10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2026 22:09
Merhabalar değerli kitapseverler bugün sizlere Ulaş Salih Özdemir'in kaleminden çıkan Siz Hiç Kanser Oldunuz mu? adlı kitabı tanıtmak istiyorum. Salih yedi yaşında iken gecenin üçünde kolon kanseri yüzünden babasını kaybediyor. Bu ölüm sonrasında Salih'e ve kız kardeşi Fatma'ya herkes ilgi gösterip yaşadıkları acıyı hissettirmemek için uğraşıyorlar. Salih'in babasının ölümünün üzerinden çok geçmeden Salih'in annesinin isteği üzerine Ankara'dan Kırşehir'e taşınıyorlar. 31 Ekim'i 1 Kasım'a bağlayan gece 23.00'da Salih'in karnına bıçak saplanır tarzda bir ağrı meydana geliyor ve Salih hastaneye gidiyor yapılan tahliller sonrasında doktorlar hemoroid tanısı koyuyor ama Salih'ten çok kan geliyor ve yoğun bakım ünitesine sevk ediliyor. Kanama durdurulması sonrasında Salih akrabalarının tavsiyesi üzerine Kayseri'ye Erciyes Tıp Fakültesine yaşadığı şikayetler dolayısı ile tedavi olmak üzere yola çıkıyor. Sonra neler mi oldu sonrası kitapta. Salih hangi hastalığa yakalandı? Salih tedavi sırasında neler yaşayacak? Salih yaşadığı hastalığı atlatabilecek mi? Tüm bu soruların cevapları ise kitabın içerisinde saklı. Kitabın her bir sayfasını kalbim sızlayarak okudum. Haydi okuyucular sizleri bu etkileyici kitabı okumaya davet ediyorum. Yazarımızın kalemine sağlık okuyucusu bol olsun.
Siz Hiç Kanser Oldunuz mu?Ulaş Salih Özdemir · Az Kitap · 20256 okunma
MUHAKKAK OKUNMASI GEREKEN BİR ANI-BELGESEL BAŞ YAPIT
10/10
·804 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 00:00
(E) SOSYOLOG ALBAY ALİCAN TÜRK’ÜN; “28 ŞUBAT – SİNCAN’DAN TARİHE NOTLAR” KİTABI DEĞERLENDİRMESİ (E) Sosyolog Albay Alican TÜRK’ü ilk defa 2025 yılı Ağustos ayı başında tanımış ve tanışmıştım. Üç kitabı vardı hepsi de ilgi alanımda olan. Bundan önce iki kitabını okumuş ve geniş birer değerlendirme ve tanıtım yazısı yazmıştım. Tanışmamızın hemen arkasından, kısa süre içinde gelmişti bu okuma ve değerlendirme faaliyetlerim. Sayın yazarın bir kitabını okumamış olmayı ise büyük bir eksiklik olarak görüyordum kendi adıma. Tam 800 sayfa ve büyük boy (sayfa ölçüleri büyük) olan kitabını sona saklamıştım. Ve bugün (09.01.2026), sayın yazarı tanımamın ve kitapları ile tanışmamın üzerinden henüz beş ay geçmiş iken, son kitabını da okuyup bitirmenin ve bu tanıtım ve değerlendirme yazısını yazmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bakınca insanın gözünü korkutan bu çok kalın kitabı okumaya 25.12.2025 günü başladım ve sistematik/düzenli bir okuma ile 09.01.2026 günü bitirdim. Yani günde ortalama 50 sayfa okuyarak 16 günde bitirmiş oldum. Okumamın bu kadar uzun zaman almasının sebebi –yukarıda da bahsettiğim üzere- 800 sayfa ve sayfa boyutlarının büyük olmasının yanında, notlar alarak analitik bir okuma tarzını tercih etmem idi. Önceden iki cilt olarak basılmış, daha sonra ise iki cilt birleştirilerek tek kitap olarak piyasaya çıkmış. Kitap, 1. cilt ve 2. cilt olarak bölümlendirilmiş. Sayın yazarın kim olduğu ve onu nasıl tanıdığım ve tanıştığım konularına önceki iki kitabının değerlendirmesinde genişçe yer verdiğim için burada tekrar etmeye gerek görmüyorum. **** Siyasal İslamın bitmek tükenmek bilmeyen asker alerjisi ve rövanş alma manevraları… Taa 1950’lerde başlıyor aslında bu furya. Yine çok güçlü bir sağ iktidar ve yine askeri pasifize etme, kodları, genleri ve teamülleri ile
28 Şubat: Sincan'dan Tarihe Notlar (Cilt 1-2)Alican Türk · Galeati Yayıncılık · 202310 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
BIRAKMIYORLAR İYİ BİRİ OLAMAM
Puan vermedi
DOSTOYEVSKİ : Fyodor Mihayloviç Dostoyevski 1821 Moskova - 1881, Sankt-Peterburg), Rus roman, kısa öykü ve deneme yazarı ve gazeteci. Pek çok edebiyat eleştirmeni tarafından, Dünya edebiyatının en mükemmel yazarlarından birisi olarak kabul edilmekte ve eserleri, olağanüstü tesir bırakmış şaheserler olarak nitelendirilmektedir. Çocukluğunu sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçiren Dostoyevski, annesinin ölümünden sonra Sankt-Peterburg'daki Mühendis Okulu'na girdi. Babasının ölüm haberini de burada aldı. Okulu başarıyla bitirdikten sonra istihkâm bölüğüne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski, ilk kitabı İnsancıklar'ı 1846 yılında yayımladı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. 4 ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya’ya gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Mariya Dmitriyevna İsayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Sankt-Peterburg'a yerleşti. Sankt-Peterburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserlerini yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de, arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,6bin okunma
Kişisel Gelişimde de Ahlak Aramak...
Puan vermedi·328 syf.··
2024 62. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2024 01:02
Kişisel Gelişimde de Ahlak Aramak... Sistem Liderliği - Ahmet Şerif İzgören. 1. Yazar diğer sistemlerin yerine kendisi Türkiye'ye özgü bir sistem oluşturmak istiyor. 2. Sadece iletişimi güçlü olan yöneticiler için "insan olarak çok iyi ama…" yönetemiyor falan gibi bir duruma kendini düşürme. 3. Aynalama Kavramı: İletişimde siz gülümserseniz karşınızdaki de gülümser somurtursanız karşınızdaki de somurtur. 4. Ses tonu ve fizik. insanlar dış görünüşe ve tavırlara göre puan verirler. 5. Farklı olan hatırlanır, etkiler ve akılda kalır. Sizi hatırlatacak bir tarzınız veya özelliğiniz olsun. Hitler bıyığı, Türkeş Kaşı gibi örnekler veriyor burada yazar. Tabi bu daha işlevsel hale de getirilebilir. 6. Güven - Tutarlılık - Yaratıcılık bir lider için en önemli vasıflardan birisidir. 7. Karizma varsa vardır yoksa yoktur. Sonradan kazanılabilecek bir şey değildir. Yoksa boşunda uğraşmayın. (Yazar buradaki duruşuyla karizmanın sonradan kazanılıp kazanılmayacağına dair tartışmada kazanılamayacağı tarafını tutuyor.) 8. 9.00- 17.00 mesaisi yapan bir Sistem Lideri yoktur tarihte ya da "Ben işe iki saat uğrayayım, siz işleri halledin" diyen. Bu yetki devri değil, işten kaçmaktır ve ekip her şeyi hisseder, sözlerle ve teorilerle ekibi kandıramazsınız. Ekipler taşın altına elini sokan Sistem Lideri ister, "onu böyle, bunu da şöyle yapın" diyen değil. Osmanlı tarihine bakın, kazanılan savaşlar hep padişahların ordunun başında sefere katıldıkları savaşlardır. Ne zaman Dolmabahçe yapılır ve padişahlar sarayın o büyük salonlarına saklanırlar, savaşlar kaybedilmeye başlanır. 9. Tony Buzan: "Zihin Haritalama" diye bir metot geliştiriyor. Ana fikir ve diğer fikirleri alt alta yazmadan ortaya yazıp ana fikir ve diğerlerini ayrıştırır. 10. Sorumluluk - İnanırlılık - Tutarlılık: Güven.
Edebiyat
Sistem Liderliği; İş Yaşamında 100 KanguruAhmet Şerif İzgören · Elma Yayınevi · 20241,328 okunma
8/10
·117 syf.··
2024 7. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2024 13:28
Öncelikle Said Nursi'nin hayatında ne gibi şeyler olduğundan kısaca bahsedicem eğer kitabı okurken bu bilgileri edinmek istiyorum diyorsanız burayı geçebilir ve kitap hakkındaki yorumlarımı okuyabilirsiniz dilersenizde bu bölümü okuyup Said Nursi hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Said Nursi Bitlis'in Hizan ilçesine bağlı Nurs köyünde dünyaya geliyor. Az zamanda çok bilgi öğrenerek medrese hayatını çoğu kişiden erken bitiriyor. Bu dönemde nedense işe yarayan çoğu kişilerde olduğu gibi Said Nursinin de önüne taş konmaya çalışılıyor tabi bu bir kereliğe mahsus değil. Günümüzde de halen sorunumuz olan doğu eğitimleri ilede ilgileniyor öyleki doğuda bir medrese bile açmış, talebelerine de bu konuda nasihat etmiştir. 31 Mart vakası, Şeyh Said isyanı derken yok yere oradan oraya sürgün ediliyor. Çeşitli nedenlerden dolayı hapse atılıyor. Tüm bu zorlu şartlar yetmezmiş gibi defalarca zehirleniyor. Tek amacı var oda insanların imanını kurtarmak onlara yardımcı olmak. Gittiği bütün hapishaneleri bir medreseye çeviriyor. İnsanları günahlarından döndürmeye ve tövbe etmeye teşvik ediyor. Ölümünden bir süre sonra da farklı kişiler tarafından Said Nursinin o dönemin mücedditi olduğu söyleniyor. Birde Said Nursi kendi hayatını nasıl ayırmış ondan bahsedeyim. Said Nursi kendi hayatını eski Said, yeni Said ve 3. Said olarak ayırmış ESKİ SAİD DÖNEMİ: Bu dönemde siyasetle uğraşmış insanlara bu şekilde faydalı olacağını düşünmüştür. Akli ve felsefi ilimlerle uğraşmıştır. Hatta eğitimin hem fenni hem de ilmi olması gerektiğini düşünmektedir. YENİ SAİD DÖNEMİ: Eski Saidin aksine daha çok kitaplara çekilmiş ve kitap yazarak insanlara faydalı olmaya çalışmıştır. Siyasetten uzaklaşmıştır. Mantık ve ilimden sünühat ve ilhama geçiş yapmıştır. ÜÇÜNCÜ SAİD DÖNEMİ: Bu dönemde de vasiyetleri
Bediüzzaman'ın HayatıEmre Eren · Muştu Yayınları · 200056 okunma
öldükten sonra elbet millet gömüldüğüm çukurun üzerine bir taş daha diker
Puan vermedi·176 syf.··
2024 219. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2024 11:36
burada şu ana dek yazmış olduğum incelemeler arasındaki bu en uzun incelememi okuyan herkese şimdiden teşekkürler (ben olsam uzun demez okurdum. kendim yazdım diye demiyorum. valla. bak yemin ettim. lol.) okumuş olduğum bu kitap floridadaki ringling kolejinde mimarlık, sanat ve tasarım dersleri veren christopher s. wilson tarafından 'gelecekteki anıtkabirin ötesini tahmin edebilmek için geçmişteki anıtkabirin aydınlatılması' amacıyla/düşüncesiyle yazılmış. yazar bu amacını/düşüncesini kitabın hemen başında; ''bu kitap Mustafa Kemal Atatürk (1881-1938) hakkında değildir - en azından doğrudan. Kitap Atatürk' ün Osmanlı kenti Selanik'te (günümüzde Yunanistan'a ait) doğumundan bahsetmediği gibi, gümrük memuru bir babanın oğlu olarak geçirdiği çocukluğu hakkında da değildir. Bu kitap Atatürk'ün Osmanlı İmparatorluğu ordusunda kariyerinin daha başlarında gösterdiği başarıya odak­lanmadığı gibi, imparatorluğun Birinci Dünya Savaşı'nın ardından işgal edilmesi karşısında duyduğu hoşnutsuzluğu da anlatmıyor. Kitabın konusu ne Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı (1919-23) sırasında ve sonrasındaki liderliği, ne de onun Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı (1923-38) olarak gerçekleştirdiği laikleşme ve Batılılaşma yönündeki reformlarıdır. Son olarak, her ne kadar hikayemiz için girizgah işlevi görseler de, bu kitap Atatürk' ün son günleri ve ölümü hakkında da değildir.'' diyerek dile getirip kitabın içeriği, sınırı konusunda okuyucuya gerekli uyarıyı/açıklamayı yaparak başlar. Atatürk'ün mezar mimarisi üzerinden ulusal kimliğin inşasının ve oluşturulan/oluşturulmaya çalışılan bu inşanın sürdürülmesi konusunu yazar kitapta 7 ana 20 ara başlığa ayırarak okuyucuya anlatmaya çalışır. ben de hem kitabı daha doğru
Türk Tarihi
Anıtkabir'in Ötesi Atatürk'ün Mezar Mimarisi Ulusal Benliğin İnşası ve SürdürülmesiChristopher S. Wilson · Koç Üniversitesi Yayınları · 04 okunma