem de yalancıdır. Gücün ve ölümün örgütlenmiş çetesidir. Devletin yasa ve kurumları gırtlağımıza dayanmış postalları gizlemek için incelikle işlenmiş göz bağlarıdır. Artık post-totaliyer sistemlerde temel çatışma ezen/ezilen arasında değildir. Tek tek her insan hem ezen hem de ezilendir; kişi "sistemin hem kurbanı hem de payandası" olmuştur. İktidar tek tek herkesin içinden geçerek örülmüş, kişi kendisi tarafından ezilmeye başlamıştır...
Sartwell kavramlara ve ciddiyete saldırdığı bu provokatif kitabında bizi edepsizliğe ve oyuna yani hayata çağırıyor...
"Cehenneme Övgü'den ötesine geçmek isteyenlere...
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    1999
  • Sayfa Sayısı:
    191
  • ISBN:
    9789755392455
  • Orijinal Adı:
    Obscenity, Anarchy, Reality
  • Çeviri:
    Abdullah Yılmaz
  • Yayınevi:
    Ayrıntı Yayınları
  • Kitabın Türü:
Enver Zade 
15 Kas 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Yazarın kendisinden:
"Bu kitap gerçeklik hakkındadır. Yaşamanın mekânı ve yolu olarak gerçeklik hakkında; gerçeklikte ve gerçeklik olarak yaşamak hakkında. Nihayet, gerçekliği sevmek hakkında: Bu kitapta mücadelesini verdiğim şey, olan neyse, tam da olduğu
haliyle olumlanmasıdır. Bu kitap, kişinin kendini dünyayı sevebilen bir kişiye dönüştürme çabası dışında, gerçekliği dönüştürmeye yönelik tüm çabalardan vazgeçmesi halinde nelerin olabileceğini keşfe çıkıyor.."

Kitaptan 8 Alıntı

Gerçekten de, Zen dediğimiz şey bir içkinlik sanatı, dünyada olma ve dünyada kalma sanatıdır. Vietnamlı Zen ustası Thich Nhat Hanh bunu şöyle açıklar:
Bulaşıkları yıkarken, ardından içeceğiniz çayı düşünebilir ve böylelikle mümkün olduğu kadar çabuk oturup çayınızı yudumlamak için bulaşıkları ortadan kaldırmaya çalışabilirsiniz. Ancak bu bulaşıkları yıkadığınız sırada yaşamaktan aciz olduğunuz anlamına gelir. Bulaşıkları yıkarken, bulaşıkları yıkamak hayatınızdaki en önemli şey olmalıdır. Nasıl çay içerken, çay içmek hayatınızın en önemli şeyi ise. Tuvaleti kullanırken, bırakın bu hayatınızın en önemli şeyi olsun. Ağaç budamak meditasyondur. Su taşımak da öyle.

Edepsizlik, Anarşi ve Gerçeklik, Crispin SartwellEdepsizlik, Anarşi ve Gerçeklik, Crispin Sartwell

Zen Çin'de Budizmle Taoizmin bir sentezi olarak ortaya çıkmıştır ve ilk dönemin büyük Taocularının eserlerinde benzer terimlerle ifade edilmiş, benzer bir gerçek olumlaması görülür. Örneğin, Chuang Tzu da şu anahtar pasajı görürsünüz:
Usta Tungkûo Chuang Tzu'ya sorar: "Şu Yol [Tao] denen şey, nerededir?"
Chuang Tzu, "Onun olmadığı bir yer yoktur. "
UstaTungkuo, "Yapma, daha net olmalısın!"
"O bir karıncadadır."
"O kadar minik bir şeyde ha!"
"O savrulan otlardadır."
"Ama bu da çok küçük."
"Kiremitlerde ve çanak çömlekte."
"Bu kadar küçük ha?"
"Sidikte ve bokta!"
Usta Tungkuo bu kez yanıt vermez.

Edepsizlik, Anarşi ve Gerçeklik, Crispin SartwellEdepsizlik, Anarşi ve Gerçeklik, Crispin Sartwell

Şeylerle bir oluşumuz ifadesini, Emerson'a göre, nüve halinde dünya oluşumuzda, içerinin dışarıya eş olmasında, dışarının inceden inceye işlenmiş bir içeriden ibaret oluşunda bulur:
Dünya kendini bir çiğ tanesinde var eder... Her eyleme hayatımızı koyarız. Her yerde hazır ve nazır oluş öğretisi, Tanrı'nın her parçasının her yosunda ve her örümcek ağında tezahür etmesidir. Evrenin değeri her zerreye dağılmıştır. ("Compensation", s. 289)

Edepsizlik, Anarşi ve Gerçeklik, Crispin SartwellEdepsizlik, Anarşi ve Gerçeklik, Crispin Sartwell

Yuva belki bir baskı olarak algılanabilir; belki lanet okunur ona. Ancak yuvaya okuduğumuz her lanet, bir dereceye kadar, o yerde doğmaktan ve o yerin yaptığı varlık olmaktan dolayı kendine lanet okumaktır.

Edepsizlik, Anarşi ve Gerçeklik, Crispin SartwellEdepsizlik, Anarşi ve Gerçeklik, Crispin Sartwell

İşte tipik bir hikâye: Zen ustaları çubuk, eller, taş ya da uygun ne varsa onunla şok yaratırlar. Şimdi, yine Suzuki'nin naklettiği, özellikle uç birörnek:
Ummon (Yunmen) T'ang hanedanının son dönemlerinde yaşamış büyük bir Zen ustasıydı. Kendi mütevazı benliği de dahil, bütün evreni vücuda getiren hayat ilkesine vâkıf olmak için bir ayağını feda etmek zorunda kalmıştı. Huzuruna kabul edilmeden önce öğretmeni Bokuju'yu (Muchou) üç kere ziyaret etmek zorunda kalmıştı. Usla sorar, "Sen kimsin?", keşiş "Ben Bunyen'im (Wenyen)" der... Hakikatin peşindeki keşiş kapıdan içeriye buyur edilir edilmez, usta yakasına yapışır ve "Konuş, konuş!" diye bağırır. Ummon bir an tereddüt geçirir; bunun üzerine usta, "Sen işe yaramaz adamın tekisin!" diyerek onu kapı dışarı eder. Kapı arkasından hızla kapanırken. Ummon'un bir ayağı kapıya sıkışır ve kırılır. Çektiği büyük acı zavallı adamı hayatın en büyük gerçeğine uyandırır. (The Sense of Zen, s. 12)

Edepsizlik, Anarşi ve Gerçeklik, Crispin SartwellEdepsizlik, Anarşi ve Gerçeklik, Crispin Sartwell

Fiziksel acı, matem, hastalık, yavaş yavaş ölüme doğru yaklaşmak: Bunlar bizi gerçekliğe ve böylelikle kendimize döndürmek için ihtiyaç duyduğumuz deneyimlerdir. Hiç kuşkusuz, sakınmayı, gözden düşürmeyi ya da, örneğin, bir felsefi sistem kurarak dağıtmayı istediğimiz de işte bu deneyimlerdir.

Edepsizlik, Anarşi ve Gerçeklik, Crispin SartwellEdepsizlik, Anarşi ve Gerçeklik, Crispin Sartwell

Dünyayı yoksaymak, demek ki, başka şeyler yanında, "bilimsel" bilinçle de mükemmel bir uyum sergiler. Bilinç, denebilir ki, bizi doğa düzeni içinde ayrı bir yere koyar ya da doğa düzeninden koparır.

Edepsizlik, Anarşi ve Gerçeklik, Crispin SartwellEdepsizlik, Anarşi ve Gerçeklik, Crispin Sartwell

Gerçeklik pervasızdır, aman vermez ve kaçış yolu bırakmaz. Ama gerçeklik bir acı, bazen dayanılmaz bir acı kaynağıdır.

Edepsizlik, Anarşi ve Gerçeklik, Crispin SartwellEdepsizlik, Anarşi ve Gerçeklik, Crispin Sartwell