Geçmişime, geleceğime, hayatımın bütün zamanlarına bakıyorum. Ve zamanın bir erezyon olduğunu düşünüyorum. Zaman üstümüzden geçiyor, bizi ve her şeyi incecik rendeliyor, her şeyi toza dönüştürüyor.
Jiazhen bir öğle vakti öldü. Tarladan gelmiştim gözleri kocaman açıktı. Pirinç çorbası yapmak için mutfağa girmiştim. Hiç sesi çıkmıyordu. Çorbayı getirip yanına oturduğumda, gözleri kapalıydı. Ansızın kolumu tuttu şaşırmıştım. Bu kadar güçlü olduğunu bilmiyordum. Elimi çekmeye çalıştım ama başaramadım. Hemen çorba kasesini yere bıraktım, elimi alnına koydum. Hala sıcak olduğunu görünce biraz rahatladım. Jiazhen sanki uyuyor gibiydi. Çok huzurlu görünüyordu, acı çekiyormuş gibi bir hali yoktu. Ama çok geçmeden kolumu kolumu sımsıkı kavrayan elinin soğumaya başlayacağını kim bilebilirdi? Kollarına dokundum bir anda soğuduklarını hissettim, sonrada bacakları soğudu. Bütün vücudu buz kesti. Sadece göğsünün bir kısmı hala sıcaktı. Elimi göğsüne koydum, yüreğinin sıcaklığı parmaklarımın arasından kayıp gidiyordu. Sonunda kolumu sıkıca kavradığı eli gevşedi ve cansız bir şekilde düştü…