Doğu Anadolu;
Binlerce yılın hafızasını,toprağında saklayan kadim bir kültürdür Doğu Anadolu. Ülkemizin bu bölgesini düşünürken, denize dönüşen masalsılığın dalarak "unutulan" kavramının etrafında bir zaman yolculuğuna çıktım. Doğu'nun kaderiydi belki de unutmak,unutulmak. İnsan neden unutur ki? Yaşanan derin ızdırapları, haksız kayıpları, elinden alınan özgürlüğü ve büyük utançların gölgesinde var olabilmenin kefareti miydi unutmak? Her şeye rağmen gülebilmek, hayal kurabilmek ve Umut edebilmek için ödenen bir bedel miydi yoksa? Aslında nasıl muhteşem bir tarihin en güzel kalıntıları da olsa ne yazık ki geçmişin izlerini silemeyendi Doğu Anadolu. Haykırmıyor ama fısıldıyordu mutlu zamanların görkemini. Eğer hissedebiliyorsanız, gerçekten içten görebiliyorsanız vakıfsınızdır o geçmişin unutulmaz izlerine. Aralarında sınırlar çizilse de gece sınırları silip atar. Tümler, birleştirir kalplerdeki coğrafyaya. Evet,maalesef unutmak kaderidir bu toprakların çünkü acıları da en az geçmişin görkemi kadar çoktur. Batıdaki gibi haykırmayan sessiz çığlıkların diyarıdır bu topraklar. Geçen de geçip giden de bu topraklarda misafir oldu. Öğrenilmiş korku ve başarısızlıkların yakıcı çöllerinde yaşamaya alışmış. Bir başka deyişle alışmak, unutmamanın verdiği acıyla birlikte var olabilme hayata tutunma zırhıdır aslında. Hepimiz bu zırhı taşırız ab-ı hayatta ve bu zırh hayatta kalmanın zor olduğu bu evrende elimizdeki yegane savunma silahımızdır aslında. Sadece ölümden korkmayanların kazanabildiği bir savaşın ortasında eğer ölümden korkuluyorsa tek çare alışmak ve kanıksamaktır. Bastırır,zihninin en derinlerindeki dehlizlere gömer ve kapısını belki de yedi defa kilitlersin ama unutamazsın ve sadece alışırsın.