"Telaş etmeyin evlatlarım," dedi, "Hiç acele etmeyin. En doğru anı seçeceğiz, o zaman ben en öne çıkacağım. Süngülerinizi takmış ve keskinleştirmiş olarak siz hazır beklerken elimi kaldırdığımı gördüğünüzde, peşimden gelin.'
Yalın Türk askerinin ruhunu yepyeni bir cesaretle ateşlemişti. Hepsi de onu cehenneme kadar izlemeye hazır durumdaydı.
Karşı tarafta, düşman mevzilerindeyse yeni ordunun iki acemi taburu, yani 6 ncı North Lancashire ile 5 nci Wiltshire taburları yorgun fakat deneyimli Yeni Zelandalılar'ın yerini alıyordu.
Şafaktan önce kullanılabilecek durumdaki bütün Türk topları ateşlenerek düşman mevzileri yoğun bir ateş altına alındı. Sabaha karşı 3:00'de Mustafa Kemal siperlerden çıktı. yürüyerek ilerledi. İngilizler ateş açtı. Bir kurşun saatini parçaladı, fakat kendisine gene bir şey olmadı. Yaralanmış olsaydı, hücum asla gerçekleştirilemeyecekti. Adamları o takdirde parmaklarını bile oynatmayı reddedeceklerdi.
Top atışı kesildi. Bir an için Mustafa Kemal, adeta güçlü bir lider figürü olarak, tek başına, ayakta durdu. Hemen sonra bir elini kaldırıp ileriye atıldı. Yabanıl naralar atan Türk piyadesi, karşı durulmaz bir süngü denizi halinde dalga dalga onun ardından tırmanmaya başladı. İki Ingiliz taburunu ezip geçtiler. North Lancashire taburu bozuldu ve kaçmaya başladı; Wiltshire taburuysa, son askerine kadar süngüden geçirildi. Türkler tepenin eteklerinden aşağıya doğru, denize kadar her şeyi ezip geçtiler. İngiliz savaş filosu, üzerlerine bombalar yağdırdı. Dev şarapneller ve demir parçaları sağanağı, toprakta kocaman delikler açıyordu. Geri çekildiler ve siper kazdılar, ancak, Conkbayırı tepesini temizlemişlerdi. Çarpışma kazanılmıştı.