Okurbiruv

Okurbiruv
...Üslûb-ı beyân, ayniyle insân... instagram.com/okurbiruv
Puan vermedi·479 syf.··
2023 12. kitabı
Atay tabii ki yine bildiğimiz gibi... Eşsiz üslubuyla, kendine has karakterleriyle, tutunamayan bireyi en iyi şekilde işlemesiyle harika bir eser ortaya koymuş. Tehlikeli Oyunlar'ın Hikmet Benol'unu anlamak için önce Tutunamayanlar'ın Selim'i ve Turgut'uyla tanışmak gerektiğini düşünüyorum. Onları anlamayan, anlayamayanlar haliyle Hikmet'i de anlamakta zorluk çekecektir. Bir Oğuz Atay eseri okuyorsanız ona zaman vermek gerekiyor. Her cümlesi düşünmeye sevk ettiği gibi düşünceler labirentinde kayboluyorsunuz, siz kayboldukça daha çok düşünme hissiyatı doğuyor. Öyle ki Oktay Akbal da Oğuz Atay'ın eserleri üzerine "Kolay okumalar, hızlı sevgiler, beğeniler, alışkanlıklardan koptuğumuz kopabildiğimiz, rahat ve geniş zamanlarımızı güç bir kitabı çözmeye, sevmeye, ondan bir şeyler almaya, öğrenmeye ayırabildiğimiz bir gün Atay'ın romanlarını seveceğiz." demiştir. Kurmaca içinde kurmacanın olduğu, hayâlî ve gerçek karakterlerin birbirine geçtiği bu romanın başkişisi Hikmet Benol'dur. Hikmet Benol; soy isminden de anlaşılacağı üzere toplumda kendi olmaya çalışan, kendiyle savaşan, yenilen, albayını kendine dert ortağı edinmiş bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Düşünceleriyle baş başa kalmış bu karakter, toplumdaki karmaşanın temelinde yatan gerçekliği araştırırken bunun tehlikeli olduğunu düşünerek bunu oyun kisvesi altında yapmaya karar veriyor ve tehlikeli oyunlara başvuruyor. Bizi de bu oyunlara dâhil ediyor. Kitap öğütmek için değil de (çünkü sadece okumuş olmak için okuduğunuzda hiçbir şey anlamıyorsunuz) gerçekten okumak isterseniz şiddetle tavsiyemdir.
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma
Reklam
Puan vermedi·136 syf.··
2023 25. kitabı
Ünlü Kırgız Türklerinden Cengiz Aytmatov gibi mükemmel bir yazarın kitaplarından Gün Olur Asra Bedel’i ve Cengiz Han’a Küsen Bulut’u zaten okumuştum. Bu yüzden Toprak Ana’dan beklentim yüksekti ve yazarımız beni hiç şaşırtmadı. Toprak Ana kitabında II. Dünya Savaşı’nın, bir Kırgız köyüne vermiş olduğu acılar yer alır. Köyün erkekleri askere alınmış ve kadınlar, çocuklar ve yaşlılar bir başlarına kalmışlardır. İşte o insanlardan biri olan Tolganay, eşi Suvankul’u; çocukları Kasım, Maysalbek ve Caynak’ı savaşa göndermiştir. Tolganay ve gelini Aliman’da bu savaşın mağdurları olmuşlardır. Tolganay, Aliman ve köylüler uzun süre kıtlıkla mücadele etmişler ve hayata tutunmaya çalışmışlardır. Yoksulluk onları her gün biraz daha güçten düşürmüştür. Kitap okurken çok fazla duygulanan biri değilim ama Toprak Ana’da duygulanmadım, etkilenmedim desem yalan olur. Romanlarda genelde savaşanların yaşadıklarına şahit oluruz ama bu kitapta savaşın gerisinde kalmışların çektiği acılara tanıklık ediyoruz. Cengiz Aytmatov, Toprak Ana’yı mezarı belli olmayan babası Törekul Aytmatov’a ve kardeşlerini büyük bir özveriyle yetiştiren annesi Nahima Aytmatov’a ithaf etmiştir. Buradan da anlıyoruz ki Suvankul Cengiz Aytmatov’un babasını, Tolganay ise annesini temsil etmektedir. Bu durum kitabı iki kat etkileyici hale getiriyor. Ben çok sevdim. Okuyun, okutturun derim. Başka bir Cengiz Aytmatov kitabında görüşmek üzere
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202277,9bin okunma
Puan vermedi·102 syf.··
2025 16. kitabı
Yaşar Kemal bu eserini 1950’de Kozan hapishanesindeyken tanıştığı bir çocuğun başından geçenlerden esinlenerek yazmış. 1976’da Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilmiş ve daha sonra kitap halinde basılmış. Aynı adla sinemaya da uyarlanmış. Konusundan biraz bahsedeyim. Mekân olarak olaylar tabii ki Çukurova’da geçer. Kitabın ana kahramanı Hasan adında bir çocuk. Anavarza yakınlarında bir köyde ailesiyle yaşarken Hasan’ın babası Halil öldürülür. Öldüren kişi ise Hasan’ın annesinin eski sevdiğidir. Tabii ki bunun üzerine kan davası başlar ve annesi Esme’nin öldürülmesi gerekli görülür. Bu işi kimse yapamayınca tüm baskılar Hasan üzerinde toplanır. Masum bir çocuk toplumun baskısı nedeniyle cinnet denebilecek hastalıklı bir ruh hâline sürüklenir. Yazar, karakterin içinde bulunduğu ruh hâlini o şiirsel, duygusal üslubuyla çok iyi yansıtmış. Zaten doğrusal bir anlatımdan ziyade Hasan’ın iç dünyası ve kullanılan anlatıcı etrafında karmaşık sayılabilecek bir kurgu vardı. Geri dönüşler yapılarak bütünlük sağlanmıştı. Aslında kitap Türk toplumu ve kültürü etrafında şekillense de kadın-toplum-değer kavramlarıyla birlikte evrensel nitelikte olduğunu düşünüyorum. Kısa bir kitap olmasına rağmen duygusal anlamda yoğundu. Kitap hakkında aklımda kalanlar bunlar. Genel olarak güzel bir kitaptı, okumayanlara tavsiye ediyorum. Ayrıca kitap, bölüm bölümdü fakat bu bölümler bir isim ya da numarayla değil Abidin Dino’nun desenlerine yer verilerek ayrılmıştı.
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028,1bin okunma
Puan vermedi
Okurken anlatılan döneme gittiğim, inanılmaz tat aldığım bir eserdi. Beni aldı tâ 1850’lere, Osmanlı - Rus Savaşı’nın gerçekleştiği döneme götürdü. Vatan millet sevgisinin derinlemesine işlendiği bu tarihî roman Kırım Türklerinin yaşadıkları zulmü mükemmel bir şekilde yansıtmış. O yıllar, bir Tatar ailesinin gözünde canlandırılarak verilmiş. Sevinç Çokum diğer eserlerinde de olduğu gibi Türk kültürünü de bize en ince ayrıntılarına kadar vermiş ve hissettirmiş. Romanın ana karakteri olan Nizam Dede milliyetçi bir karakter olarak karşımıza çıkar. Türk gelenek göreneklerine oldukça önem verir. Çocuklarına da hep bunları aşılamıştır. Eşi Altun Hanım, oğlu Giray Bey, gelini Şirin Hanım ve torunları Bahadır ve Nurdevlet ile birlikte Bahçesaray’da yaşarlar. Tabii Nizam Dede’nin bir de yeğeni Arslan Bey var. Arslan Bey ve Giray Bey arasında meydana gelen kıskançlıklar kavga ve çatışmalara neden olur. Bunun yanı sıra bölge halkının elinden alınan toprakları karşısında halk bir mücadeleye girişir. Olaylar bu şekilde cereyan eder. Her bakımdan mükemmel bir kitaptı. Gerek tarihî olması yönüyle gerek kültürümüzden derin izler taşıması yönüyle beni kendime hayran bıraktı.
Hilal GörününceSevinç Çokum · Kapı Yayınları · 2017532 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2023 103. kitabı
Süheyla, Engin, Şükran... Maddiyat içinde maneviyatını kaybetmiş insanlar... Mustafa Kutlu günümüzün durumunu o kadar iyi yansıtmış ki. Aslına bakarsanız bu kitabı ikinci okuyuşum. İlkinde kafam biraz dağınık olduğu için tam olarak oturtamamıştım. Postmodern tekniklerin kullanıldığı eserlerin anlaşılması biraz zor geliyor bana. Onun dışında anlamadığım, sevmediğim, zorlandığım eserleri tekrar tekrar okuma gibi de bir huyum var İşte o eserlerden biri de bu. Neyse ki ikinci okuyuşumda her şey yerli yerine oturdu. Yoksulluk İçimizde dokuz hikayeden ve hikayelerin arasına yerleştirilen altı tane levhadan oluşur. Hikayelerin her biri ayrı ayrıdır fakat art arda okudunduğunda bir bütün oluşturur. Mustafa Kutlu'nun hikayelerinin özelliklerinden biridir bu. Kitabın konusu evlilik yolunda olan Süheyla ve Engin'dir. Bu ilişki Engin'in eşyaya, maddiyata kapılmasıyla biter. Bu ayrılıktan çok etkilenen Süheyla, hayata başka bir pencereden bakmaya başlar. Kendini maneviyata verir. Bu değişim daha sonra Engin'in de hayatını sorgulamasına sebep olacaktır. Yazarla tanışma kitabınız olacaksa bu eserden başlamayın derim. Ama daha önceden tanışmışsanız okumanızı tavsiye ederim.
Yoksulluk İçimizdeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202112,9bin okunma
Reklam