Kamyon Seçme Öyküler

8,4/10  (23 Oy) · 
86 okunma  · 
18 beğeni  · 
1.356 gösterim
Konya'dan çıkıp Beyşehir'e giden yolun başlangıcındaki dik yokuşu tırmanmaya başlayınca, herkes yanındaki ile veya çaprazlama ta öbür baştaki biriyle lafa koyuldu; birkaç kişi yalnız cıgara içip dumanını savuruyordu. Birbiri arkasına dizili tahta sıralarda oturmayıp yarım lira eksiğine en arkada yere çömelen ve kamyonun şiddetle sarsılan bu kısmında ikide birde, başlamak üzere olan uykularından fırlatılan köylüler, cıgara da içmeyerek, boş gözlerle bakışıyorlardı.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2008
  • Sayfa Sayısı:
    132
  • ISBN:
    9789750815003
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Rıfat ÇELEBİ 
11 Eki 21:42, Kitabı okudu, 2 günde, Puan vermedi

Sabahattin Ali hikayeleriyle Anadolu'dan manzaralar canlandırıyor zihnimizde.Eskilere, zor zamanlara götürüyor bizleri. Kimler yok ki hikayelerinde çiftçiler, köylüler, çingeneler, mahkumlar, daha sayamadığım niceleri... Anadolu mozağinin ezilmiş ve hor görülmüş parçaları onun hikayelerinde hayat buluyor.Zağar Mehmet, Arap Hayri, Gramafon Avrat, Çallı Halil Efe kahramanlardan sadece birkaçı.Kamyon'da kimsenin bilmediği belki de pek oralı olmadığı, yüreğimizi kah ısıtan kah burkan cefakar Anadolu insanlarının hazin hikayeleri var.Öyle ki bu "Kamyon" gerçek acılarla yüklü. Hele "Değirmen"  diye bir hikaye var ki adeta yüreğimi öğüttü, ezdi un ufak etti, ne hikayeydi o öyle... Kamyon'un bir gün size de uğraması dileğiyle iyi okumalar...

Özge Uzun 
22 Mar 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

sabahattin ali'nin öykülerinin gerçekçi ve tarafsız olduğu söylenir. gerçekçi olduğuna katılsam da yazarın öykülerine ve romanlarına düşüncelerini bu kadar katmasını doğru bulmuyorum. kurguyu bozuyor bence. bu kitaba gelecek olursak kitabı beğenmekle birlikte bana biraz eksik gibi geldi. yazarın hakkını yemek istemem böyle hissetmemin sebebi muhtemelen yüzlerce sayfalık romanlar okumaya alışmış olmam olabilir. hatta artık on on iki kitaplık seriler bile yetmiyor bize bazen. dolayısıyla beş on sayfalık öyküler yazar ne kadar yetenekli olursa olsun biraz eksik ve yüzeysel hissettiriyor.

niluferinkitapligi 
 02 Kas 17:49, Kitabı okudu, 9/10 puan

Sabahattin Ali'nin "Kamyon" kitabında,16 tane kısa öykü;tatlı tatlı,hüzünlü hüzünlü değip geçiyor insanın yüreğine.Kitabın ilk öyküsü Değirmen'de geçen "Vicdan azabı dedikleri şey,çok kısa sürer.Ondan sonra en aşağılık katil bile;yaptığı iş için,kafi mazeretler tedarik eder..."cümleleri ile insanı avucuna alan öykü,hazin sonu ile yürek burkuyor.Sonbahar ve ayrılık temaları,sevgili için ödenen bedeller,ormanı evinden bile mukaddes sayan köylüler,duyanı lime lime eden türküler;yoklar yoksulluklar,vuslatsız ayrılıklar 16 öykünün içinde neler neler var...Çok güzeldi çok...

Halil Yavuz KAYA 
16 Mar 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 7/10 puan

Tam 16 Hikayesi Sabahhattin Ali nin saklanmış bu kitabın içine.
6 Özgün hikaye, "ben buradayım " diyor diğer on hikayeye bakarak.. "Ya sizler ne arıyorsunuz burada?" sorgusu ile yargılamak da o "on" u....
Cevapları ben vereyim masum hikayeler adına isterseniz.
Bu on hikaye; Sabahhattin Ali nin diğer kitaplarında mevcut olanlardan. onlar kendiliğin den gelemiyeçeklerine göre demek ki devşirilmişler. onlar masum,, onlar sesiz...
Bazen, sözkonusu yazarımızın hikayeleri,bitmemişcesine derin bir enginlik içersin de ,okuyucunun hayal dünyasının geniş ufukları içerisine bırakılarak sonlandırılması bende hayranlık uyandırıyor,
Bazen, yine yazarımızın mükemmel anlatımı içerisinde kesin bir çizgi ile kısa ve öz anlatımla sonuçlanıyor. hoşta oluyor,
Ama bazen de güzelim hikayeyi nasıl ve neye bağlanarak biteçek diye düşünürken çok basit bir sonuçla bitmesi bende hayal kırıklığı yaratıyor.
Bu kitapta da da bu tür örnekler sergilenmiş....
Her şeye rağmen herkese güzel okumalar dilerim...

Bizimmahalleninkitapcisi 
04 Ara 18:49, Kitabı okudu, 4 günde, 9/10 puan

Bazı yazarlar vardır; bir defa kalemiyle tanışıp, kendinizi satırların büyüsüne kaptırdığınızda bırakamaz, okumadığınız da kalemini özlemekten kendinizi alamazsınız. Sevgili Sabahattin Ali'nin de okurları üzerinde böylesi bir etkisi vardır. Okumadığınız da kalemini özler, boşluğunu hissedersiniz. Nitekim biz de kitapdaşlarımla bir sohbet esnasında bir süredir Sabahattin Ali okumadığımızı ve bu usta kalemi özlediğimizi fark ederek, minik bir etkinlik yapmaya karar verdik. Her birimizin çeşitli Sabahattin Ali eserleriyle taçlandırdığı bu keyifli etkinlik kapsamında, ben de Kamyon isimli eserini okudum.
Sabahattin Ali'nin öykü kitaplarından derlenen seçme öykülerinin yer aldığı Kamyon, Değirmen ve Kağnı isimli öykü kitaplarından yedi, Ses ve Yeni Dünya isimli öykü kitaplarından ise birer öyküyü içeren on altı öykülük bir eser. Daha önce sevgili Sabahattin Ali'nin öykü türünde vermiş olduğu üç eseri severek okumuş biri olarak, bu eserlerin iki tanesinden seçme öyküleri Kamyon'da yeniden okuyarak hafızamı tazeleme imkanı buldum. Yeniden bu öykülerle karşılaşmış olmak sadece hafızamı tazelemekle kalmayıp, aynı zamanda okuma etkinliğimizi de benim açımdan daha anlamlı kıldı. Öyle ki, "özlem gidermek" düşüncesi etrafında şekillenen bu güzel etkinliğimizde, daha önceden okumuş olduğum öykülerle yeniden karşılaşmış olmam benim için etkinliğin tamamlayıcı parçasını oluşturmuş oldu. Her ne kadar özlemimi gidermiş olsam da söz konusu isim Sabahattin Ali olunca öykülerin tadı insanın damağında kalıyor. Her haliyle Anadolu insanını öylesine sade, öylesine ustaca kaleme alması, öykülerinde yer verdiği olayların yazıldığı dönemden bugüne kadar güncelliğini koruması ve bundan sonra da güncelliğini korumaya devam ederek, zamana meydan okuyacak olması, her daim dile getirdiğim gibi Sabahattin Ali'ye duyduğum hayranlığı okuduğum her bir eserinde ikiye katlıyor. Kamyon, daha önce okuduğum, okumadığım tüm öykülerle tadı damağımda kaldı ve Sabahattin Ali hayranlığıma hayranlık kattı diyebileceğim bir eserdi. Ancak, bunların yanında kitapta Sırça Köşk isimli eserden öykü görememenin beni bir parça üzdüğünü de dile getirmeden edemeyeceğim. Kamyon'un benim için eksi yönleri derlenme aşamasında Sırça Köşk'ten öykü bulundurmaması ve eserlerdeki seçme öykülerin dengesiz dağılımı oldu. Kitabı derleyen sevgili Sevengül Sönmez, kitap için kaleme aldığı ön sözünde Sabahattin Ali'nin öykü kitapları için şu şekilde kısa değerlendirmelere yer vermiş :

"(...) İlk öyküsünden son öyküsüne kadar karakteristik çizgiler taşıyan, olay eksenli bir yapı kuran Sabahattin Ali'nin öykü kitaplarına tek tek bakıldığında yapısı değişmese de öykülerinin konu ve anlatım olanakları açısından zamanla geliştiği görülecektir:

Değirmen: 1926-29 yılları arasında yazılmış öykülerden oluşan kitabın ilk bölümünde ( Değirmen, Kurtarılamayan Şaheser, Viyolonsel, Birdenbire Sönen Kandilin Hikayesi vb.) Sabahattin Ali'nin olağanüstü düşsel ve bazı motifleri ve olayları ele aldığı görülmektedir. Bu öykülerin dili dönemine göre sade olsa da anlatın şairanedir. Betimlemelere ve benzetmelere fazlaca yer verilmiştir.
İkinci bölümdeki öyküler ( Bir Delikanlı Hikâyesi, Bir Orman Hikâyesi, Kazlar, Bir Firar vb.) yeni bir anlatıma yönelişin habercisidir. Bazılarında romantik öğeler bulunsa da bunlar Sabahattin Ali'nin öykücülüğünün karakteristik özelliği "gerçekçiliği"yle yoğrulmuş, çarpıcı öykülerdir.

Kağnı: Biri dışında hepsi 1935-36 arasında yazılan öykülerin çoğu köy ve hapisane yaşantılarını anlatmaktadır. İlk kitaptaki acemilikten, şairane söyleyişten ve süslü anlatımdan uzaklaşan Sabahattin Ali, özellikle "Kağnı","Apartman", "Düşman" öykülerinde sınıf kavramına, ekonominin insan hayatındaki belirleyici özelliğine göndermeler yapar, hayatın içinden gözlem yoluyla devşirilen olaylar, sorgulayan ve eleştiren birer öyküye dönüşür.

Ses: 1936-37 yıllarında yazılan, pek çoğu, işçi ve köylülerin yaşamlarıyla ilgili öykülerdir. "Ses", "Köpek", "Sıcak Su" gibi öykülerde Sabahattin Ali'nin yurt sevgisini açıkça görmek mümkündür. Anadolu köylüsünü yabancı bir seyyah gözünden kaleme alan yazarları konuşmalarında sıkça eleştiren Sabahattin Ali,"Ses"te Anadolu'nun çileli, çaresiz ve kimsesiz insanlarını çok içten ve yalın bir biçimde dile getirmektedir.

Yeni Dünya: 1936-42 yıllarında dergilerde yayımlanan öykülerin oluşan kitap, Sabahattin Ali'nin ustalık ürünüdür. Öykücülüğünün temelini oluşturan klasik olay yapısı değişmez; ana dil çok daha yalın ve pürüzsüzdür. Dış dünyaya ait gözlemler, kahramanları iç dünyasıyla çok başarılı bir şekilde buluşturulur ve ortaya derinlikli öyküler çıkar. "Asfalt Yol" ve "Bir Konferans" isimli öykülerinde eleştirilerine mizahi bir üslup sinmiştir.

Sırça Köşk: 1944-47 yılları arasında yazılan öykülerden oluşan kitap Sabahattin Ali'nin son öykü kitabıdır. bu öykülerinde Sabahattin Ali artık "kent"e bakmakta , halkı sömüren tüccarları,doktorları ve sözde aydınları eleştirmektedir."Böbrek", "Cankurtaran", "Dekolman" hastane öyküleridir ve bu öyküler konu bakımından Türk edebiyatında ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Kitabın sonundaki dört masaldan "Bir Aşk Masalı" aşk öyküsüdür, diğer üçü "Sırça Köşk", "Devlerin Ölümü" ve "Koyun Masalı" alegorik anlatımlı eleştirel öykülerdir. Özellikle "Sırça Köşk"te Sabahattin Ali içinde yaşadığı çağı, iktidarı ve giderek tehlikeli bir hal alan faşizmi çok sert bir dille eleştirir. Siyasi olarak daha sert bir söylemin habercisi olan bu masallar,,etkisini kısa sürede gösterir, 1947'de yayımlanan Sırça Köş Bakanlar Kurulu kararıyla toplatılır.
Sabahattin Ali'nin gerçeği ve acıyı katıksız bir yalınlıkla anlatan öyküleri , modern tragedya olarak değerlendirilebilecek ölçüde etkileyicidir. "

Kitabın ön sözündeki bu kısa, öz ve bir o kadarda güzel değerlendirmeler doğrultusunda, kitabın Sabahattin Ali'nin öykü türünde vermiş olduğu tüm eserlerden eşit sayılabilecek bir oranla seçilmiş ve derlenmiş olmasını çok isterdim. Bu vesileyle sevgili Sevengül Sönmez'in dile getirdiği yıllara yayılmış gelişim sürecini okurlar olarak tek bir eserde daha yakından gözlemleme olanağı bulabilirdik. Ama yine de tüm bu güzel öyküler Sabahattin Ali'nin kıymetli kaleminden döküldüğü için nasıl derlenmiş olursa olsun, her haliyle okurunu etkileyecek, tadını damaklarda bırakacak türdendi.Eğer Sabahattin Ali'nin kalemi ile tanışmadıysanız mutlaka tanışmanızı, güzel eserlerini okumanızı ve okutmanızı tavsiye ediyorum. Yavaş yavaş tüm eserlerini tamamlama yolunda, Kamyon'u en son hatta bir süre ara verdikten sonra okumanızı özellikle tavsiye ederim.Böylece bu derleme eserle Sabahattin Ali'ye duyduğunuz özlemi taçlandırabilir, anlamlı kılabilir ve üstada güzel bir veda edebilirsiniz.

Okan Turan 
19 Mar 12:58, Kitabı okudu, 6/10 puan

Seçme öykülerden oluşan bu kitap sizi biraz daha Sabahattin Ali'ye yakınlaştırıyor. Alın, okuyun, okutun. Kalbiniz güzellik görür böylece.

bütün hikayeler birbirinden etkileyici. sabahattin ali ve eserleri bambaşkadır.

Kitaptan 7 Alıntı

'' Zaten seni burada tek başına görünce benim gibi düşündüğünü anlamıştım. Doğru değil mi ama? Şu dünyayı adamakıllı görmeden, dünyanın ne olduğunu adamakıllı anlamadan buradan gidecek olduktan sonra ne diye buraya geldik sanki ? Yaşadığımızın farkına varmayacak olduktan sonra ne diye şaşırıyoruz ?''

Kamyon, Sabahattin Ali (Sayfa 29)Kamyon, Sabahattin Ali (Sayfa 29)
Rıfat ÇELEBİ 
10 Eki 14:21, Kitabı okudu, İnceledi, Puan vermedi

Değirmen
Siz sevemezsiniz adaşım,siz şehirde yaşayanlar ve köyde yaşayanlar;siz,birisine itaat eden ve birisine emredenler;siz,birisinden korkan ve birisini tehdit edenler...Siz sevemezsiniz.Sevmeyi yalnız bizler biliriz...Bizler:Batı rüzgarı kadar serbest dolaşan ve kendimizden başka Allah tanımayan biz Çingene'ler.

Kamyon, Sabahattin Ali (Sayfa 15 - Yky / Değirmen)Kamyon, Sabahattin Ali (Sayfa 15 - Yky / Değirmen)
Halil Yavuz KAYA 
17 Mar 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

Çumra Kanalının suları Beyşehir Gölünden çıkarken su rengindedir; Konya Ovasında kan renginde...
Siz buna, ovanın kırmızı toprağının rengidir diyeceksiniz; ben, Dedemköylü Mehmet' le kardeşinin kanlarının rengidir diyeceğim.
Konya Ovasının ufukları mavi değil, sarıdır, sapsarıdır...
Siz bunun, rüzgarın kaldırdığı tozlardan böyle olduğunu söyleyeçeksiniz; ben, Konya Hapishanesinde yatan Zağar Mehmet'in benzinin sarılığından diyeceğim.

Kamyon, Sabahattin Ali (Sayfa 50)Kamyon, Sabahattin Ali (Sayfa 50)
Fatma İsot 
27 Haz 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Çiçeklerin açtığı mevsimde, senin kollarına yaslanan ve çiçekler kadar güzel kokan bir vücutla uzak su kenarlarında oturmak ve öpüşmek, yoruluncaya kadar öpüşmek hoş şeydir...
Seni gördüğü zaman zalimce başını çeviren gururlu bir dilberin kapısı önünde ve ay ışığı altında sabaha kadar dolaşmak, bunu candan arkadaşlara ağlayarak anlatmak gene hoş şeydir.
Fakat sevgili bir vücutta bulunmayan bir şeyi kendisinde taşımaya tahammül etmeyerek onu koparıp atabilmek, işte adaşım, yalnız bu sevmektir.

Kamyon, Sabahattin Ali (Sayfa 26)Kamyon, Sabahattin Ali (Sayfa 26)
Halil Yavuz KAYA 
17 Mar 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

Bu bakışta kin yoktu, çünkü aralarında kin doğuracak bir şey geçmemişti. Bu bakışta yalnız toprak ve su kavgasının gölgeleri, insanın içini kapkaranlık yapan gölgeleri vardı.

Kamyon, Sabahattin Ali (Sayfa 53)Kamyon, Sabahattin Ali (Sayfa 53)
Halil Yavuz KAYA 
17 Mar 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

Tesadüfün pek merhametli olmadığını ve birbirine böyle yakın olanları bir ikinci defa karşı karşıya getirmediğini biliyorlardı.

Kamyon, Sabahattin Ali (Sayfa 30)Kamyon, Sabahattin Ali (Sayfa 30)