Havva

Havva
Insan her daim yaşadigi anı kiymetini bilmeliydi.Başımıza gelen her kötü şeyin bize öğretmek istediği bir amacı vardı.Bazen iyi bazen kötü .Bazen de,yaşamamak için ne kadar uğraşsa da o anı yaşardı insan..
Her yer de,baski esasina dayanan bir sistem hakim. Motivasyon kavramini çürüten realite kapitalizmin ulaştiği uç noktaya dayanmaktadir. Oysa ki;tehdit esasli bir iletişim düstur olmamakla birlikte ahlak içermiyor!
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsanların birçoğu isimleri ezberlemek konusunda zorluk yaşıyor olsa da aslında bunun bir üst sınırı yok. Hafıza geliştirme teknikleriyle ilgilenen bazı insanlar binlerce, hatta on binlerce ismi eşleştirebiliyorlar. Hatta bu teknikleri kullananlar sayıları ezberlemek konusunda da oldukça iyiler. Ayrıca bir de tip dilinde hipertimezi olarak geçen aşırı anımsama hastalığı var ki, buna sahip bireyler son derece üstün bir otobiyografik bellek geliştiriyorlar. Örneğin kendilerine geçmişten bir tarih verildiğinde hangi güne düştüğünü ve o tarihte ne yaptıklarını ayrıntılı olarak anlatabilirler. Tabii hipertimezi çok nadir görülen bir durum. Ortalama bir hafızaya sahip olan insanlarsa 150 kişiden fazlasının ismini anımsamakta zorlanıyorlar. Bu nedenle genelde sosyal çevremiz de aynı rakamla sınırlı. İlk olarak antropolog Robin Dunbar tarafından fark edilen bu duruma Dunbar sendromu deniyor. Dunbar, avcı-toplayıcı toplumların birlikler halinde kümelenerek yaşadığını tespit etmişti. İş hayatı, sosyal yaşam, arkadaşlar ve aile gibi tüm farklı kategoriler toplandığında, her bir insan en fazla 150 kişiyle ilişkide olma konusunda yönelim gösteriyor. Hatta sosyal medya bile bu kuralı bozmuyor. Örneğin bir Facebook kullanıcısının binlerce arkadaşı olsa bile, bu listeden ancak 150 kişiyle gerçek anlamda bağlantı kurmuş oluyor.
sen say ki ben hiç ağlamadım hiç ateşe tutmadım yüreğimi geceleri, koynuma almadım ihaneti ve say ki bütün şiirler gözlerini bütün şarkılar saçlarını söylemedi hele nihavent hele buselik hiç geçmedi fikrimden ve hiç gitmedi bir topak kan gibi adın içimin nehirlerinden levet yangin levet salaş yalvarmanın korkusunda talan levet kaybetmenin o zehirli buğusu 'evet nisyan levet kahrolmuş sayfaların arasında adın sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı bu sevda biraz nadan biraz da hıçkırık tadı pencere önü menekşelerinde her akşam
Aksa
Aksa; biriciğim, sevip kavuşamadığım, kavuşmayı belki de hiç hak etmeyeceğim özlemim, en güzel meylim, en özel en kalıcı hevesim... Hüzünlü kaldırımların, hüzünlü minarelerin, isimleri hatırlanmamış, unutulmuş insanların şehri Kudüs.. İffetin, iffetlilerin yeri; sonsuz umutların sonsuz acıların sonsuz hayalin ve hayal kırıklıklarının yuvası Aksa... Kabul eder misin ki bizi, yeniden, ve yeniden, her şeye rağmen? Ki sen hep değil misin aramızda, Müslümanca atan her kalbin içinde bulunan? Sensin her sabah uyanan, karşı koyan, direnen ve kazanan. Bizi de tekrar kabul eder misin bir gün yanına ya Aksa.😔
Hiç bir ideoloji , hiç bir siyasetçi , hiç bir lider, kurtarıcı , entellektüel , profesör , guru, kimse hiç kimse sizin düşlerinizi gerçek yapamaz ve sizi kurtaramaz.. Sen ancak sen kendini anladığında , tüm beklentilerden ve isteklerden özgürleştiğinde o düşleri var eden olursun..Sen değişim için karar vermediğin sürece hiç bir eğitim veya yönetim başarılı olamaz.Bu değisimde statuyle değil;baskilara,siyasi idolojilere firsat vermedikçe olur. Evrendeki Tehdit ve baski esasli yönetimlerin hepsinin sonu zirve degildir. O yüzden değişim aslinda ruhani bir dönüşümdur...