Not: kendime hatırlatma amacıyla yazdım. İçerik hakkında bilgi bulunmaktadır.
İnanılmaz etkilendiğim bir kitap oldu. İtiraf etmeliyim ki; bence serinin ilk kitabı Kapak Kızı’ndan çok daha başarılı. Şebnem hayata, yaşadıklarına özelliklede annesine karşı öfkesini hep en dibe giderek yansıtmış. Korkunç bir okul hayatı, hatta öğretmeniyle yaşadığı ve onu çok kıran bir ilişki, hayatına giren sayısız erkek, bir porno dergiye verdiği çıplak resimler… zavallı Şebnem kendi hayatını mahvederek hayattan intikam almaya çalışmış. Üç şeyi hiç unutamamış. Babası ölümle boğuşurken annesi ve amcasını aynı yatakta yakaladığı anı, çok sevdiği arkadaşı Gün’ün kucağında ölüşünü ve en büyük aşkı Ali’nin onu terkedip Fransa’ya gidişini. Hayat ona türlü senaryolar yazarken Osman’la tanışıp evlenmiş. Başta iyiymiş, aşka benzer bir şey yaşamışlar. Ama Osman’ın zayıf karakteri, korkunç aşağılanmaları, özellikle de kardeşi Teoman tarafından, görmezden gelmesi ipleri koparmış. Teoman’ın şebnemi, İstanbul’un en etkili adamı olan Uluçmüdür ile birlikte olmaya zorlaması, dövmesi tehdit etmesi ve Osman’ın bunu bilmiyormuş gibi davranıp eline geçen paralarla mutlu olması şebnemi çok büyük bir şey yapmaya itmiş. O korkunç tecavüzü çekip ilk kitaptan tanıdığımız dayısının kızı Selda aracılığı ile tüm dünyaya duyurmuş. Yani yaşadığı tüm kokuşmuşluğa bu depremle tepki vermiş. En korkulu zor anlarda Ali ile sonunda bir araya gelmeleri insanda ‘en azından bu güzel birşey’ hissi uyandırıyor. Ben çok beğendim. Hayata karşı öfkesi olan insanlar en çok kendine zarar veriyor bunu anladım. Ve annesi tarafından sevilmeyen kızlar tüm kadınlardan nefret ediyor. Ayfer tunç’un diğer kitaplarını da okuyacağım.