Havva

Havva
Insan her daim yaşadigi anı kiymetini bilmeliydi.Başımıza gelen her kötü şeyin bize öğretmek istediği bir amacı vardı.Bazen iyi bazen kötü .Bazen de,yaşamamak için ne kadar uğraşsa da o anı yaşardı insan..
Günaydın! Gözler uykulu, ruh hâlâ yorganla sarmaş dolaş...Ama bugün Cuma! Yani "hafta sonunun fragmanı" yayınlandı.Bol bol dua, biraz tembellik, azıcık dedikodu ve çokça iç huzur diliyorum.Hayırlı cumalar, kahvaltıya simit alanın sevabından bize de yazsın! #hayirlicumalar #Günaydın
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kanadı Kırık Zamanlar
Son zamanlarda içimde tarif edemediğim bir ağırlık var. Sanki ruhumun kanadı kırılmış da uçamıyor gibiyim. Ne ileri gidebiliyorum ne de geriye dönebiliyorum; iki hemzemin arasında kalmış, ne tarafa yöneleceğini bilemeyen bir tren gibi hissediyorum kendimi. Önümü görememek, beni bilinmezliğe doğru iten bu sis perdesi, içimde derin bir kaygıya yol açıyor. Hayatın gürültüsü içinde kendi sesimi duyamaz oldum.Elimden geleni yapıyorum aslında. Dua ediyorum içten içe, Rabbime sesleniyorum. Yürüyüşlere çıkıyorum, kitaplara sığınıyorum. Ama hiçbir şey tam olarak içimdeki boşluğu doldurmuyor. Sanki dünya dönmeye devam ediyor ama ben bir yerlerde takılı kalmışım. Zaman ilerlivor ama ben olduğum yerde d yorum.Kendimi bazen bir yol ayrımında değil, iki sıkışık ray arasında kalmış gibi hissediyorum. Ne bir tren geçiyor ne de ben o raylardan çıkabiliyorum. Bu sıkışmışlık, bu belirsizlik hali... İnsanın içini en çok da bilinmezlik ürkütüyor zaten.Biliyorum, geçecek. Çünkü her mevsimin bir sonu, her karanlığın bir sabahı vardır. Ama bazen insan o sabahın geleceğine dair inancını kaybetmekten korkuyor. Şu anda belki sadece durmam, dinlenmem, yeniden doğmam gerekiyordur... Kim bilir?
Yeşereceğin Toprağı Bulmak Bazen birinden bir adım bekleriz. Bir mesaj, bir arama, bir "Nasılsın?" bile içimizdeki tüm kırgınlığı silmeye yetecektir. Ama o adım gelmez. Gelmediği gibi, bizde biriken soru işaretleriyle yalnız kalırız. "Acaba ben mi fazla oldum?" diye düşünürüz. Oysa gerçekte fazla değilizdir, sadece yanlış kişiye doğru yönelmişizdir. Hayat, kiminle yürümek istediğini gösterir aslında. Bir insan seni görmek istemiyorsa, orada kalmak için daha fazla çaba harcamak seni sadece yorar. Sevmek, özlemek, çabalamak... Bunlar hesapla yapılmaz. Sevgi taktik kaldırmaz. Sevgide strateji yoktur, olduğu zaman zaten samimiyet yok olur. Bir tohumun bile toprağa ihtiyacı vai nesi için doğru Senin sevgini,ilgini, kalbini hak eden insanlar vardır. Ama her yer senin yeşereceğin toprak değildir. Ve bu kötü bir şey değil. Bu seni değersiz yapmaz. Aksine, seni gerçek değerini bilen bir toprağa daha da yaklaştırır. O yüzden artık üzülme. Biri seni istemiyorsa, özlemiyorsa, seni hak etmiyordur. Senin sevgin kıymetlidir. Sadece doğru yere ulaşmamıştır henüz. Sabret. Sen yeşereceksin. Sadece toprak değiştirmen gerek.
Orta Asyadan dünyaya yayılan köklü bir tarihin başlangıcı;Türklerin, yeryüzünde ilk türeyip ve oradan Dünya'ya dağıldığı coğrafya olan Orta Asya (Doğu Türkistan) Çin esareti altın da, çeşitli işgencelere maruz kalıyor.Oksızlıktan ödün vermeyerek büyük mücadelelerle aldıkları kutsal coğrafya, Çin’in etnik asimilasyon politikaları karşısında ezilmektedir.Pusulayı nereye çevirsek kollektif bir işgence,periyodik bir tutuklama,eziyet....Müslüman nüfusun ağırlıklı olduğu ülkelerde yaşanan bu zülüm çok ciddi boyutlara ulaşmış durum da.Bir topluma ve bir dini inancı ortadan kaldırmaya yönelik bu ağır bir sistematik faliyetlerin varlığı yadsınamaz bir gerçek.Bu işgencelere dünya sessiz kaldığı sürece birşeyler asla düzelmeyecek. Duanın ötesinde bir fiili iradeye topyekün ihtiyacımız var.