Ölüm bazen o denli çabuk gelmiyor. Ölümle savaşmak gerekiyor. Gülünecek en uygun anda gülmeyi kasıklarıma hapsedişim bundandır belki. Ölmeye yatarken ölümle savaşmak gerekeceğini düşünmemişim,
İhtiyarın omuzundaki taşıma sopasının iki ucundan sarkan boş kovaların birbirlerine çarparken çıkardıkları hüzünlü ses, ayağının altındaki kuru toprağın çekmesini andırıyordu. İhtiyar bu hüzünlü sesle ayağının altından çıkan toprak rengindeki yalnızlığının sesini dinlerken kalbindeki boşluğun bu kurak dünyadan çok daha uçsuz bucaksız olduğunu hissetti.