Okurbiruv

Okurbiruv
...Üslûb-ı beyân, ayniyle insân... instagram.com/okurbiruv
Puan vermedi·64 syf.··
2023 18. kitabı
Eser altı hikayeden oluşuyor. Her hikayede bunalımlı insanların ruh hallerini bize aktarıyor. Benim etkilendiğim iki hikâye oldu. Bir Çöküşün Öyküsü ve Amok Koşucusu tabii ki. Birçok kişi zaten okumuştur. O yüzden uzun uzadıya yorum yapmayacağım ama Amok Koşucusu benim beklentimin bir tık altında kaldı. Çünkü daha etkileyici bir hikaye bekliyordum. Ama Stefan Zweıg sevenler bu kitabı da severler.
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·83 syf.··
2023 36. kitabı
Bir, dünya satranç şampiyonu ve satrancı kitaptan öğrenmiş Dr. B.’nin hikâyesi... Gizli işler yaptığı gerekçesiyle tutuklanan Dr. B. bir hücreye hapsedilir. Odadaki birkaç eşyadan başka muhatap olduğu hiçbir şey yoktur. Başlarda bir sıkıntı yaşamasa da gün geçtikçe zaman mefhumunu ve akıl sağlığını yitirmeye başlar. İşte tam da bu sırada sorguda, birinin cebinden çalmış olduğu satranç kitabı imdadına yetişir. Bedeninden çok zihnine zarar veren bu esarete bir son verir. Düşünme yetisini tekrar canlandıran bu kitabı satırı satırına öğrenir. Kendi kendine oyun oynamaya başlar. Öyle ki uykusunda bile satranç oynar. Zamanla kendi yaptığı taşlara bile ihtiyaç duymadan tüm hamleleri zihninde gerçekleştirir. Bir süre sonra bu durum bir bağımlılığa dönüşecektir. Ve sonunda Dr. B. kendine bile zarar verebilecek duruma gelerek şiddetli bir ruhsal bunalım geçirecektir. Bir şekilde serbest kalan Dr. B. satranca bir daha elini sürmemeye özen gösterecektir. İlk olarak Dr. B.’nin hikâyesine değindim çünkü kitabın en etkileyici bölümleri bence burasıydı. Geçmişte bunları yaşamış olan Dr. B. bir gemide Buenor Aires’e Seyehat etmektedir. Dünya satranç şampiyonu Czentovic’de bu gemidedir. Dr. B., Czentovic ve gemidekiler arasında düzenlenen satranç oyununda, hamlenin yanlış olduğunu söyleyerek oyuna dahil olur. Daha sonra Dr. B.’yi Czentovic ile oynamaya ikna etseler de sinir krizlerinin önüne geçemediği için oyunu yarıda bırakır. Zweig yine psikoloji tahlillerinde ne kadar başarılı olduğunu bir kez daha kanıtlamış. Karakterlerin yansıtılması, olayların her an merak duygusunu diri tutması... Oldukça başarılıydı. Döneminden izler barındırsa da o konulara çok girmeyeceğim. Sadece, bir mahkuma verilen cezanın yalnızlık olması oldukça çarpıcıydı. Şöyle bir düşündüğümüzde biz de kendimizi
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,5bin okunma
Puan vermedi·365 syf.··
2023 76. kitabı
Psikoloji ve psikolojik roman türünde okumalar yapmayı seven biri olarak edebiyatımızın ilk psikolojik romanı addedilen Eylül’ü okumasam olmazdı. Tahmin ediyorum ki bu romanı lise dönemlerinizde çok duydunuz ve muhtemelen birçok kişi okudu. Ben de ilk lisede okumuştum fakat edebiyatımızın belli başlı kitaplarını bilinçli bir şekilde tekrar okuma kararı aldığım için Eylül’ü de tekrardan okudum. Necip, Süreyya ve Suat için o dönem ne düşünmüştüm hiç hatırlamıyorum ama bu okuyuşumda fark ettim ki bu hikâyenin üzümlü keki kesinlikle Süreyya’dır, net İçerik hakkında bilgi sahibi olmayanlar için kısa bir özet geçeyim. Süreyya ve Suat evli ve aralarında derin bir sevgi bulunan bir çifttir. Bu çiftimizin yalıya taşınmasıyla Süreyya’nın hem akrabası hem de arkadaşı olan Necip sık sık ziyaretlerde bulunmaya başlar. Suat’ın ilgisi Necip’e kayar ve aralarında yasak bir aşk doğar. Süreyya’nın olan bitenden haberi yok tabii. Yahu hiç mi fark etmedin demeden geçemiyor insan. İşte biz de bu karakterlerin ruhsal durumunu , Mehmet Rauf’un gayet başarılı psikolojik tahlilleri ile öğreniyoruz. Gerçekten başarılı bir eserdi yani psikolojik roman olmanın hakkını bayağı vermişti. Durağanlık sevmeyenler için ilerlemesi biraz zor bir kitap olabilir ama ilk olma yönüyle kesinlikle okunmaya değer.
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201750bin okunma
Puan vermedi·214 syf.··
2023 39. kitabı
Kurtuluş mücadelesinin verildiği dönemde Anadolu'daki köylerde meydana gelen tahribatı gözlemlemek için bir heyet kurulur: Tetkiki Mezalim Heyeti. Bu heyette Yakup Kadri, Halide Edip gibi isimler de vardır. İşte, Yakup Kadri de bu gözlemleri sonucunda 1932'de Yaban'ı kaleme alır. Eğitimli bir Türk subayı olan Ahmet Celal, savaşta bir kolunu kaybetmesi üzerine omuz omuza savaştığı eri Mehmet Ali'nin köyüne yerleşmeye karar verir. Kahramanımız köyde kaldığı süre zarfında bir defter tutar ve biz olan biteni ondan öğreniriz. Hatta Yakup Kadri burayı şöyle ifade eder: işte, Garp Cephesi Kumandanlığının gönderdiği "Tetkiki Mezalim Heyeti" o viranelerde, taşlar altında kömürleşmiş insan kemiklerini araştırırken, bu kitabı teşkil eden yazıları, arasından yırtılmış ve kenarları yanmış bir defter hâlinde buldu. Köylülerden bunun sahibinin ne olduğunu sordu. Kimse onun nereye gittiğini bilmiyordu. Bununla beraber, onun iki üç yıl hep bu köyde oturduğunu ve son felaket gününe kadar kaldığını söyleyen de kendileri idi. ...Yalnız içlerinden biri yaşı belirsiz, küçük sıska bir adam döndü: Dee, sizin gibi yabanın biriydi, dedi. Ahmet Celal'in köy hayatına alışması elbette zor oldu. Kendi fikirleriyle köylüleri bilinçlendirmeye çalıştı ama ne yazık ki aydın ve köylü arasında bulunan o derin uçurumu bir türlü kapatamadı. Yakup Kadri, Yaban'da köylüler için aşağılayıcı nitelikte sözler kaleme almış olsa da Ahmet Celal üzerinden aydın bireye de bir öz eleştiri getirmiş. Bu uçurumun sebebini aydınların halktan kopması ve iletişimsizliği olarak belirtmiş. Tabii ki roman da ismini Ahmet Celal'in - aydın kesimin- yaban olarak nitelendirilmesinden almış. Konusunu bildiğim fakat bir türlü okuyamadığım bir romandı. Şu an, okumanın mutluluğunu yaşıyorum. Ayrıca çok akıcıydı elimde hiç
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,6bin okunma
Puan vermedi
Eser Victor Hugo tarafından 26 yaşında yazılmış. İçeriği bana göre çok sade ve vermek istediği düşünce açık. Yazar, idam cezasının insani bir yönü olmadığı ve ne tür travmalara sebep olduğunu vurgulamış. Toplumu ve hukuku bir eleştiri niteliğinde bir eser. Uzun zamandır devam eden ölüm cezasının insana ruhen ve bedenen nasıl etkileri olduğunu, aynı zamanda idam edilecek kişinin yakınlarının durumlarını iyice tahlil etmiş. Eser, çıktığı dönemde şiddetli eleştirilerle karşı karşıya kalmış. Kitabın başında "Bir Trajediyi Konu Alan Bir Komedi" adlı bölümde karakterler kendi aralarında konuşurlar ve Bir İdam Mahkûmunun Son Günü kitabının ne kadar korkutucu ve kötü bir kitap olduğundan bahsederler. Buradan da anlaşılacağı üzere eser çıktığı yıllarda pek de popüler değildir. Eserin içeriğine bakacak olursak, cinayet nedeniyle yargılanan bir mahkûmun duruşmasının ardından idam cezasına çarpıtılması ve hücresinde ölümü beklediği zaman zarfındaki düşünceleri, ümitleri ve kendi kurguladığı ölüm senaryoları anlatılır. İlk başta okumaktan biraz çekindiğim fakat okudukça içine çeken bir kitap oldu benim için. İdam saatini bekleyen bir adamın düşüncelerine şahit olmak bayağı bir etkiledi. Bu tür romanlara ilgi duyan varsa okumasını tavsiye ederim, keyifli okumalar dilerim
Bir İdam Mahkumunun Son GünüVictor Hugo · Turkuvaz Kitap · 2021152,6bin okunma
Reklam