Okurbiruv

Okurbiruv
...Üslûb-ı beyân, ayniyle insân... instagram.com/okurbiruv
Puan vermedi
Toplumlar, yaşamalarını geçmişten gelen kurallarla sürdürmüşler ve her bireyden de bunu istemektedirler. Ve işte Yabancı'da da toplum kurallarının baskısı sıra dışı bir kurgu ve kahramanla işlenmiş. Meuseult adlı kahramanımız toplumsal değerlerle zıt bir konumdadır. İnsanlar ne kadar bağlı iseler Meuseult, bu kurallara o kadar kayıtsız ve ilgisizdir. Kısaca özetleyecek olursam Yabancı, Meustault adlı kahramanımızın annesinin ölümüyle başlıyor. İlk bölümde Bakımevine yatırdığı annesinin ölmesi ve Meustault'un bu duruma kayıtsız kalması anlatılıyor. Hatta bu kayıtsızlık öyle bir hal alıyor ki cenazenin karşısında sütlü kahve bile içiyor kahramanımız. İkinci bölümde ise sevgilisi Marie ve Marie'nin tanıştırdığı Raymond ile olan maceraları anlatılıyor. Bu olayların beraberinde Meustault, Arap bir adamı öldürüyor. Ve ikinci bölüm Meuseult'un hapse girmesiyle bitiyor. Tahmin ettiğiniz üzere üçüncü bölüm Meuseult'un hapisteki durumu ve bu süreçte çıktığı mahkeme süreçleri anlatılıyor. Annesinin ölümüne üzülmeyen, mahkemede kendini savunma ihtiyacı bile duymayan bu kahramanın hayata karşı ilgisizliğini, yabancılığını bir parça dahi olsa hissetmişsinizdir. Fakat haksızlık etmemeliyim ki Meuseult olaylara karşı karşı kayıtsız kalmışsa da aslında her şeyin farkındadır.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·272 syf.··
2026 12. kitabı
Bugün size çok beğendiğim, tadı damağımda kalan bir kitaptan bahsetmeye geldim. Hani bazı yazarlar olur sizde yeri çok başkadır, kalemini çok beğenirsiniz ya işte İskender Pala da benim için öyle bir yazar. Kitaplarını alırken acaba beğenir miyim diye hiç şüphe etmem, okuduktan sonra da hep sevmişimdir zaten. Bu yeni çıkan kitabını gördüğümde gerçekten hemen okumak istemiş ve merakla beklemiştim. Gelir gelmez de hemen başladım, bitirdim. Öncelikle merak unsuru gerçekten ön plandaydı. Okurken bir bölüm daha, bir bölüm daha diye diye sona geldim Arka kapağı zaten okunduğu anda merak duygusu uyandırıyor. Hatta buraya da ekleyeyim, "10 Haziran 1617 sabahı Kulaksız Kabristanı'nda hatun kişi mezarı üzerinde, biri hanım üç ceset bulundu. Erkekler mezara kapaklanmış, kadın da erkeklerden birine sarılmış vaziyetteydi. Devrin ases teşkilatı aylar sonra üçünün de aynı vakitte öldüğünü açıkladı; aşk yüzünden..."  Halk hikâyesi tadında yazılan eserde aşkın yüceliği, insanlara sirayeti Kaknusia, Bahşı, İshak, Gunala gibi kahramanlar üzerinden etkileyici bir şekilde anlatılmış. Yazar; aşkın kişinin kalbine, zihnine yerleştikten sonra kişiyi nasıl ele geçirdiğini farklı açılardan görme imkanı sunmuş okurlarına. Bir de yazar, sanki kahramanların kulağına "ne olursa olsun aşka saygı duyun" diye fısıldamış gibiydi. Herkes aşktan haberdar, aşıklar için seferberdi. Doğru-yanlış, iyi-kötü yoktu sadece aşk vardı. Fedakarlık kavramıyla bütünleşmiş bir aşk... Sevginin bir üst merhaleye taşınmasıyla meydana gelen bu ulvi duygunun ne demek olduğunu bir kez daha hatırlatan bir kitaptı. Okurken "insan aşık olacaksa böyle olmalı, aşk üzerine bir kitap yazılacaksa böyle yazılmalı" dedim içimden.  Sizi geçmişe götürecek olan bu eseri okumanızı tavsiye ederim dostlarım ben çok keyifle ve severek
Aşk Hikâyesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20245,1bin okunma
Puan vermedi
Bu kitap yakın zamanda kaybettiğimiz Alev Alatlı’nın ilk kitabı. Kitap üç bölüm hâlinde düzenlenmiş ve anlatıya belge değeri taşıyan metin eklemeleri yapılmış. Benim de yazardan okuduğum ilk kitaptı. Okumaya başladığımda dedim herhâlde ben bu kitabı anlayamayacağım :) Ama tabii ki okumaya devam ettim. Okudukça olayı çözdüm, çözdükçe Eleni’yi nelerin beklediğini merak ettim. “Heh şimdi tamam, artık mutlu” dediğim yerde beklenmedik bir durumla karşılaştım. Bu eserde oradan oraya savrulan bir kadının hayatına, Eleni Naciye’nin hayatına şahit oluyoruz. Kendi hayatında hiçbir söz hakkı olmayan bu kadının yaşadıklarını canım yana yana okudum, sinirlendim. Bu kitap bana Bin Muhteşem Güneş’i de hatırlattı. Eleni’nin bir kadın olarak yaşadığı bazı durumlar Meryem ve Leyla’nın yaşamında da vardı sanki. Değil mi? Kitap, Eleni Naciye’nin yaşadıkları etrafında şekillense de arka planda 1960’lı yılların Kıbrıs’ı aktarılmış. Sosyal olaylar ve siyasi hareketler verilmiş. Kıbrıs sorunu işlenmiş. Kitabı detaylı bir şekilde inceleyecek olsam Eleni’nin yaşadıklarından ziyade olayların geçtiği dönemi incelerdim açıkçası. Yazar bazı kısımları üstünkörü anlatarak geçmiş bence. Oraları da uzunca yazsaydı daha kalın bir roman ortaya çıkardı eminim. İlk sayfalardaki diyaloglarda yabancı dilde cümleler vardı ve ne yanında ne de dipnotta çevirisi verilmişti. O yüzden ilk sayfalarda biraz zor ilerledim ama genel olarak yazarın üslubunu beğendim. Konusunu ayrı beğendim zaten. Ben, Eleni’nin hikâyesine bir eşlik edin derim, bakın bakalım kitabın sonunda da yaseminler hâlâ tütüyor mu :)
Yaseminler Tüter mi, Hâlâ?Alev Alatlı · Kapı Yayınları · 2024823 okunma
Puan vermedi
Dönemin önemli devlet adamlarından Ali Bey’in Seyahat Jurnali isminden de anlaşılacağı üzere Batılı anlamda ilk seyahat günlüklerinden biridir. Ali Bey, Düyûn-u Umumiye’de görev yaptığı sırada 1885- 1888 arasında müfettiş olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Suriye ve Irak’ı kapsayan bölgeye gönderilir. Dört yıl burada görev yaptıktan sonra Hindistan üzerinden geri döner. Seyahati sırasında dolaştığı memleketlerin coğrafi durumunu, demografik yapısını, yerel âdetlerini ve inanışlarını bu eserinde anlatır. Kendisinin de “Bu jurnalin içeriği sadece gözlemlerden oluşmaktadır. Bir meziyet varsa o da Irak gibi uzak memleketlerin ve özellikle Hindistan şehirlerinden bazılarının buralarda bilinmeyen durumlarına ve adetlerine dair genel bir fikir vermesinden ibarettir.” diye tanıttığı Seyahat Jurnali elbette mizahi vurgudan çok da uzak değil. Ayrıca anlatıların siyah beyaz fotoğraflarla desteklenmesi de okumaya daha keyifli hâle getirmiş.
Seyahat JurnaliÂli Bey · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019979 okunma
Puan vermedi
Selamlar, bugün sizinle sevgili yazarımız @emmrebas_ 'ın kaleme aldığı Umutsuz Vaka'yı konuşmaya geldim. Uzun hikâye türündeki bu eser, sayfa sayısı bakımından kısacık olsa da muhteva açısından birçoğumuzun hayatından izler taşıyor. İsmiyle müsemma karakterimiz Umut'un hayatı üzerinden olaylar ilerliyor. Umut pek de sağlıklı olmayan bir ailede büyüyor ve hayal kurmaya meraklı bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Tırnaklarıyla kazıya kazıya bir yerlere gelmiş insanlar vardır ya hani heh Umut da onlardan biri işte. Önüne çıkan engellere rağmen istediğini elde edene kadar çabalamaya devam ediyor. Olaylar, Umut'un hem iş hem aşk hayatında yaşadıkları üzerinden birbirine ulanıyor. Kitabın ortalarında merak duygumun arttığını söyleyebilirim. Toplumdaki aile yapısına ve aile içi iletişimsizliğin sebep olduğu durumları konu alması da ayrıca hoşuma gitti. Kitabın sonu ile ilgili ise beni biraz üzdüğünü söylesem yalan olmaz Okuması keyifliydi, yazarımıza teşekkür ediyorum ve okurunun bol olmasını diliyorum Umut gibi idealist çocuklar yetiştirmek dileğiyle...
Umutsuz VakaEmre Baş · Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılık · 20242 okunma
Reklam