Gassal; son yıla damga vuran en harika iş. Ölümün sadece bedenden değil ruhtan ibaret olduğunu arabesk bir üslupla anlatılmıştır. Dünyada her gün yaklaşık 100.000 insan ölüyor. Bu kadar saf, soğuk ve gerçek. "Ölümün binlerce kapısı vardır." demiş şair. İnsanlar çıkıp girebilsin diye... Bütün zevkleri bıçak gibi kesen ölümü neden çokça hatırlamıyoruz? Belleğimiz derin kuyularda, grift mağaralara kaybedilmiş nesneyi bulma ve onu geri getirme arzusuyla olsa da ne yazık ki elimiz boş dönüyoruz. İnsan ölümden saklanır ölümle yüzleşmek, ona gerçek bir gözle bakmak çoğu kez canımızı sıkar. Ne güzeldir ki ölüme bakabilen insan, dünya hayatının gelip geçiciliğini idrak eden insandır. Ölüm bize, bu evrenin dışında bizi bekleyen bir yurt olduğunu, kurak çöllerden edebi esintilerin bizi beklediğini fısıldar. Hız ve tüketim çılgınlığı ölümden saklanmak için en uygun yöntem olsa da bu aşırı tempoda nereye kaçarsak kaçalım beyhudedir. Güzel yaşayan güzel ölür."insan plan yapar, Tanrı güler"derler. Biz hayatla ilgili ne tasarlarsak tasarlayalım sonunda hayatımızın üzerinde nihai denetimine sahip değiliz. Hayat; hastalık afet veya travmalarla kesintiye uğruyor ve dünyaya o güne kadar bilme biçimimiz dönüşüme uğruyor ne yazık ki.Sahici bir hayat için ölümün soluğunu ensemizde hissederek yaşayabilmemiz, her anın kıymetini bilmemiz gerekiyor aslında. Aldığımız her nefesin hakkını vererek, iki kapılı handa gündüz gece giden bir yolcu olduğumuzu unutmadan kırmadan dökmeden... Son pişmanlık fayda etmez denir son nefes havaya karıştığında ardımızda Bir hoş seda, güzel tanıklıklar, hayırlı işler, güzel kokular bırakabildiysek ne mutlu bize. Görmemezlikten geldiğimiz o edebiyat yurdunda, en güzel azığımız olacak.Şartlar değişir, herşey birdenbire yok olur ve hayatın içinde bir dönemde öyle bir