Korkunç Yıllar Bütün Eserleri 4

8,9/10  (17 Oy) · 
47 okunma  · 
14 beğeni  · 
857 gösterim
Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam, Yazarın kendi hayat hikâyesine dayanan savaş romanlarıdır. Henüz öğrenci iken, askere alınan ve ikinci Dünya Savaşı'na sürülen Kırım'lı bir gencin hikâyesidir. Roman, Teğmen Sadık Turan'ın hatıraları olarak anlatılmaktadır. Almanlara karşı savaşırken, birliklerindeki Rusların zulmünü göre Sadık Turan esir düşer. Alman esaret kamplarında birbirleriyle ilgilenmeye çalışan bir avuç Türk soylu askerin ayakta kalmak için girdikleri mücadeleler anlatılır. Savaşın ve esaretin bütün acıları, karanlık yüzü bu insanların çektiklerinde yansıtılır. Otuz bin kişilik esir kampında ayakta kalabilenlerin sayısı sınırlıdır ve bir kısmı da Yahudi sanılarak Alman askerleri tarafından öldürülmüştür.

Derken, bir gün Almanların esir kamplarındaki Türk soyluları ayırarak bir birlik kuracakları ve Sovyetlerin işgali altındaki Türk yurtlarını kurtarmak üzere savaştıracakları duyulur. Şüpheler, endişeler, tereddütler, büyük bir heyecan ve ümide karışır. Rus üniformaları çıkartılır, Alman elbiseler giyilir; Türkistan Kurtuluş Lejyonu kurulmuş olur.

Ancak, ümitlerin hayal olması için fazla zaman gerekmez. Almanların savaşı kazansalar bile Türk yurtlarını kurtarmak gibi bir meseleleri olmadığını çabuk anlarlar.

Teğmen Sadık Turan, savaş sonunda, yurdunu, bütün insanlarıyla birlikte kaybetmiş, Kırım'ı ancak hayalinde yaşatabilecek olan genç insan, italya'da bir otelde otururken, bütün bu olup bitenlerden sonra yaşamak isteğini kaybediyor gibidir; içinde hayat ve umutsuzluk çarpışıyor: ""Onların boğuşması bütün varlığımı temelinden sarsıyor. Beni yavaş yavaş yıkıyor. Korkuyorum. Ben artık sokaklara çıkıp, sevdiğim insanlarla bir arada yaşayamayacağım. Elimden tutup beni dünyada gezdirecek birini araştırıyorum. Öyle biri var mı acaba? Belki var. Ya yoksa? Kalbim ve düşüncelerimle, gene de yer yüzünde her şeyi, canlıyı, cansızı yaratmış olan Allah'ıma uzanıyorum. Allah'ım sen beni bırakma. Sen beni koru Allahım.
Muhammet Çelik 
01 Ara 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Korkunç Yıllar --- Cengiz DAĞCI

Kırım Türklüğü, Türkiye Türklüğü ile neredeyse eş zamanlı Milliyetçilik akımlarının başladığı hatta bazı noktalarda bizi geçtiği bir yer. Bunun sözüm ona ceremesini ise yaklaşık 100 yıldır çekmektedirler.

İlk Önce Çar rejiminin yoğun baskısı ve eğitim engelleme çalışmaları, daha sonra menşevikler ve en sonunda ise Bolşeviklerin yaptıkları.

Hiç şüphesiz bu baskıda en büyük hainliği ise Bolşevikler yapmıştır.
Devrimden önce Kırım Türklerine her türlü özeklik ve hakları vereceklerini tahahhüt etmişler, daha sonra önce kısmı katliyamlara ve göçlere daha sonra 2. Dünya savaşında sorgusuz askere almalara ve en nihayetinde ise bütün Kırım Türklüğünü göçe zorlayarak Kırım'ı Türksüzleştirmeye neden olmuşlardır.

Bu kitapta 2. Dünya Savaşında SSCB tarafında savaşan bir teğmenin başından geçenler yukarıdaki tarihin küçük bir özeti olarak anlatılmaktadır.

19-20. Yüzyıllar Türklerin en kara yüzyıllarıdır. Bu kara lekelerden biri bu kitapta gizlidir.

Önemli Not: Filmi ile kitap herzamanki gibi paralel değildir.

Okumanız tavsiyedir.

Sevda 
 24 Oca 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi

Eserde zaman 2. Dünya Harbi yıllarıdır. Eserin ana karekteri Sadık Turandır. Eserin türü için anı diyebiliriz.Olaylar Sadık Turan çevresinde gelişir. Cengiz Dağcı ile Sadık Turan arasında ortak özellikler vardır: İkiside Kırım Tatar Türküdür. Kırımın Kızıltaş köyünde doğmuştur. Almanlara esir düşmüşlerdir.

Eserde Kırım Tatarların çektikleri zulümler, acılar anlatılır. Ruslar burada yaşayan halkı rahat bırakmamış, köylere baskın düzenleyip halkın canına kastetmişlerdir. Camileri yıkmışlar. Türklere Türkçeyi unutturmaya çalışmışlardır bunun için sık sık alfabe değiştirmişlerdir.

İnsan canının pahasına da olsa vatanı için mücadele etmelidir. Bir milleti ayakta tutan dili ve dinidir. Bir millet diline sahip çıkmazsa asimile olur başka milletlerin boyunduruğu altında yaşamaktan başka çaresi yoktur. Peyami Safanın sözüyle dilin önemini vurgulayabiliriz: "Dilini kaybeden millet bir millet herşeyini kaybetmiş demektir." Bu din içinde geçerlidir. Milli benliğimizi korumamız için dinimizi ve dilimizi korumalıyız. Ruslar Kırım Tatarlarının diline, dinini yok etmekle onların vatanlarını parçalamaya çalışmışlardır.

Kırım Tatarlarının çektikleri acıları, işkenceleri hakkında bilgi sahibi olmak için okunması gereken kitaplardan biri.

Mehmet Y. 
05 Tem 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Cengiz Dağcı mühim bir yazardı. Eserleriyle üniversite yıllarımda tanıştığım ve adeta fahri bir Kırım Türk’ü olmamı sağlayan bir yazardı. Hatta yazarlığından da öte hayatıyla mühim bir yazardı. O bir Kırım Tatar’ıydı. 1919 yılında dünyaya gelmiş; İkinci Dünya Savaşı’nı cephede yaşamış ve savaş sonrası ülkesinden ayrılmak zorunda kalan yüz binlerce Kırımlıdan biri olarak Londra’ya yerleşmişti. Bütün kitapları Türkiye’de yayınlanmasına rağmen Türkiye’ye hiç gelememiş bir yazardı ve bu haliyle dünyada eşi olmayan bir örnekti belki de. ‘Onlar Da İnsandı’ adlı romanı Milli Eğitim Bakanlığı’nın tavsiye ettiği ‘100 Temel Eser’ arasında yer alıyor. Ayrıca birkaç sene öncesine kadar ‘Korkunç Yıllar’ ve ‘Yurdunu Kaybeden Adam’ merkezli olmak üzere hayatı ve eserleri lise edebiyat müfredatlarında yer alıyordu. Türkiye’deki Kırımlılar tarafından da iyi bilinen bir yazar elbette.

Dağcı’nın eserlerinin hemen hemen tamamı Kırım’da geçen hikâye ve anılardan oluşur. Kırım’ın asli unsuru olan Türklerin bilhassa Stalin döneminde uğradıkları zulümler ve nihayetinde 18 Mayıs 1944 tarihli ‘Büyük Kırım Sürgünü’ ile Türklerin yok edildiği bir Kırım projesinin gerçekleşmesine kadar uzanan hazin süreç anlatılır. Bu anlamda Dağcı, mazlum Kırım
Türklerinin ve hatta sadece Kırım Türklerinin değil, sürgüne maruz bırakılan diğer Kırım halklarının da sesi olmuştur.

Dağcı’nın ilk eseri Sadık Turan’ın Hatıraları’dır. Ancak hacim olarak hayli büyük olan kitap Varlık Yayınevi tarafından 1956 ve 57’de iki kitap halinde yayınlanır; Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam. Dağcı’nın hayatına dair biyografik çizgileri taşıyan eser, edebi değer bakımından Dağcı’nın acemilik dönemi eseri olmasına rağmen etkileyicilik bakımından belki de en iyileridir. Çünkü anlatılanlar gerçeklik hissi vermektedir. Savaş sırasında zorla Sovyet Ordusuna alınan Dağcı, Almanlara esir düşer. Almanlar ilerleyen süreçte esir Sovyet Türk askerlerini toplayarak bir Türkistan Lejyonu oluştururlar ve bu lejyon bu sefer Türk ilkelerinin Rus işgalinden kurtarılması için Alman saflarında çarpışırlar. Ancak Dağcı, Almanların da Ruslardan farklı olmadığını görecektir. Korkunç Yıllar ve onun devamı niteliğinde olan Yurdunu Kaybeden Adam, Cengiz Dağcı’dan kesitler taşısa da sonuçta kurguya dayanan bir roman ikilemesi. Romandaki ana karakter Kırımlı Sadık Turan. Onun macerasını okurken aslında pek de bilmediğimiz II. Dünya Savaşı yıllarına ve o savaşta Türk halklarının yaşadığı acılara şahit oluyoruz.

Bence mutlaka ama mutlaka okunması gereken bir ikilemedir Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam…

Beytullah Ömer DUMLU 
23 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bu kitabı lisede edebiyat hocamız tüm sınıfa okutmuştu.Gerçekten güzel bir kitap elinize aldığınızda bırakamıyorsunuz.Olaylar çok sürükleyici okuru kendine çekiyor.Okumanızı tavsiye ederim.

Emin Aydıncı 
22 Ağu 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

TÜRKİ ülkelerinde yaşayan insanlara yapılan zulümlerin birinci ağızdan anlatımı.

Kitaptan 10 Alıntı

Sevda 
 24 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi

Vatan
Hey sevdiğim vatanım,
Bu canım kurban sana...

Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı (Sayfa 246 - Ötüken)Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı (Sayfa 246 - Ötüken)
Muhammet Çelik 
28 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Her işine, Türk'üm; onun için yaşıyorum, onun için yapıyorum diye başlarsan sana lüzumlu kuvveti, kabiliyeti, damarlarındaki kanda bulursun.

Korkunç Yıllar, Cengiz DağcıKorkunç Yıllar, Cengiz Dağcı
Sevda 
24 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi

Bir millet düşman kamçısı altında "Vatan! Vatan" diye inleyerek mahvoluyor.

Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı (Sayfa 117 - Ötüken)Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı (Sayfa 117 - Ötüken)
Mehmet Y. 
20 Oca 15:15 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Yurduma bir daha dönemeyeceğimi hissediyordum. İstasyonda anam, babam, kardeşlerim, hısım akraba toplanmıştı… Kompartıman penceresinden onlara bakarken hayatımın acı tatlı günlerini düşünüyordum. Bu onları sonuncu görüşümdü. Annem, sağ elini bana doğru kaldırmış, sol eliyle, omuzlarından aşağı sarkan atkısının ucunu tutarak gözlerinin yaşını siliyordu. Tren son bir düdük daha çaldı, sonra lokomotifin bağrından fışkıran kara bir duman aramıza girerek bizi birbirimizden ayırdı.

Korkunç Yıllar, Cengiz DağcıKorkunç Yıllar, Cengiz Dağcı
Sevda 
24 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi

Gazetelere bakıyorum. Hep Tatar sözleri, hep Tatar kelimeleri Rus harfleriyle yazılmış (...) Neden bilmem, bir çocuğun sınıfta karatahtaya Rus harfleriyle Tatarca yazan elini görür gibi oluyorum. Küçük bir el; vücut, kafa, göz yok; yalnız zayıf bir el gözlerimin önünden gitmiyor. Ağlamak, hayır, gülmek istiyorum. Mektuplarında, babama, bana eski destanlarımızdan birkaç satır gönder diye yazacak olsam, babam bana, "Siyer-i Nebi"yi, "Çora Batır"ı bu harflerle mi gönderecek?

Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı (Sayfa 48 - Ötüken)Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı (Sayfa 48 - Ötüken)
Sevda 
24 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi

Doğru, yanlış; kalbimin bana emrettiğini yaptım. Belki o günler hayatı olduğu gibi gördüm. Ama hayatın başka yolları varmış, ben ne bileyim!

Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı (Sayfa 250 - Ötüken)Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı (Sayfa 250 - Ötüken)
Sevda 
24 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi

Tatar'ım. Ana yurdum Kırım. Orada doğdum, orada büyüdüm. Asker oldum. Almanya'ya karşı harb ettim. Günün birinde cephede esir düştüm. Bir yıl esir kaldım. Esirlikte hayat zordu. Hayat bize orada işkence oldu. Dayandım gene de. Hayata kırılmadım bile!

Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı (Sayfa 250 - Ötüken)Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı (Sayfa 250 - Ötüken)
Mehmet Y. 
20 Oca 15:05 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

“Parolaya cevap almadan, teğmeni niçin bıraktın?” diye soruyor.
Kerim susuyor. Süleyman sert ve emredici bir sesle tekrar:
“Niçin? Emri bilmiyor musun?” diye soruyor
“Müslüman’ca konuştu Süleyman ağa. Ateş edemezdim ya.”

Korkunç Yıllar, Cengiz DağcıKorkunç Yıllar, Cengiz Dağcı
Mehmet Y. 
20 Oca 15:04 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Sadık doğru söylüyordu dil herkesindi. Dil sadece âlimin olur muydu? Sadık bunu ispatlamak için Süleyman’ın bölüğünde nöbet tutan Kırımlı Kerim’in yanına parolasız varmayı ve onunla Tatarca konuşacağını söyleyerek bir aylığına iddiaya giriyor.

Süleyman bu teklife gülüyor: “ Ya sana ateş edecek olurlarsa” diyor. Sadık cevap vermiyor bu soruya. Çadırdan çıkarak tank meydanına doğru yürüyor. Süleyman ne olur ne olmaz diye Sadık’ın peşinden koşuyor ve kulağına fısıldıyor:

“Bu gece parola, Don. Unutma, parola, Don. Don Vazgeç Sadık gitme “ diyor. Sadık, Süleyman’ı kenara itiyor, kamptan çıkıyor. Kerim’in nerede olduğunu kati olarak bilmiyor. Karalamadan ilerliyor. Kerim değil de başka biri çıkarsa. Kalbine yavaş yavaş bir korku giriyor. Alnında soğuk ter damlaları hissediyor. Elleri titriyor, dizleri tutmuyor. Fakat geri dönmek Süleyman’a korkaklığını belli etmek olacak. Korkaklığını kimseye belli etmek istemiyor. Bizi birbirimize bağlayan kuvvetin vatan sevgisi ve lisan olduğunu Süleyman’a ısbat etmek için kamptan çıkıp buraya gelmişti. Gece zifir karanlık, sessiz, korkunç. Etrafta gizli nöbetçilerin yaklaştığını hissediyor. Şimdi ansızın bir ses “Parola “ diye bağırsa “Kerimin sesi olduğunu nerde bileceğim” diye tereddüt ediyor. “Bağıran beklide bir Rus olacak” diyor. Yere yatıp sürüne sürüne geri kampa dönmek istiyor. Dua ediyor. “Allah’ım beni koru “diye biraz daha ilerliyor. Ansızın, sessizce gecenin kara perdesini bir ses yırtıyor:

“Stoy’ Parol” (Dur Parola.)

Arkasından, göz açıp kapamaya vakit kalmadan bir şarjör şakırtısı.

“Kardaş! Sen kimsin? Vatandaşını mı öldürecen?”

Ses yok. Bekliyor. Rus’sa kurşun sıkacak. Kerim’se… Dilinin ucunda “Don” kelimesi var, fakat söylemiyor. Karanlıkta, hafif, fakat keskin bir ses:

“Ulan kimsin? Yakına gel bakayım…”

Yanına yaklaşıyor. Kara bir insan gölgesi Sadık'ı başından ayaklarına kadar süzüyor.
“Bereket versin Tatarca cevap verdin. Teğmen arkadaş. Vallahi az kalsın ateş edecektim. Uğurlar olsun, ne tarafa böyle.”
“Gezintiye çıkmıştım… Kerim sen misin? “ diyor, Sadık.
“Benim parolayı bilmiyor musun?”
“Hayır.”
Kulağına eğilerek:
“Don “diye fısıldıyor.

Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı (Ötüken Neşriyat)Korkunç Yıllar, Cengiz Dağcı (Ötüken Neşriyat)

Kitapla ilgili 1 Haber




Burası çok ıssız