Solaris

8,4/10  (22 Oy) · 
50 okunma  · 
22 beğeni  · 
1.127 gösterim
20. yüzyıl bilimkurgu edebiyatının başyapıtlarından sayılan Solaris, insanlığın bilimle ve başka gezegenlerle ilişkisini ele alıyor. Kris Kelvin, Solaris'in yüzeyindeki okyanus üzerinde araştırma yapmak ve evreni anlamak üzere bu gezegene gelir. Çalışmalarına başlayınca, bastırılmış anılarla yüklendiği acılı bir deneyim yaşamaya başlar. Bir süre sonra, yalnız olmadığını, diğer araştırmacıların da benzer şeyler yaşadığını görür. Okyanusun, kimsenin kaynağını ve sebebini bilmediği bu anıları yaratan canlı bir organizma olduğu fark edilince, bilim insanları araştırmalarının odağını değiştirerek kendi içlerine yönelirler... Solaris, Freud'dan Jung'a uzanan süreçte farklı psikanalitik kuramları üstü örtülü bir biçimde tartışırken, insanoğlunun başka dünyalara dair duyduğu merakı ve bilimsel-teknolojik hırsını sorguluyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2014
  • Sayfa Sayısı:
    236
  • ISBN:
    9789754706253
  • Çeviri:
    Mehmet Aközer
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Bekir İstanbul 
05 Kas 16:00, Kitabı okudu, 11 günde, 7/10 puan

Gibarian neden ölmüştü? Ne Snow ne de Sartorius olan biteni anlatmaya kararlı değildi. İkisininde çok garip şeyler yaşadığı kesindi. Bir de duyduğu şu tuhaf sesler... Kelvin olan biteni anlayabilecek miydi...

Solaris uzak uzayda iki tane güneşi olan bir okyanus gezegenidir. Kelvin buradaki hayatı araştırmaya gelmiştir. Acaba Solariste yaşam var mıdır? Yoksa Solaris yaşayan bir gezegen midir?

Heyecanlı ve gizemli başlayan kitap beni daha sonraları sıktı. Kasvetli, düş ile gerçek arasında geçen ufak tefek olaylar pek keyif, heyecan ve gizem vermemeye başladı. Sıkıcı, cansız bir felsefe çabası, gerçeklik sorgusu... Bilim kurgu dalında önemli bir yapıt olduğu kesin, bugüne kadar üç kere filmi çekilmiş. Zannedersem en başarılı olanı Andrey Tarkovsky'nin çekmiş olduğu yapımdır. Filmini de izlemeyi düşünüyorum...

Serdar Poirot 
12 May 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 7/10 puan

Fena değil diyebileceğim bir bilim kurgu romanı. Kris Kelvin bir araçla Solaris gezegenine ayak basar. Ancak buluşacağı bilim adamlarından birini ölü bulur. Kendisine Snow yardım etmek ister ancak Snow da garipleşmiştir ve Kris artık kimseye güvenmemektedir. Solaris gezegeninde okyanus haricinde hayat yoktur. Bu okyanus da çeşitli canlılar oluşturarak kendini savunmaktadır. Kris bir gün uyandığında yanında 5 sene önce ettiği laflar yüzünden intihar eden eski sevgilisi Rheya'yı görür. Bu imkansızdır. Büyük ihtimalle okyanusun oyunudur ancak bu oyunu Kris ve Snow nasıl bozabilecektir? Felsefi kısmı biraz fazla olsa da yine de güzel bir roman.

Cavanşir Gadimov 
08 Eki 09:32, Kitabı okudu, 1 günde, Beğendi, 7/10 puan

Bir bilim kurgu romanı. Ancak diğer bilim kurgu romanlarından farklıdır. Felsefi bir boyutu da var. Ana karakter Kelvin uzayda, iki güneşin olduğu Solaris gezegenindeyken bir çok şeyi sorgular, anlamaya, algılamaya çalışır. Ancak bu gezegendeki herşey, ya da canlımsı okyanus, insan aklının, idrakinin ötesinde bir şeydir. İnsanlar, bilim adamları ise yıllarca sadece izler, gözlem yapar, kayıt alır ancak anlamaya ve bağlantı kurmayı, bekledikleri anlamda gerçekleştiremez. Ta ki bir gün istasyonlarına konuklar gelmeye başlayana kadar.

güzin tanyeri ışık 
29 Oca 2015, Kitabı okumadı, Puan vermedi

filminden çok etkilendiğim solaris'in (tarkovsky) kitabı kim bilir nasıldır, diye düşünmüştüm. solaris'te olan bitenin altında yatan psikolojik temellendirme beni çok heyecanlandırmıştı ve acaba solaris'e gitsem benim başıma neler gelirdi, diye hayal ettiğimi hatırlıyorum. kitap edebi dille yazılmış bir eser değil, bir bilim kurgu romanından ne kadar beklenebilirse işte. ama konusu kitabı bilim kurgu türünden çıkarıp neredeyse psikolojik roman yapıyor.

Kitaptan 12 Alıntı

Kozmosa çıkıyoruz, her şeye hazırız: Yalnızlığa, zorluğa, tükenişe, ölüme hazırız. Alçak gönüllülükten söylemeye dilimiz varmıyor ama, kendimize hayran hayran baktığımız oluyor. Ama çok, çok yazık! Birazcık yakından baktığımızda bütün o şevkin aslında düzmece olduğunu görüyoruz. Aslında kozmosu ele geçirmek değil istediğimiz, yalnızca Yer’in sınırlarını kozmosun sınırlarına dek genişletmek Filanca gezegen bizim gözümüzde Büyük Sahra gibi kıraç, öteki Kuzey Kutbu gibi buz tutmuş, başkası Amazon Havzası kadar bereketli olsa olsa. İnsansever ve şövalye ruhluyuz: Başka soyları köleleştirmek değil niyetimiz, onlara kendi değerlerimizi miras bırakmak, karşılığında da onların mirasını devralmak istiyoruz. Kutsal Bağlantı’nın Savaşçıları sayıyoruz kendimizi. Bu da bir başka yalan! Yalnızca İnsan’ı arıyoruz biz, başka dünyalara gereksinimimiz yok. Ayna gerek bize. Başka dünyaları ne yapacağımızı da bilmiyoruz. Tek bir dünya, kendi dünyamız, yetiyor bize. Ama olduğu gibi de kabul edemiyoruz onu. Kendi dünyamızın ülküsel bir imgesi peşinde koşup duruyoruz hep: Bizimkinden üstün bir gezegen, üstün bir uygarlık arıyoruz, ama kendi geçmişimizin prototipi üzerinde gelişmiş olsun istiyoruz. Ve aynı zamanda yüzyüze gelmek istemediğimiz, kendimizi sakınmaya çalıştığımız bir şey var içimizde. Ama o hep içimizde kalıyor, çünkü Yer’den yola çıkarken bir ilk günahsızlık durumunda değiliz. Gerçeklikte nasılsak buraya öyle geliyoruz, sayfa çevrilip de gözlerimizin önüne serilince gerçeklik -kendi gerçekliğimizin sessizce geçiştirmeyi yeğlediği miz yanı yani- artık sevmiyoruz onu.

Solaris, Stanislaw Lem (Sayfa 74 - İletişim Yayınları)Solaris, Stanislaw Lem (Sayfa 74 - İletişim Yayınları)
sena dökmeci 
24 Ağu 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

''İnsanoğlu başka dünyalar, başka uygarlıklar bulmak için yola düşmüştü ama, karanlık geçitlerde gizli bölmelerden oluşan kendi öz labirentini tanımamış, kendi mühürlediği kapıların ardında neler yattığını bulup çıkaramamıştı.''

Solaris, Stanislaw LemSolaris, Stanislaw Lem

“Anladığım şuydu daha doğrusu: Beni kandırmaya çalışan o değildi, çünkü o Rheya olduğuna içtenlikle inanıyordu. Bendim onu kandıran.”

Solaris, Stanislaw LemSolaris, Stanislaw Lem

“Işık durmadan serpiliyordu, sanki her an yeni bir alanı ele geçirmek, odayı ışığa boğmak istercesine bulduğu her pürüzsüz yüzeye kuruluyordu."

Solaris, Stanislaw LemSolaris, Stanislaw Lem

“Sanırdınız ki tanımlanan türün sayısız örnekleri vardı. Oysa varolan bir tek bireydi - şöyle yedi yüz milyar ton çeken tek bir birey.”

Solaris, Stanislaw LemSolaris, Stanislaw Lem
sena dökmeci 
24 Ağu 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

''Yalnızca insanı arıyoruz biz, başka dünyalara gereksinimimiz yok. Ayna gerek bize. Başka dünyaları ne yapacağımızı da bilmiyoruz. Tek bir dünya, kendi dünyamız yetiyor bize; ama olduğu gibi de kabul edemiyoruz onu. Kendi dünyamızın ülküsel bir imgesi peşinde koşup duruyoruz hep. Bizimkinden üstün bir gezegen, üstün bir uygarlık arıyoruz; ama kendi geçmişimizin prototipi üzerinde gelişmiş olsun istiyoruz. Ve aynı zamanda yüz yüze gelmek istemediğimiz, kendimizi sakınmaya çalıştığımız bir şey var içimizde. Ama o hep içimizde kalıyor; çünkü Yer’den yola çıkarken bir ilk günahsızlık durumunda değiliz. Gerçeklikte nasılsak buraya öyle geliyoruz, sayfa çevrilip de gözlerimizin önüne serilince gerçeklik -sessizce geçiştirmeye çalıştığımız yanımız- artık sevmiyoruz onu.''

Solaris, Stanislaw LemSolaris, Stanislaw Lem

“Geometrik bir senfoni gibi tasarlanmıştı her şey, ama onu işitecek kulak yoktu bizde.”

Solaris, Stanislaw LemSolaris, Stanislaw Lem
arden 
28 Tem 20:28, Kitabı okudu, 8/10 puan

İnanabileceğimi düşünebildiğim tek Tanrı bu benim, tutkusu kimsenin tutsaklığına son vermek olmayan, hiçbir şeyi kurtarmayan, hiçbir eriği yerine getirmeyen bir Tanrı - yalnızca var olan bir Tanrı.

Solaris, Stanislaw LemSolaris, Stanislaw Lem
2 /