Okurbiruv

Okurbiruv
...Üslûb-ı beyân, ayniyle insân... instagram.com/okurbiruv
Puan vermedi
1939 yılında yayımlanan bu eser Pulitzer Ödülü'ne layık görülmüş. 1930'lu yıllarda Amerika'da yaşanan ekonomik krizin insanları nasıl yoksulluğa sürüklediğini, onları nasıl yerlerinden, topraklarından ettiğini çarpıcı bir dille işleyen yazar, bankalar tarafından dolandırılan yoksul çiftçilerin sesini dünyaya duyurmuş. İşte topraklarına artık traktörlerin hâkim olduğu Joad ailesi de bu yoksul ailelerden biri. Gitgide daralan, geride bir parçasını bırakarak yola devam etmek zorunda kalan bir aile. John Steinbeck, renkli reklam kağıtlarına kanarak Kaliforniya'ya iş bulma umuduyla göç eden bu ailenin yolculuğuna sizleri de dahil ediyor. Onlarla birlikte iş buluyor, onlarla birlikte aç kalıyor, bozulan kamyonu birlikte tamir ediyorsunuz. Dönemin şartları gerçekten etkili bir şekilde anlatılmış bu romanda. Özellikle mekân ve karakter unsurları çok iyi tasvir edilmişti. Bu tasvirler zaman zaman okumayı yavaşlatsa da Gazap Üzümleri'nin olmazsa olmazı bence. Yoksulluk kavramının yanı sıra aile kalabilme, dayanışma, ümit kavramları da anne karakteri üzerinden ustaca verilmişti. Kitabın birçok yeri etkileyiciydi fakat özellikle, ruhu topraklarında kalmış büyükbabanın bedeninin de buna daha fazla dayanamaması beni ayrıca düşündürdü, etkiledi...
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202145,7bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·382 syf.··
2023 85. kitabı
Eserin başkahramanı da anlatıcısı da Hayri İrdal'dır. Hayri İrdal, Doğu- Batı kültürü arasında gidip gelen, kendi kültüründen kopamayan, kendine yabancılaşan bir karakter olarak karşımıza çıkar. Tabii Hayri'nin temsil ettiği eskiye karşılık bir de yeniyi temsil eden Halit Ayarcı var. Zaten Hayri İrdal'ın hayatı da Halit Ayarcı'dan öncesi ve sonrası olarak ikiye ayrılıyor. Ahmet Hamdi Tanpınar, bu iki kişi çevresinde gelişen olayları zamanla harmanlayarak derin mizah ve ironi yoluyla bize veriyor. Tabii ki kurumlar ve toplum da bu eleştiriden nasibini alıyor. Ahmet Hamdi Tanpınar, bu eser için sembolizmin ve hicvin hakkını vermiş diyebilirim. Dilinin biraz ağır olduğunu da söylemeden geçmeyeyim.
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353bin okunma
Puan vermedi
Mai ve Siyah "Mai ve Siyah" Servet-i Fünun edebiyatının başarılı yazarlarından Halit Ziya Uşaklıgil'e ait bir eser olmakla birlikte klasiklerimiz arasında önemli bir yere sahip. Eseri Dergah yayınlarından okudum. Eğer sadeleştirilmiş kitap seviyorsanız, bu yayından okumanızı önermem. Kitabın editörünün de belirttiği gibi kitap; yazarın bizzat sadeleştirdiği eserden düzenlenmiş. Kelime dağarcığını fazlasıyla geliştiren kitapta, kelimelerin cümle içinde kullanıldığı anlamlar dipnot şeklinde verilmiş. SPOİLER İÇERİR Kitabı özetleyecek olursam, Ahmet Cemil; annesi, kız kardeşi ve babasıyla birlikte yaşayan bir gençtir. Şiire ve yazıya meraklıdır. Okul sıralarında, Ahmet Cemil'le aynı meraka sahip Hüseyin Nazmi ile yakın arkadaş olurlar. Kitabın hayal ve hakikat çatışması tam da burada başlar. Ahmet Cemil'in en büyük hayali bir matbaa sahibi olmak ve Hüseyin Nazmi'nin kız kardeşi Lamia ile evlenmektir. Hayal yani mai bölümü burasıdır. Daha sonralarda Ahmet Cemil'in babası ölür ve tüm sorumluluk üzerine geçer. Bu sorumlulukların üstesinden gelmeye çalışırken kardeşi İkbal'i zengin ve matbaa sahibi Vehbi ile evlendirir. Matbaada söz sahibi olma hayalleri için Vehbi'nin kardeşi İkbal'e yaptığı eziyetlere göz yumar. İkbal eziyetlere dayanamayıp ölür. Zaten borca batmış olan Ahmet Cemil bunun üzerine hayallerinden tamamen vazgeçmiştir. Lamia'nın başkasıyla evlendirilmesi de onun bu vazgeçişine büyük etki etmiştir. Hayallerinin yıkılışı da siyah olarak değendirilebilir. Ahmet Cemil, tüm bunlardan sonra annesiyle birlikte şehirden uzaklara gider.
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · Dergah Yayınları · 201634,8bin okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2024 7. kitabı
Kişinin değerini manası belirler. Kişinin manası ise davası kadardır. O hâlde kişi davasını nasıl öğrenebilir? Kişinin davası ancak derdidir. Derdin neyse davan odur. Ya derdini dahi bilmeyenler? Kişinin derdi en çok konuştuğu şeydir." demiş yazar kitapta. Şimdi size 'senin davan, derdin, en çok konuştuğun şey ne?' diye sorsam bana ne cevap verirdiniz? Muhtemelen cevap vermeden önce biraz düşünürdünüz değil mi? İşte kitabı okurken ben de düşüncelere sürüklendim. Beni düşünmeye sevk eden, bana bir şeyler katan eserleri okumayı sevdiğimi çoğu kez vurguladım. O yüzden baştan söylemeliyim ki eğer tasavvufa ilginiz varsa ve hem kafam karışmasın güzel bir kurgu okuyayım hem de tasavvufla ilgili kısaca bilgi sahibi olayım diyorsanız bu eseri okumanızı tavsiye ederim. Biraz konusuna değineyim. Olayların geçtiği zaman tam olarak günümüz olmasa da günümüzün modern insanı; sorumluluklarıyla, inançlarıyla, değerleriyle, yaşadığı zorlukla ve en çok da sevgisiyle Selim karakterinde hayat bulmuş. Yazar; Selim'in bazen tereddütle bazen emin adımlarla ilerlediği, bilinmezliklerle dolu bu yolculuğa bizleri de dahil etmiş. Mecnun misali, beşeri aşkın açtığı yoldan gerçek aşka ulaşan Selim'in hikâyesini bizlere sunmuş. Tabii konuyu bu şekilde sınırlamak doğru olmaz diye düşünüyorum. Çünkü "Derdin neyse davan odur." cümlesinden de anlaşıldığı üzere derdin sadece aşk değil para, başarı, itibar ve daha niceleri de olabileceğini biliyoruz. İşte bu dertlerin insanı soktuğu çıkmazlar da Neva, Celal gibi farklı karakterler üzerinden işlenmiş. Hasılı, yaşamın insana sunduğu iyi ve kötü olarak nitelendirdiğimiz her şeyin arka planındaki gerçek okura sunulmuş. (Tabii anlayana :) Yorumumu kitabın bana hissettirdikleri üzerinden aktarmayı tercih ettim. İstesem konuyu direkt olarak da yazabilirdim
Aşkın Kapısıİkbal Bayrak · Alfa Yayıncılık · 2024104 okunma
Puan vermedi
Kitabın tamamında tek bir kavram üzerinde yoğunlaşmış kitaplardan pek okumadım açıkçası. Bu konuda "Aile ve Aşk Üzerine" kitabı benim için ilk oldu sayılır. Bu kitapta psikiyatri uzmanı ve aynı zamanda yazar olan sevgili @drerolgoka , aile ve aşk üzerine gözlemlerini, düşüncelerini kaleme almış. Aynı zamanda bunları araştırma verileriyle de desteklemiş. Aile ve aşk bağlamında birçok konu irdelenmiş ve bu konular başlıklar hâlinde verilmiş. "Eskiden kendi toplumumuzda ve başka toplumlarda aile ne demekti, şu an bu kavram bizim için ne ifade ediyor, teknomedyatik dünyanın aile bağlarına etkisi neler, yeni dünyada çocukluğun ve gençliğin hâlleri, yaşlılık, aşkın insanda yarattığı fizyolojik ve psikolojik durumlar, âşık olmak" gibi birçok konu üzerinde durulmuş. Yazarın ön sözde de belirttiği gibi okura bir düşünceyi kabul ettirme gibi bir çaba yoktu kitapta. Fakat okudukça, normalde hiç dikkat etmediğim şeylere denk geldikçe düşüncelerimde elbette değişiklikler oldu. Aile ve aşk kavramlarına daha farklı ve geniş bir açıdan bakmama vesile oldu bu kitap. Düşünce yazılarını okumayı hep sevmişimdir. Her tür, insana elbette bir şeyler katar fakat bu tür kitaplar bas bas bağırıyor "gel ben sana yeni şeyler söyleyeceğim; farklı düşüncelerden, araştırmalardan bahsedeceğim" diye. O yüzden bu tür kitapları okuyunca geliştiğimi, değiştiğimi daha bariz ve net bir şekilde hissedebiliyorum. Hâsılı benim için okuması keyifli bir kitaptı, altını çizdiğim pek çook yer oldu.
Aile ve Aşk ÜzerineErol Göka · Kapı Yayınları · 202413 okunma