Hayallerimize koşarken, kendimize geç kaldık. (16.06.26 | 22.20)
Hepimiz yaşamı boyunca hep bir hedef, gaye peşinde koşuyor. Kimimiz için eğitim, kimimiz için iş, kimimiz için kariyer, kimimiz için ise huzurlu bir aile kurmak. Fakat bunları elde etmek için o kadar çok koşuyoruz ki o aradan geçen zamanda içimizdeki çocuğa sağır oluyoruz. Şu işimi halledeyim geleceğim yanına, diyoruz. Şu okulu bitireyim istediğin her şeyi sana alacağım, diyoruz. Gelin görün ki o çocuk sadece sımsıkı sarınmak istiyor. Gözlerinin içine bakılmasını, saçının okşanmasını, hüznüne şahit olunduğu kadar sevincine de ortak olunmasını arzuluyor. Hep şu işim olsun, şu hedefim gerçekleşsin, şunu halkedeyim, deyip deyip duruyoruz. Koştuğumuz yolun en azından köşe başından ardımıza bakabilsek; belki, o çocuğun fark edildiği sevincine şahit olabiliriz. Dünya geçici, baki olan ise yalnız Allah'tır. Rabbim senden, geçici olanı değil hayırlı olanı istiyorum. Vereceğin her hayra muhtacım. Beni bana bırakma; beni, sensiz bırakma Allah'ım. Allah'ım tüm gayem sadece senin razı olacağını istediğim işle meşgul olmak ve rızkımı kazanmaktır fazlasında gözüm yok. Dolup dolup taşamayan göz pınarlarıma sevinci nasip et. İçimdeki gün gün kabaran kaygıyı kaldır Allah'ım. Geçmişte gelecekte senin elindedir. Kalbimi bu doğrulukta sabit kıl Allah'ım. Âmin. ✨ ✒️ Çiğdem✿
Kurtçuklar elmaya dadanmışsa...
Kurtçuklar elmaya dadanmışsa...dışarıdan bakıldığında sapasağlam, albenili ve kıpkırmızı görünen o elmayı, gün gelir içi boşalmış bir kabuğa dönüştürürler. Çünkü onların derdi elmanın bütünü, ağacın geleceği ya da meyvenin estetiği değildir; yalnızca anlık iştahları ve kemirme güdüleridir. Bu çarpıcı biyolojik gerçeklik, insan toplumlarına ve kurumlarına uyarlandığında çok daha derin bir anlam kazanır. Bir yapıyı, bir fikri ya da bir kurumu dışarıdan devirmek zordur; asıl büyük yıkım, liyakatten ve şahsiyetten yoksun zihinlerin, o yapıyı "içten içe, sessizce ve oburca" kemirmesiyle başlar. Dış görünüş ne kadar parlak olursa olsun, özü çürüyen her şey ilk güçlü rüzgârda devrilmeye mahkumdur. İşte bu içten içe kemirilme hali, toplumsal yapının ve kolektif bilincin en büyük trajedisidir. Dışarıdan gelen bir tehdit, bünyeyi teyakkuza geçirip bir direnç odağı oluşturabilirken; içerideki çürüme, mukavemet gösterecek zeminin kendisini yok eder. Felsefi ve toplumsal açıdan bu "içten kemirilme" sürecini üç ana sütun üzerinden okuyabiliriz: Liyakat Krizi ve Kurumsal Çürüme Bir kurumu ya da toplumu ayakta tutan şey, onu oluşturan parçaların işlevselliğidir. Elmanın özünü besleyen damarlar gibi, toplumun damarları da liyakattir. Hak edişin ve yetkinliğin yerini sadakat kılıfı altındaki oburluk aldığında, kurumlar tıpkı o elma gibi dışarıdan ihtişamlı birer "kabuk" olarak kalır. İçeride ise ortak ideal değil, sadece bireysel iştahların tatmini döner. Kabuk ne kadar kalın ve boyalı olursa olsun, taşıyıcı kolonlar boşalmıştır. Şahsiyet Aşınması ve "Mış Gibi" Yapmak Bu süreç, bireysel düzlemde şahsiyetin istilasıyla başlar. Kemiren zihniyet, üretemeyen ama tüketen zihniyettir. Estetikten, ahlaktan ve derinlikten yoksundur. En tehlikeli tarafları ise, elmanın kabuğuna zarar
Reklam
2024-2026 Kurtlar Vadisi operasyonu bitmiştir... 😎🎬 (25.01.2024 - 16.06.2026) Ve "Oy Birliği" ile bitti! Artık resmen Bilim Uzmanı (M.A.) 🎓🔋 Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Bilgi ve Belge Yönetimi Anabilim Dalı’nda yürüttüğüm "Çocuk Kütüphanelerinde Dijital Okuma Platformlarının Kullanımı: Okuma Alışkanlıklarına Etkisi Üzerine Bir Değerlendirme" başlıklı yüksek lisans tezimi bugün jüri karşısında başarıyla savunarak mezun olmuş bulunmaktayım 🧚‍♀️💕
17.06
Gönlü de, üslubu da zarif olan insanlara denk gelesiniz...🌸
16.06.2026
Bazı hikayelerin en zorlu bölümleri sessizce yaşanır ve biter. Ben o amansız sayfayı asaletle çevirdim. Şimdi hayatımın en aydınlık, en huzurlu bölümünü yazma vakti. Çok şükür. 🕊️✨🤍⭐️
-Tebessümün Ardında
Rabbim bana acılarıma karşı, Gülmeyi yüzüme yer etmiş, İçim kan ağlasa da, Tebessümle dünyayı mutlu sandım. Kandım dünyanın hayaline, Dostluklar meğersem yalanmış, Aşklar yüreğe birer ihanetmiş, Geldim, gördüm, sınandım, ahirim doldu. Yaşamayı yalvarmak zannettim, Meğersem yalvarmak ölmekmiş, Sen benim dünyadaki cehennemimmişsin, Kandım sana, yandım, tükendi umudum.. - turna 16.06.2026
Şiir
Reklam
Reklam