Sağlıklı işleyen ilişkilere baktığımnda her iki tarafin da kendine ait bir arka bahçesi ve birbirlerini gerçekten özleyebilecek, birbirlerinin yokluğunun ne anlama geldiğini hatırlatacak kadar da arada mesafe olduğunu görürüm. Maalesef sürekli orada olan kişi özlenmez, sadece kullanılır. Bu kullanılma planlı degildir ama sonuç budur.
Söylemek istediğim, kendine ait bir alanının olması. Başkalarına bağlı olmayan, onlarsız da olabildiğin bir hayatının olması, yalnız kalmaktan çekinmenmek, kendinle güzel zarman geçirebileceğin şekilde hayatını doldurmak... Hobiler, eğitimler, kendi üretimlerin, hayallerin belki de. Böyle olunca doğal olarak zaten her zaman müsait olamiyorsun.
Ben artık şöyle bakıyorum ilişkilere: Hayatta üç tür ilişki var.
Gerçek dostluklar, bunlar çok az ama değerli...
Açık çıkar ilişkileri, bunlar dürüst ve işlevsel...
Bir de dost kılığındaki çıkar ilişkileri, bunlar çok tehlikeli...
İlk ikisiyle hayat mutlu mesut devam eder ama üçüncüsü seni bitirir.
"Çıkarcılık" dediğimiz zaman kötü hisler uyandırıyor bu kelime bizde ama bence bunu bu kadar kötüleştirmenin anlamı yok. Insan sosyal bir varlık, ilişkilerde karşılıklı fayda olması çok normal; sorun faydada değil, sahtekârlıkta. Kartlarını koy, ne istediğini söyle, manipüle etme, vaatlerde bulunma, olmadığın bir insan gibi davranma ve bunu karşındaki de bilsin. O zaman kimse kırılmaz, kimse hayal kırıklığına uğramaz.