Soluk Bir An

7,7/10  (3 Oy) · 
4 okunma  · 
1 beğeni  · 
421 gösterim
Son yılların en dikkat çekici yazarlarından Behçet Çelik'in yeni romanı Soluk Bir An, yazarın önceki kitaplarından izler taşıyor; bireyin yalnızlığı, dış dünya ile zamanın insanın üzerinde yarattığı baskı, iletişimsizlik ve hiç dinmeyen boşunalık duygusuyla iç içe geçmiş, her durumda kendisine bir yol çizebilen yaşama isteği... Soluk Bir An, sıradan, açık ve anlaşılır görünen hayatlarımızın gerçekte nasıl bir iç karmaşa taşıdığını anlatıyor.

Herkesin yürüdüğü yoldan yürümenin daha sorunsuz ve kolay olacağı umuduyla hayati konulardaki seçimlerini yapmış olan Taner'in, hiç beklemediği bir anda, ummadığı bir solukla altüst olan dünyasını tanıyoruz Soluk Bir An'da. Behçet Çelik, Taner'in hikâyesinden yola çıkarak zamanın ve aşkın uğultusuna kulak kabartıyor.

İkili ilişkilerin kırılganlaştığı, yaşama inancın pamuk ipliğine bağlandığı o "soluk an"ları büyük bir başarıyla anlatıyor Behçet Çelik. En çözümsüz sorunların yine böyle soluk anlarda çözüme kavuşabileceğini de unutmuyor. Soluk Bir An, kusursuz, akıcı bir Türkçeyle yazılmış, tadına vara vara okunabilecek bir roman.
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2012
  • Sayfa Sayısı:
    220
  • ISBN:
    9789750714375
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 15 Alıntı

"Sevinmeyi öğrenmemiş olanlar üzülemiyorlar da. Dehşet duyuyorlar ancak. Canlanacak gibiyken, büyüsü ya da duası tutmamış tahta bir oyuncağın kalakalmışlığı, olmamışlık, olamamışlık - başka bir seferin imkansızlığı. Üzülmek de akış istiyor sevinmek gibi. Bu yüzden hep sarhoş olmalı. En azından bir kımıltıdır."

Soluk Bir An, Behçet Çelik (Sayfa 200)Soluk Bir An, Behçet Çelik (Sayfa 200)

"Bir insanı başka bir insanla aldatırız sanmak ne kadar yanlış. Bir insanı ancak onunla aldatırız. Ona başka biri muamelesi yaptığımızda."

Soluk Bir An, Behçet Çelik (Sayfa 77)Soluk Bir An, Behçet Çelik (Sayfa 77)

"Herkesin birbirine yalan söylemek zorunda olduğu bir düzeni vardı dünyanın. "Yalan dünya" dedikleri bundan başka bir şey değildi."

Soluk Bir An, Behçet Çelik (Sayfa 197)Soluk Bir An, Behçet Çelik (Sayfa 197)

"Lüzumsuz yere ne kadar önemsiyoruz kendimizi, duygularımızı açıklamıyor, diplomatik demeçler veriyoruz her seferinde; sözlerimizle haklar kazanılıp gasp edilecek, ülkeler, sınırlar değişecekmiş gibi. Bizi yıllar sonra da haklı çıkaracağını umduğumuz laflar geveliyoruz ağzımızda. Zamana hakim olacağımızı sanıyoruz böyle yapınca; ellerimizin arasındaki yegane zaman kayıp gidiyor; görmüyoruz."

Soluk Bir An, Behçet Çelik (Sayfa 176)Soluk Bir An, Behçet Çelik (Sayfa 176)

"İnsan yeryüzünde yer kaplıyormuş, kaçamazmış bundan. Başkalarının daha irikıyım olmasının hükmü yokmuş. Kapladığın yer seninmiş. Ödünç veremez, kiralayamazmışsın. Ne kadar saklanırsan saklan, sıran gelir, sen de atarmışsın bir kağıt. Düştüğü yerde yangınlar, sokak kavgaları, ihanet, intikam, hissizleşme, kendine acıma..."

Soluk Bir An, Behçet Çelik (Sayfa 100)Soluk Bir An, Behçet Çelik (Sayfa 100)

"İnsan kendine acımayagörsün, dünyanın merkezinde olduğunu sanmaya başlıyor. Dünya girdaplardan oluşmuş oysa; herkes kendi girdabında, hortumunda, kuyusunda, bataklığında, balçığında."

Soluk Bir An, Behçet Çelik (Sayfa 69)Soluk Bir An, Behçet Çelik (Sayfa 69)

"İnsan ömrünü kendine bir benlik, kişilik oluşturmakla geçiriyor, sonra gün geliyor önündeki en büyük engelin bunlar olduğunu fark ediyor."

Soluk Bir An, Behçet Çelik (Sayfa 52)Soluk Bir An, Behçet Çelik (Sayfa 52)

"Her zaman rahatsızlık değildir insana olmayacak şeyler söyleten, bazen de ansızın rahatlayınca boşalır zemberekler."

Soluk Bir An, Behçet Çelik (Sayfa 63)Soluk Bir An, Behçet Çelik (Sayfa 63)
2 /