Zemheri

Zemheri
Okumak: hayatta kalma refleksi...
Reklam
10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2019 112. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2019 23:15
"Hiçbir şey hayat kadar şaşırtıcı olamaz. Aşk hariç!" Sevgili Galip, Senin hikâyeni yazmak iğneyle kuyu kazmak kadar zordu, ancak seni anlamak ondan bile daha zordu. Kaleme alındığından beri hakkında bir sürü şey yazıldı çizildi, pek çok akademik çalışmaya ilham oldun, seni sevenlerimiz de oldu, senden nefret edenlerimiz de. Seni büyük bir hevesle okuyup sana hayran kalanlar da vardı aramızda, bu ne biçim bir kitap deyip senin hikâyeni yarım bırakanlar da oldu. Hikâyeni beğenenler çok beğendiler, öyle ki tekrar tekrar okudular ve her seferinde başka işaretler buldular. Hikâyenin sonunu öğrenemeyenler çok şey kaçırdılar. Olsun, onlara da sonunu biz anlatırız, olmaz mı? İtiraf etmek gerekiyor ki seni anlamak kolay değildi, çok uzun cümlelerle kafamızı bulandırdın, neyin nerede başladığını, nerede son bulduğunu anlamak hiç kolay olmadı. O kadar çok şey anlattın ki bize bir ara ne okuduğumuzu da unuttuk. Senin hikâyeni ne şekilde okumamız gerektiğini bilemez olduk, o yüzden hepimiz seni farklı şekillerde yorumladık. Hikâyeni sadece biz değil, dünya da beğendi. O kadar beğenildin ki sana ödül bile verdiler bu yüzden. Hem de en güzelinden. Nobel Komitesi sana ödülü verirken en önemli gerekçe olarak senin hikâyeni gösterdi. Orada çok da güzel bir konuşma yaptın. Sana bunları yıllar önce söylemek isterdim ama bir türlü cesaretimi toplayıp sana yazamadım. Seni çok seven bir okurun bu konuda beni cesaretlendirmeseydi sessizliğimi daha uzun yıllar bozmayacaktım sanırım. Ben senin kadar güzel yazamıyorum, her şeyi birbirine karıştırıyorum, ama sen dikkatli bir okursun aynı zamanda, Rüya kadar olmasa da sen de şifreleri çözmeyi seversin, eminim bu yazımda sakladığım şifreleri seninle birlikte dikkatli okurlar da çözeceklerdir. Ben nereden başlayacağımı bilmiyorum, çünkü senin
Edebiyat
Kara KitapOrhan Pamuk · İletişim Yayınları · 200011,6bin okunma
Zemheri
Metniniz çok emek verilmiş ve gerçekten içine girilerek yazılmış, o yoğunluk hissediliyor. Orhan Pamuk Okumadığım halde merak ettirdi, kaleminize sağlık...🍀
Dile Kolay, Kalbe Emanet 40. Yılıma…
Sevgili Hayat; Birlikte içinden geçtiğimiz şu uzun yılların her bir anı çok özel. Bazıları bir nefes gibi hızla akıp gitti, bazıları kalbimde derin izler bırakarak kaldı. Bana sevinci de gösterdin, hüznün en yalın halini de. Bazen durup sabretmeyi öğrettin, bazen de küllerimden savrulup yeniden başlamayı. Bugün geriye dönüp baktığımda; yaşadığım her günün, her kırgınlığın ve her kahkahanın beni biraz daha "ben" yaptığını görüyorum. Her deneyim bir ders, her yara bir hikâyeymiş aslında. Şimdi tüm bu yaşanmışlıkların cebimde bıraktığı o olgunlukla, yeni bir eşiğin tam başındayım. Daha emin ve her anın kıymetini fark eden bir "ben" ile. Hoş geldin yeni yaşım, Ben hazırım…
Duygu ve Düşünce
Zemheri
Yeni yaşınız kalbinizi hafifleten, yüzünü gerçekten güldüren anlarla dolsun. Doğum gününüz kutlu olsun. 🎂
Charlie'nin İlerneme Rapuru
Puan vermedi·325 syf.··
2026 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2026 11:38
Algernon' a Çiçekler...Ahh, kalbimi bıraktığım o nadir hikayelerden biri. İmla hataları, noktalamanın olmayışı ve kelimelerin duyulduğu gibi yazılması...Tam bir çocuk saflığında fakat o bozuk cümlelerin içinde yatan masum bir sevgi... Düşünsenize, tek dileğiniz "akıllı olmak". Sadece insanlar sizinle dalga geçmesin diye, sadece "normal" olabileyim diye. Bir fareyle -Algernon' la- bile kendinizi kıyaslamak zorunda olmanız. İşte kitap tam burada insanın canını acıtıyor, boğazını düğümlüyor. "Lütfen beni akıllı yapın.", Charlie' nin toplumda kabul görme yakarışlarıyla bir deneye malzeme olması... Bir insanın kaderini, bir laboratuvar faresinin grafiğiyle ölçüp değiştirmek ne acı. Deney etkisini gösterdikçe kelimeler birer birer yerini buluyor. Noktalar, virgüller sanki birer mucizeymiş gibi hayatına giriyor. Dilleri, bilimi yutarcasına öğrenirken kelimeleri devleşiyor ancak bu "mükemmel" kelimeler beraberinde soğuk bir yalnızlık da getiriyor. "Daha önce hiç sahip olmadığınız bir şeyi kaybetmek mi daha zordur, yoksa o şeye hiç sahip olmamış olmak mı?” Bu kitap size iliklerinize kadar bunu sorgulatıyor. O son cümledeki vedada gelen gözyaşım Charlie'nin kaybetmediği tertemiz kalbinin üzerine damladı.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,9bin okunma
Zemheri
Bence daha zor olan, hiç sahip olmamış olmak. Kaybettiğinizde en azından bir iz vardır. Hiç olmamış bir şey ise boşluk bırakır; ne yas tutulur ne unutulur...
Failin Çığlığı, Kurbanın Sessizliği...
6/10
·196 syf.··
2026 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2026 00:00
Victor Hugo bu metinde idam cezasını değil, ölüme giden bir bilincin çözülüşünü anlatmayı amaçlıyor. Ancak anlatının odağı tek bir yerde ısrarla sabitleniyor: mahkûmun kendi ölümü. Suçun kendisi, öldürülen insanın hayatı, geride kalanların yası bilinçli biçimde metnin dışında bırakılmış. Bu tercih, metni bir vicdan çağrısından çok tek taraflı bir acı anlatısına dönüştürüyor. Mahkûmun pişmanlık duymaması, eylemiyle yüzleşmemesi ve yalnızca kendi sonuna ağıt yakması, bende empati değil, ahlaki bir mesafe yarattı. Can tatlıdır; fakat metin, bu tatlılığı sorumluluktan tamamen arındırarak sunuyor. Psikolojik olarak bakıldığında Hugo, ölümle yüzleşen bir zihnin daralan perspektifini başarıyla veriyor. Zaman algısının bozulması, küçük ayrıntıların büyümesi, umudun ve inkârın iç içe geçmesi ikna edici. Ancak bu iç monolog, bir noktadan sonra bireysel bir bilinçten çok evrensel bir kurban figürüne dönüşüyor. Bu da karakteri derinleştirmek yerine soyutlaştırıyor. Mahkûmun iç dünyası genişlerken, etik bağlam daralıyor. Okur olarak tanık olmamız isteniyor ama bu tanıklık eksik; çünkü suçun yankı alanı bilinçli olarak susturulmuş. Metnin beni asıl rahatsız eden yönlerinden biri de halkın neredeyse karikatürize edilen ilkel bir kalabalık olarak sunulmasıydı. Toplumsal öfke, adalet arayışıyla değil, salt canavarlıkla açıklanıyor. Bu yaklaşım, meseleyi derinleştirmek yerine basitleştiriyor. Buna ek olarak, çevirmenin ve metnin önsözlerinin neredeyse metnin önüne geçmesi, okurla metin arasına gereksiz bir duvar örüyor. Sonuç olarak Bir İdam Mahkumunun Son Günü, düşünce tarihinde önemli bir yere sahip olsa da, bugün bir okur için sarsıcı olmaktan çok tartışmalı. Okunsa olur; okunmasa da büyük bir boşluk bırakmaz. Çünkü bu metin, adaleti çok konuşuyor ama sorumluluğu yeterince tartışmıyor. Okur kalın...
Alıntı
Bir İdam Mahkumunun Son GünüVictor Hugo · İletişim Yayınları · 2024152,7bin okunma
Zemheri
İsmimi boşverin Aynı metni okuyoruz ama farklı yerlerden bakıyoruz. Siz anlatının bireysel bilinci merkeze almasını anlamlı buluyorsunuz; ben ise bu tercihin suçun ve sorumluluğun bilinçli olarak dışarıda bırakılmasıyla etik bir daralma yarattığını düşünüyorum. Bu yüzden metin bende empati değil, mesafe üretti. Okuma farkımız buradan doğuyor. Yorumunuz için teşekkür ederim.