Havva

Havva
Insan her daim yaşadigi anı kiymetini bilmeliydi.Başımıza gelen her kötü şeyin bize öğretmek istediği bir amacı vardı.Bazen iyi bazen kötü .Bazen de,yaşamamak için ne kadar uğraşsa da o anı yaşardı insan..
Gerçek güzellikler,yaşandikça değerini gösterir. Ramazan'ın,bayramın neşesini,huzur ve bereketini bir insan; sağlığı yerindeyse, ailesi hayattaysa, geleceğe dair bir şeylerin hayalini kurabiliyorsa, çevresinde insanlar varsa dünyanın en zengin insanlarından biri olduğunu anlayarak idrak ediyorsun.O yüzden ki Ramazan Bayramı'nın huzur ve bereketi tüm gönüllere dolsun.Küsler barışsın, tatlılar kıvamında, harçlıklarınız bol olsun. Yeni ve güzel başlangıçlar nasip olsun. Gazze'deki çocukların bayramlıklarına kan değmesin. Bayramınız mübarek olsun.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ölüm;
Gassal; son yıla damga vuran en harika iş. Ölümün sadece bedenden değil ruhtan ibaret olduğunu arabesk bir üslupla anlatılmıştır. Dünyada her gün yaklaşık 100.000 insan ölüyor. Bu kadar saf, soğuk ve gerçek. "Ölümün binlerce kapısı vardır." demiş şair. İnsanlar çıkıp girebilsin diye... Bütün zevkleri bıçak gibi kesen ölümü neden çokça hatırlamıyoruz? Belleğimiz derin kuyularda, grift mağaralara kaybedilmiş nesneyi bulma ve onu geri getirme arzusuyla olsa da ne yazık ki elimiz boş dönüyoruz. İnsan ölümden saklanır ölümle yüzleşmek, ona gerçek bir gözle bakmak çoğu kez canımızı sıkar. Ne güzeldir ki ölüme bakabilen insan, dünya hayatının gelip geçiciliğini idrak eden insandır. Ölüm bize, bu evrenin dışında bizi bekleyen bir yurt olduğunu, kurak çöllerden edebi esintilerin bizi beklediğini fısıldar. Hız ve tüketim çılgınlığı ölümden saklanmak için en uygun yöntem olsa da bu aşırı tempoda nereye kaçarsak kaçalım beyhudedir. Güzel yaşayan güzel ölür."insan plan yapar, Tanrı güler"derler. Biz hayatla ilgili ne tasarlarsak tasarlayalım sonunda hayatımızın üzerinde nihai denetimine sahip değiliz. Hayat; hastalık afet veya travmalarla kesintiye uğruyor ve dünyaya o güne kadar bilme biçimimiz dönüşüme uğruyor ne yazık ki.Sahici bir hayat için ölümün soluğunu ensemizde hissederek yaşayabilmemiz, her anın kıymetini bilmemiz gerekiyor aslında. Aldığımız her nefesin hakkını vererek, iki kapılı handa gündüz gece giden bir yolcu olduğumuzu unutmadan kırmadan dökmeden... Son pişmanlık fayda etmez denir son nefes havaya karıştığında ardımızda Bir hoş seda, güzel tanıklıklar, hayırlı işler, güzel kokular bırakabildiysek ne mutlu bize. Görmemezlikten geldiğimiz o edebiyat yurdunda, en güzel azığımız olacak.Şartlar değişir, herşey birdenbire yok olur ve hayatın içinde bir dönemde öyle bir
2024'ün son demleri...
Takvimlerden bir yılı daha devirmeye sayılı günlerin kaldığı şu zamanlar da bu yılın öğretilerini rehber ediniyoruz kendimize.Hatalarimiz, günah ve sevaplarimiz, hayatımızdaki insanlar....Herşey bu düzeneğin bir parçası adeta. İnsan evladı toprağa kök salmak,bir yere yurt edinmek ister. Bizim bu evrende aradığımız aidiyet ve aşinalıktir aslında. Hepimiz birer kendi derinliklerini bilmeden ve kendine bile söz geçiremeden yaşam süren insan yığınlarıyız. Yeryüzünde her şey o kadar hızlı değişime uğruyor ki hafıza çapa atacak bir liman bulamıyor ne yazık ki. Hızlı akan bu zamandan değişimlerin baş gösterdiği bir yıl daha bitiyor. Geçmiş ve geleceğinden yara almış travmatik bir toplum olarak,zorluklarla baş etme yeteneğimizi etkileyebilecek sayısız değişken olsa da vakur duruşu ile hızla akan zamanı meydan okuyoruz. Benim için bu yılın öğretisi; hiçbir şeyi zorlamamak ve ısrar etmemek. Arkadaşlıklar, ilişkiler, geleceğe dair plan ve hayaller. Hiçbir kapıyı zorlamamak, hiç kimseye ısrar etmemek. Emeğin kadar çabalayıp kenara çekilmek ve tevekkül etmek. Yapacak hiçbir şey kalmadıysa bile durup sadece beklemek gerek. Elinden gelenin fazlasını yapmaya çalıştıkça ziyan oluyor her şey. Bazen olmadığını kabul etmek gerek. Israrla açılan kapının ardına geçmektense dışarıda kalmak her zaman daha soylu bir davranıştir. Hayatla uzlaşmak için önce kayıp yenilgi ve bozgunlarımızla barışmamız gerekiyormuş. İnsan dünyayı kendi bakışında taşıyor en nihayetinde 🙋🏿‍♀️👩🏿‍🌾✍🏿
Doğu Anadolu; Binlerce yılın hafızasını,toprağında saklayan kadim bir kültürdür Doğu Anadolu. Ülkemizin bu bölgesini düşünürken, denize dönüşen masalsılığın dalarak "unutulan" kavramının etrafında bir zaman yolculuğuna çıktım. Doğu'nun kaderiydi belki de unutmak,unutulmak. İnsan neden unutur ki? Yaşanan derin ızdırapları, haksız kayıpları, elinden alınan özgürlüğü ve büyük utançların gölgesinde var olabilmenin kefareti miydi unutmak? Her şeye rağmen gülebilmek, hayal kurabilmek ve Umut edebilmek için ödenen bir bedel miydi yoksa? Aslında nasıl muhteşem bir tarihin en güzel kalıntıları da olsa ne yazık ki geçmişin izlerini silemeyendi Doğu Anadolu. Haykırmıyor ama fısıldıyordu mutlu zamanların görkemini. Eğer hissedebiliyorsanız, gerçekten içten görebiliyorsanız vakıfsınızdır o geçmişin unutulmaz izlerine. Aralarında sınırlar çizilse de gece sınırları silip atar. Tümler, birleştirir kalplerdeki coğrafyaya. Evet,maalesef unutmak kaderidir bu toprakların çünkü acıları da en az geçmişin görkemi kadar çoktur. Batıdaki gibi haykırmayan sessiz çığlıkların diyarıdır bu topraklar. Geçen de geçip giden de bu topraklarda misafir oldu. Öğrenilmiş korku ve başarısızlıkların yakıcı çöllerinde yaşamaya alışmış. Bir başka deyişle alışmak, unutmamanın verdiği acıyla birlikte var olabilme hayata tutunma zırhıdır aslında. Hepimiz bu zırhı taşırız ab-ı hayatta ve bu zırh hayatta kalmanın zor olduğu bu evrende elimizdeki yegane savunma silahımızdır aslında. Sadece ölümden korkmayanların kazanabildiği bir savaşın ortasında eğer ölümden korkuluyorsa tek çare alışmak ve kanıksamaktır. Bastırır,zihninin en derinlerindeki dehlizlere gömer ve kapısını belki de yedi defa kilitlersin ama unutamazsın ve sadece alışırsın.

Havva

, bir kitap okudu
Puan vermedi·258 syf.·
2024 2. kitabı
·
Jack London
8.5/10 · 95,8bin okunma