Kelimeler ve Şeyler İnsan Bilimlerinin Bir Arkeolojisi

10,0/10  (1 Oy) · 
10 okunma  · 
1 beğeni  · 
750 gösterim
Theophile Gautier, Velazquez'in "Las Meninas"ını ilk kez gördüğünde, kendini "Tablo nerede?" diye haykırmaktan alıkoyamamıştır. İlk bakışta, tablo basit bir konuyu işlemektedir. Kralın beş yaşındaki kızı "infante" Margarita, nedimeleri ("las meninas") ve soytarılarıyla çevrelenmiş olarak tablonun ortasındadır; en dip tarafta, saray nazırının silueti görülmektedir. Dip duvarın üzerinde bir ayna vardır ve aynadan İspanya kralı IV. Felipe ile kraliçe Avusturyalı Maria-Anna'nın görüntüleri yansımaktadır. Ve ressamın kendisi, üzerinde çalıştığı tuvali bize ters dönmüş olarak görünmektedir. O halde, resmi yapılan kimdir, kimlerdir? Nedimeler mi, küçük prenses mi, yoksa kral ve kraliçe mi? Tablonun mekanı nerededir? Ressamın çalıştığı atölyede mi, yoksa kral ile kraliçenin bulunduğu yerde mi? Acaba iki tablo mu vardır? Öyleyse, asıl tablo hangisidir? "Las Meninas", bakanın bakılan olduğu ve tablonun kişilerinin arasına katıldığı tek resimdir; ayna, kral ile kraliçenin görüntüleriyle birlikte, bizimkini de yansıtmak durumundadır. Foucault, İnsan Bilimlerinin Arkeolojisi'ni oluşturmaya bu noktadan itibaren başlamaktadır.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2013
  • Sayfa Sayısı:
    539
  • ISBN:
    9789755330754
  • Orijinal Adı:
    Les Mots Et Les Choses Une Archeologie Des Sciences Humanies
  • Çeviri:
    Mehmet Ali Kılıçbay
  • Yayınevi:
    İmge Kitabevi Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 2 Alıntı

Dilin resimle olan bağlantısı sonsuz bir ilişkidir. Bunun nedeni sözün yetersizliği ve görünenin karşısında kapatmaya boşuna uğraşacağı bir açığının olması değildir. Bunlar birbirlerine indirgenemez niteliktedirler: gördüğümüz şeyleri istediğimiz kadar anlatalım, görünen şey hiçbir zaman söylenen şeyin içine sığmaz ve söylenmekte olan şey imgeler, eğretilemeler, kıyaslamalar aracılığıyla istendiği kadar gösterilmeye çalışılsın, bunların ışıklarını saçtıkları yer gözlerin gördüğü değil de, sentaksın ardışıklığının tanımladığı yerdir. Öte yandan özel ad bu ayırımda bir yapmacıktan başka bir şey değildir: parmakla işaret etmeye, yani konuşulan mekândan, bakılan mekâna farkına varmadan geçmeye olanak vermektedir; yani onları sanki aralarında uyumluymuşlar gibi birbirleri üzerine uygun bir şekilde kapatmaya izin vermektedirler. Fakat, eğer dil ile görünenin ilişkisi açık tutulmak istenirse, eğer uyumsuzluklarından hareketle her ikisine de en yakın durumda kalmak istenirse, bu durumda özel adları silmek ve lekenin sonsuzluğu içinde kalmak gerekir.

Kelimeler ve Şeyler, Michel Foucault (Sayfa 36)Kelimeler ve Şeyler, Michel Foucault (Sayfa 36)

İşaretleri konuşturmaya ve anlamlarını keşfetmeye olanak veren bilgi ve tekniklerin bütününe yorumbilim adını verelim; işaretlerin nerelerde olduklarını ayırmaya, onları işaret olarak ihdas eden şeylerin neler olduklarını tanımlamaya, bağlarının ve bağlantılarının yasalarını öğrenmeye olanak veren bilgi ve tekniklere semiyoloji adını verelim: XVI. yüzyıl semiyoloji ve yorumbilim, benzerlik biçimi içinde çakışmıştır. Anlamını aramak benzeşenleri açığa çıkarmaktır. İşaretlerin yasasını aramak, benzeyen şeyleri keşfetmektir. Varlıkların grameri, onların yorum yoluyla çözümlenmeleridir. Ve bunların konuştukları dil, onları birbirlerine bağlayan sentakstan başka bir şeyi anlatmamaktadır. Şeylerin doğası, bir arada yaşamaları, onları bağlayan ve aracılığıyla iletişimde bulundukları zincirlenmeden, benzerliklerinden farklı değildir. Ve bu benzerlik, dünyayı bir uçtan diğerine kat eden işaretler ağının içinden başka hiçbir yerde ortaya çıkmaz.

Kelimeler ve Şeyler, Michel Foucault (Sayfa 62)Kelimeler ve Şeyler, Michel Foucault (Sayfa 62)