Havva

Havva
Insan her daim yaşadigi anı kiymetini bilmeliydi.Başımıza gelen her kötü şeyin bize öğretmek istediği bir amacı vardı.Bazen iyi bazen kötü .Bazen de,yaşamamak için ne kadar uğraşsa da o anı yaşardı insan..
Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını bilerek yürür insan,çölleşmiş bir hayatta, bir zamanlar sığındığı vahanın bile artık serap olabileceğini kabullenerek, umudunu suskunluğa emanet eder.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Durumu kabul edin ve yolunuza devam edin. Hayat, direnç gösterdiğimizde daha da ağırlaşır, kabullendiğimizde hafifler. İlerlemek, bazen her şeyi olduğu gibi kabul etmekle başlar. Mehmet Gündoğdu
Kelimelerin Sığınağında
Belli bir yaştan sonra insan, kelimelerin ağırlığını değil, sessizliğin gerçekliğini daha çok duyuyor. Çevrendeki insanlar aynı kalsa da, frekansların çoktan başka yönlere savrulduğunu fark ediyorsun. Konuşmaların içi boşalıyor, yüzler tanıdık ama ruhlar yabancılaşıyor, sırf yalnızlık ürkütmesin diye ya da eski günlerin hatırı kalmasın diye o çevrelerde durmayı sürdürüyor insan.Ama yazmak… Yazmak bambaşka bir âlem. Kelimeler, kimsenin dokunamadığı bir yerden çıkıp kendi yolunu buluyor. seni yargılamayan, seni bölüp parçalamayan, seni olduğun hâliyle kabul eden bir sığınak oluyor. Yazı, içinden akıp giden bir nehir gibi, hem taşıyor hem arındırıyor hem anlatıyor hem dinliyor. İnsan bazen kalabalıkların bile veremediği o derin anlaşılma hissini sadece kağıdın sessiz yüzünde buluyor. Kim bilir, belki de gerçekten aynı frekansta olan biri bir yolculuğa çıkmış, sana doğru geliyordur.
Eskiden her şeyi masaya yatırmadan duramazdım, şimdi susmanın, geçip gitmenin ve hiçbir şeyi zihnimde büyütmemenin huzuruna inanıyorum.
Hiçbir şey yolunda değil ama umurumda da değil, insan bazen, tutunamadığı her şeyi kendi haline bırakıp sessizce vazgeçişlerin kıyısında durmayı öğreniyor.