Okurbiruv

Okurbiruv
...Üslûb-ı beyân, ayniyle insân... instagram.com/okurbiruv
Puan vermedi·288 syf.··
2024 11. kitabı
Agatha Christie'nin "Mavi Trenin Esrarı" kitabı, sürükleyici olay örgüsü ve zekice kurgulanmış karakterleriyle klasik bir dedektif hikayesi sunuyor. Kitabın ana kahramanı, herkesin tanıdığı ve sevdiği Hercule Poirot, karmaşık bir cinayeti çözmek için bir kez daha sahneye çıkıyor. Hikaye, zengin Amerikalı Ruth Kettering'in, Fransa'ya giden lüks bir tren olan Mavi Tren'de öldürülmesiyle başlıyor. Christie, karakterlerin iç dünyalarını ve aralarındaki ilişkileri ustalıkla betimleyerek, okuyucuyu olayların içine çekiyor. Poirot'nun detaylara olan dikkati ve sıra dışı sezgileri, okuyucuya her sayfada yeni ipuçları sunarken, kitabın sonuna kadar gizem perdesini aralamayı başarıyor. Kitap, hem karakter gelişimi hem de olay örgüsü açısından doyurucu bir okuma deneyimi sunuyor. Christie'nin akıcı dili ve ustaca yarattığı gerilim, kitabı elinizden bırakmanızı zorlaştırıyor. Özellikle polisiye ve gizem romanlarını sevenler için, "Mavi Trenin Esrarı" kesinlikle kaçırılmaması gereken bir eser. Kitabı bitirdiğinizde, zekice kurgulanmış sonun tatmin edici olduğunu ve Poirot'nun bir kez daha neden edebiyat tarihinin en unutulmaz dedektiflerinden biri olduğunu anlayacaksınız.
Mavi Trenin EsrarıAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20063,487 okunma
Reklam
Puan vermedi·430 syf.··
2023 111. kitabı
Afganm'daki rejim değişiklikleri nedeniyle savrulan hayatlar... Toplum dayatmalarının merhametten, vicdandan üstün tutulduğu zamanlar... İnsanların etiketlendiği, kadınların yok sayıldığı ülkeler... Meryem, yasak ilişki neticesinde hayata gözlerini açan umut dolu bir çocuk. Babası Celil tarafından bir kulübeye mahkûm edilmiş ve ilerleyen zamanlarda annesinin intiharı üzerine -okurken sinir krizi geçirdim- kendinden yaşça büyük Raşit'e mahkum edilecek olan bir çocuk... Leyla, ideal anne-babaya sahip, her zaman okumaya, öğrenmeye teşvik edilen ve bir birey olarak görülen kısmen mutlu bir çocuk... Ve bu iki çocuğun, bu iki kadının bir yerde kesişen hayatları... Okurken Raşit yüzünden gerçekten sinir krizleri geçirdim. Bu tür insanlar keşke sadece kitaplarda, filmlerde olsaydı ama ne yazık ki bu insan dışı varlıklara her yerde ve her zaman rastlıyoruz. Sadece bu mu? Tabii ki hayır. Meselâ toplumdaki kimliğini evladına tercih eden bireylerin varlığını da unutmayalım. "elâlem korkusu" diye bir şey var sonuçta... Ve savaşın, hiçbir suçu günahı olmayan olmayan masumlara verdiği ağır hasar... Geçmişte ve şu anda şahit olduğumuz gibi... Kısacası insanlığı sorgulatan can sıkıcı olaylar. Neyse ki Meryem ve Leyla üzerinden fedakârlık, merhamet, aşk, sevgi, özgürlük gibi içimizi ısıtan, yüzüme gülümseme konduran güzel şeyler de vardı kitapta. Zıtlıklıkları bir arada veren, karşılaştırma olanağı sunan akıcı bir kitaptı. Daha önce bir okuma girişimim olmuştu ama o zaman okuma amacım farklıydı. O yüzden şimdi gerçekten okumuş ve kütüphaneme eklemiş oldum, mutluyum... Okumadıysanız listenize ekleyin dostlarım, tavsiye kitaptır.
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,5bin okunma
Puan vermedi·212 syf.··
2023 99. kitabı
Size, yeni bitirdiğim İki Dirhem Bir Çekirdek'ten bahsetmeye geldim. "Kalıplaşmış söz" ne demektir bilir misiniz? Kalıp sözler; bir milletin geçmişinden, geleneklerinden, yaşayış tarzından doğan, herkes tarafından aynı şekilde kullanılan sözlerdir. Bu sözler anlatıma canlılık katar, anlatımı güzelleştirir, kişinin anlatmak istediğini daha etkili bir biçimde anlatmasını sağlar. Atasözü, bilmece, tekerleme gibi sözler kalıp sözlerdendir. İşte okuduğum kitabın konusu da deyimlerdi. Elbette her deyim, bir olay üzerine söylenmiş ve bu olay o deyimin çıkış noktası olmuştur. Halk arasında kabul gören deyimler ise günümüze kadar gelmiştir. İskender Pala, deyimlerin hikâyelerini buldukça, okuduğu metinlerde rastladıkça bunları topluyormuş. Daha sonra bu hikâyeleri Zaman gazetesinde azar azar yazmaya başlamış. Gazete okurları bu hikâyeleri beğenince topluca okuyabilecekleri bir kaynak sormuşlar ve bunun üzerine yazarımız İki Dirhem Bir Çekirdek'i hazırlamış. Çok da güzel olmuş :) Bazı deyimlerimiz günümüzde kullanılırlığını yitirmiş. Öyle ki ilk defa duyduğum birçok deyim vardı kitapta. Bazıları ise anlam değişimine uğramış ve farklı durumlar için kullanılır olmuş. Bu arada bir şeye daha değinmek istiyorum. Yıllar önce deyimlerle ilgili bir sununum olmuştu ve pek fazla araştırmadan Google'da ilk gördüğüm sayfadaki anlatılanları hemen sunumuma eklemiştim. Kitabı okuduktan sonra fark ettim ki birçok deyimin hikâyesi hakkında yanlış bilgi vermişim Ee tabii iyice araştımazsan olacağı o. Neyse ki bu kitap sayesinde yanlışımızı görmüş olduk.
İki Dirhem Bir Çekirdekİskender Pala · Kapı Yayınları · 202017,8bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2024 3. kitabı
Tarih kitaplarında yazılanlara göre, devletin bekası adına, Osmanlı'da 1389'da başlayan kardeş katli 1603'e kadar 214 yıl devam etti. Daha sonra birkaç şehzade katli olduysa da 1700'den saltanatın kaldırıldığı 1922 yılına kadar şehzade katli yaşanmadı. Beşir Ayvazoğlu'nun konusunu tarihten alan hikâyelerle örülü kitabının alt başlığı 'Muradiye Hikâyeleri' adını taşıyor ki Bursa'da büyük Muradiye Külliyesi'nde yer alan 12 türbede (katledilen şehzadelerle birlikte) 40 hanedan mensubunun kabirleri var. Çiçek Hanım'ın Rüyaları'nda, birbiriyle ilişkili olmakla beraber bağımsız metinler olarak da okunabilecek sekiz hikâye ile Fatih devrinde karşı karşıya gelen iki farklı estetiğin (Doğu-Batı) çatışmasını ve Osmanlı tarihinin en can alıcı meselesi olan 'kardeş katli'ni birlikte sorguluyor yazarımız. Ayvazoğlu, kendisinden 'İnce Tarih' dergisi için istenen bir yazı dolayısıyla tarihi mevzulara giren Sezai'nin peşinden sürüklüyor okuru. Mihmandarımız Sezai Bursalı. Çocukluğu Bursa'nın tarihi sokaklarında, külliyeler etrafında geçmiş biri. Sanat tarihine, edebiyata meraklı ve hatta bu konularda yazı yazan, televizyon programlarına çıkan tanınmış biri. Sezai, belki de Ayvazoğlu'nun kendisi... Bursa ve İstanbul'un meşhur sahaflarının müdavimi olan Sezai'nin dostlarıyla olan sohbet konuları da tarih, edebiyat ve sanat üzerinedir. Bu bağlamda olaylara farklı karakterlerin ağzından, farklı cephelerden bir bakış söz konusu. (kaynak:Aksam.com.tr) Çiçek Hanım'ın Rüyaları kitabını ben çok beğendim fakat tüm kitabı kendi kelimelerimle hakkıyla yansıtamayacağımı düşündüm. O yüzden derli toplu bir yorumu paylaşma kararı aldım. Okurken o dönemleri yaşamak, hissetmek muazzam bir duyguydu. Tarihi bu şekilde kurgusal kitaplardan okumayı zaten çok seviyorum. Benim gibi sevenler varsa bu
Çiçek Hanımın RüyalarıBeşir Ayvazoğlu · Kapı Yayınları · 084 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2024 2. kitabı
Bu kitabı çok merak ediyordum, ismi bende pek çok şey çağrıştırdı. Aslına bakarsanız içeriği hakkında hiçbir fikrim yoktu ve söz konusu açlığın gerçek bir açlık olduğunu düşünmemiştim. Evet, bu kitapta bir adamın iliklerine kadar yaşadığı ve bize de yaşattığı o gerçek açlığı okuyoruz. Kitaba başladığımda oruç tutuyordum ve gerçekten karakterin o hâli beni etkilemedi desem yalan olur. Kitap dört bölümden oluşuyor ve iç monolog tarzında ilerliyor. Olanlar birinci kişi ağzıyla anlatılıyor. Kitapta öne çıkan tek duygu AÇLIK. Onun dışındaki her şey geri planda kalmış. Kitap bir yönüyle otobiyografik özellik de taşıyor bu arada. Yazarımız Knut Hamsun da yazı yazarak hayatını idame ettirmeye çalışan biri. Maddi sıkıntılar yaşadığı dönemde Kopenhag’da bir oda kiralayarak yazmaya devam etmiş ve bu roman da o dönemde ortaya çıkmış. Ana karakterin açlığıyla yarışan bir de onuru var. Adam resmen onun için yaşıyor. Öyle ki parklarda, mezarlıklarda yatıyor ama yine de onuru için tek bir yardım isteyemiyor. Biri yardım etse bir şekilde, üstünde kalan son parçayla onun karşılığını vermeye çalışıyor. Bazen değerlerini yok saymaya çabalasa da onurlu, dürüst olmaktan asla vazgeçemiyor. Vazgeçemediği diğer şey ise yazmak. Gerçekten bir ara karakterin yakasından tutup herhangi bir işe gir çalış diyesim geldi. Evet yazma tutkusu var, bu işte iyi de ama açlık yeni şeyler üretmesine engel oluyor. Ama karakterimiz biraz inatçı yazı yazarak para kazanmakta diretiyor. Güzel bir psikolojik romandı. Karaktere bazen sinir olsam da bir parça yiyecek bulduğunda en az onun kadar sevindim, o yiyeceğin tadına baktım :) İnce ama etkili bir kitaptı bence, @kapiyayinlari ‘ndan okuduğum bu kitabı ben sevdim dostlarım.
AçlıkKnut Hamsun · Kapı Yayınları · 202435,7bin okunma
Reklam