Resimdeki bu tablet, 5200 yaşında olup, Mısır'ın Birinci Hanedanlığı'ndan önceki kraliyet hanedanlığı olan 0. Hanedanlık dönemine aittir ve kronolojik olarak (Naqada III) olarak bilinen bir Mısır kültürel dönemiyle örtüşmektedir. Şehir Tableti, Tehenu Tableti ve Tehenu Yağma Tableti olarak da bilinir (Tehenu, günümüz Libya'sında ve Mısır'ın batısındaki bölgelerde, Batı Delta'nın ötesinden Batı Çölü'ndeki vahalara kadar uzanan bölgelerde yaşayan en eski kabilelerdendi). Birinci Hanedanlık öncesi döneme ait bu erken dönem Mısır askeri tableti, Hanedanlık Öncesi ve Erken Hanedanlık dönemlerinin krallarının kutsal başkenti olan Mısır şehri Abydos'ta bulunmuştur. Büyük bir kısmı (üst kısmı) eksik olmasına rağmen, beş bin yıldan fazla bir süre önce Mısır İmparatorluğu'nun başlangıcındaki en eski ve en önemli askeri, siyasi, kentsel ve hatta coğrafi belgelerden biri olmaya devam etmektedir. Bir tarafında yedi surlu şehir oyulmuş ve her şehrin içinde adı yazılıdır. Her şehrin üzerinde, elinde balta tutan ve şehir surlarını yıkan bir yaratık sembolü bulunur. Bu bölümün üzerinde, esirlerin götürülmesini temsil ettiğine inanılan kraliyet alayından geriye kalan ayak izleri yer alır. Diğer tarafta ise üç sıra halinde farklı hayvanlar bulunur: boğalar, eşekler ve koçlar. Bunların altında zeytin ağaçları vardır ve yanında, bu ganimetlerin geldiği ülkenin adını veren hiyeroglif bir yazıt bulunur: Tahen ülkesi veya günümüz Libya'sı. Şehirlerin ve kalıntılarının üzerindeki semboller, Yukarı Mısır krallıkları arasındaki yüzyıllar süren çatışmalardan sonra MÖ dördüncü binyılın son üçte birinde birleşen Yukarı Mısır Şehir Devletleri ve Krallıkları Birliği'nin ordularını temsil ettiği şeklinde yorumlanmıştır. Bu birlik, aynı dönemde Mısır'ın birleşmesine yol açmış ve Narmer'in
Link paylaşımı
Link Paylaşımı academia.edu/resource/work/1... tek1bilinc.blogspot.com/2026/05/zerone-... TÜRKÇE Zerone Külliyatı: 9 Mührü ve Sonsuz Bilinç Salınımı – Neden Okunmalıdır? 1. Doğrusal düşüncenin sınırlarını aşmak için Çağımızın baskın zihniyeti olan doğrusal mantık ve indirgemeci materyalizm, bilinci nöronlara, zamanı homojen bir akışa, ölümü biyolojik bir sona ve Tanrı'yı insan formuna indirgeyerek evrenin bütünsel dokusunu paramparça etmiştir. Bu külliyat, bu parçalanmışlık halinin adını koyar: hüsran (doğrusal örnekleme hatasında sıkışıp kalma). Ve bu hüsrandan çıkışın yolunu gösterir. 2. Evrenin kaynak kodunu okumak için Arının altıgen peteği, göçmen kuşun manyetik pusulası, Kâbe'nin beşgen küp geometrisi ve namazın 72° kıraat ile 90° rükûyu birleştiren dansı; tüm bunlar psikolojik arketipler değil, kuantum alanına işlenmiş evrensel bir kaynak kodunun tezahürleridir. Bu külliyat, o kodu deşifre eder. 3. Zamanın bir illüzyon olduğunu deneyimlemek için Zaman akmaz; evren, Planck zamanı ölçeğinde saniyede milyarlarca kez durup yeniden başlar. Bu külliyat, zamanın bu kesintili yapısını ve iki kare arasındaki saklı Lazaman (zamansızlık) koridorunu açıklar. Mîrac'ın bu koridora sızan bir bilinç tecrübesi olduğunu gösterir. 4. Kaderin donmuş bir yazgı değil, yaşayan bir olasılık bulutu olduğunu öğrenmek için Kader, geçmişte yazılmış bir defter değildir. Levh-i Mahfuz, tüm olasılıkların süperpozisyonda beklediği canlı bir kuantum hafıza matrisidir. Kul, kendi frekansına göre bu olasılıkları anlık olarak çökertir. Dua, bu çökertmeyi bilinçli olarak yapma sanatıdır. Bu külliyat, kader algoritmasına nasıl müdahale edileceğini somut adımlarla gösterir. 5. Ölüm korkusunu aşmak için Ölüm, bir yok oluş değildir;
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bir Asur askerinin kuş avlamasını gösteren bu tablet, Kuzey Irak'taki antik Horsabad şehrinde, Asur Kralı II. Sargon'un (MÖ 721-705) hükümdarlığı dönemine ait olarak keşfedilmiştir. Louvre Müzesi. Av sahnesi: Asur askeri kuş yakalıyor Horsabad, Irak, Mezopotamya, MÖ 721 Av sahnesi kabartması (detay): asker kuş yakalıyor Horsabad, izole bina, alçıtaşı / su mermeridir. Albatros, Yükseklik 1,29 m, Sargon'un hükümdarlığı (MÖ 721-705) FOTOĞRAF RMN THIERRY OLLIVIER - 2012 Bu kabartma, Yeni Asur döneminin gündelik yaşam ve av sahnelerini gösteren etkileyici örneklerinden biridir. Eser, antik Khorsabad (antik adıyla Dur-Şarrukin) kentinde bulunmuş ve Sargon II dönemine (MÖ 721–705) tarihlenmiştir. Bugün Louvre Museum koleksiyonunda yer almaktadır. Louvre’un kayıtlarına göre Khorsabad, Sargon II’nin kısa ömürlü fakat görkemli başkentiydi ve burada bulunan saray kabartmaları Asur sanatının en önemli örnekleri arasında sayılır. Khorsabad kazıları 1843–1844 yıllarında Fransız arkeolog Paul-Émile Botta tarafından gerçekleştirildi ve bu keşifler Avrupa’da Mezopotamya arkeolojisinin doğuşuna öncülük etti. Louvre’daki Asur koleksiyonu özellikle bu kazılardan gelen eserlerle ünlüdür.
Etiler
Çivi Yazılı Kaynaklara Göre TÜRKÇE-ETİCE-HURRİCE ARASINDAKİ BAĞLAR Üzerinde Yeni Araştırmalar Dr. MUSTAFA SELÇUK AR Türkçe-Etice-Hurrice arasında mevcut olduğunu gördüğüm bağların ve bu bağları ihtiva eden kaynakların bir kısmını anmış ve. ileri attığım fikirlerimi bundan sonra yapılacak tetkiklerle elde edilecek vesikaların kuvvetlendireceğini belirtmiştim. Bu arada bugün elimizde bulunan ve Boğazköyde elde edilmiş olan çivi yazılı tabletlerin büyük bir kısmının üzerine, yazılmış olan yazıtlarda kullanılmış olan dilin Eti devleti zamanında bir yazı dili olarak kullanılmış olduğunu ve Eti devletinin asıl konuşma, dilinin bu yazı dili üzerine tesir yaparak izler bırakmış olduğunu söylemiş, bu konuşma dilinin yazı dili üzerindeki izlerini nelerin teşkil ettiğini de izah etmiştim. Şimdi gerek bu noktaların ve gerekse Türkçe ile "Hurrice arasındaki bağların izahlarını daha, ziyade kuvvetlendirecek olan ve yeni araştırmalarımda elde ettiğim neticeleri burada ele almak istiyorum. Bundan sonraki, araştırmalarımda da fikrimi teyit eden misal ve delilleri buldukça onları da yavaş yavaş yayınlamak emelindeyim. a) Mevcut vesikalara göre Eti devletinin konuşma dilinin Türkçe olduğunu ve bu konuşma dilinin Eti hakanlarının icraatlarını yazdırmak için kullanmış oldukları yazı dili üzerine tesir ederek izler bıraktığını kabul ediyoruz. Bu izlerden biri, isimlerin "-in„ hallerinin teşkilinde kendini göstermektedir. Nasıl ki,.bugünkü Türkçemizde, isimlerin "-in„ hallerini teşkil etmek için kullandığımız ismin sonuna bîr "-in„ eki getirmekte isek aynı hali Etilerin yazı dillerinde teşkil etmek için de gene o ismin sonuna ''-an;, ekinin getirilmekte olduğunu görmekteyiz. Türkçemizdeki bu ''-in„ eki isimlerin gerek çoğul gerekse tekil hallerinde daima aynı kalır, hiç değişmez. Aynı
Ebeveynler İçin 7 Günlük Dijital Detoks Planı Gün 1: İtiraf Günü Kendine itiraf et: Telefon elindeyken çocuğunla kaç dakika gerçekten beraberdin? Akşam yemeğinde telefonları salona koyma kuralı koy. Sadece 1 saat. O saatte konuşulan tek şey ekran olsun, ama dışarıdaki ekran değil, karşındaki insan olsun. Not: Zor gelecek. Zor gelmesi, bağımlı olduğunun işareti. Gün 2: Göz Teması Orucu Çocuğunla konuşurken ekrana bakmamaya söz ver. 10 dakika bile olsa. Çocuk göz teması ile “ben değerliyim” mesajını alır. Ekran ise ona “sen şimdilik bekle” der. Allah’a yönelen kalp, önce kuluna dönen gözle başlar. Gün 3: Sessizlik Saati Akşam 21:00-22:00 arası evde sessiz saat ilan et. Ne TV, ne telefon, ne tablet. O saatte ya kitap okuyun, ya abdest alıp iki rekat namaz kılın, ya da susun. Sessizlikte insan kendi sesini duyar. O ses fıtratın sesidir. Gün 4: Birlikte İçerik İzleme Çocuğun izlediği 1 videoyu sen de izle. Sonra sor: “Bu doğru mu? İslam buna ne der?” Yasaklamak yerine tahlil et. Çocuk, “Babam da beni anlıyor” dediği anda savunma duvarı yıkılır. Gün 5: Hatırlatma Yerine Hatırlama Çocuğa “Namaz kıldın mı?” demek yerine, sen kalkıp onun yanında abdest al. İnanç emirle değil, örnekle bulaşır. Çocuk senin ne yaptığını izler, ne dediğini değil. Gün 6: Doğa Teması Telefonu evde bırak, 1 saat parka, sahile, tepeye çık. Toprak, ağaç, gökyüzü… Dijitalin unutturduğu “yaratılmışlık” hissini geri getirir. Çocuk Allah’ı camide değil, önce tabiatta tanır. Gün 7: Muhasebe ve Söz Ailenle otur. 7 günde ne değişti? Nerede zorlandınız? Nerede rahatladınız? Sonra küçük bir söz verin: “Haftada 3 gün telefonsuz saat yapacağız.” Mükemmeliyet değil, devamlılık kurtarır.
Alıntı
`nuh tufanı` / `antediluvian` dönem `antediluvian` dönem denilen şey aslında tek bir “`tufan hikâyesi`” değil, insanlığın çok eski bir çöküş hafızasının farklı katmanlarda yeniden anlatılmış hali gibi durur. bu anlatılarda dünya, bugünkü gibi stabil ve öngörülebilir değil; daha “aşırı” ve kırılgan bir yer olarak resmedilir. uzun ömürlü insanlar, büyük şehirler, devasa yapılar ve giderek bozulan bir düzen aynı sahnede üst üste biner. nuh bu dünyanın son evresinde, yaklaşan felaketi haber veren ama çok az kişi tarafından ciddiye alınan bir figürdür. en kritik kırılma noktası ise `book of enoch` içinde anlatılan “`watchers`” meselesidir. bu anlatıya göre gökten inen bazı varlıklar insanlarla etkileşime girer ve bunun sonucunda `nephilim` olarak adlandırılan dev varlıklar ortaya çıkar. bu varlıklar sadece fiziksel büyüklükleriyle değil, dünyadaki dengeyi bozma kapasiteleriyle anlatılır. kaynak tüketimi, şiddetin artışı ve toplumsal düzenin çözülmesi bu dönemin temel temalarıdır. burada olay “`fantastik devler`” seviyesinde değil, daha çok “kontrolsüz güç ve bozulmuş sistem” metaforu gibi çalışır. aynı anlatı katmanında `azazel` figürü öne çıkar. bu figürün insanlığa metal işleme, silah yapımı ve çeşitli bilgi alanlarını öğrettiği anlatılır. yani burada mesele sadece ahlaki bozulma değil, bilginin kontrolsüz yayılmasıdır. bazı yorumlara göre bu, medeniyetin hızla güçlenip aynı hızla dengesizleşmesini temsil eder. bilgi artar ama denge kurulamaz. bu çöküş ortamında nuh'un yaptığı şey ise tamamen farklı bir eksendedir. çöl benzeri bir arazide, devasa bir gemi inşa eder. ölçüleri ve yapısı, modern gözle bakıldığında büyük ölçekli bir mühendislik ve lojistik problemine denk gelir. burada gemi sadece bir araç değil, “`felakete karşı kapalı bir yaşam sistemi`” gibi çalışır.