1820-1 yıllarında Rich ilk Ninova civarını ve Asur merkezinde Asurbanipal’in sarayından kalma bir çivi yazısı tableti toprağın altından çıkardı, bu tablet aynı bölgede bulunacak on binlerce tabletin ilkiydi.
Yeni başkent (Hititler) Hattuşa'nın yeri dikkatlice seçilmişti. O kadar
iyi tahkim edilmiş ve kente tek çıkışı sağlayan dar bir vadinin ağzında bulunduğundan coğrafi olarak o kadar iyi konumlandırılmıştı ki, beş yüzyıllık kullanımı boyunca, sadece iki defa ele
geçirildi. İki olayda da şehri kaptırdıkları topluluk büyük ihtimalle komşuları Kaşkalardı. 1906'dan itibaren Hugo Winckler, Kurt
Bittel, Peter Neve ve Jürgen Seeher gibi Alman arkeologlar tarafından yönetilen kazılar sayesinde binlerce kil tablet gün ışığına çıkarıldı. Bu tabletler arasında resmi devlet arşivlerine ait olması gereken yazışma ve belgeler dışında şiirler, hikayeler, tarihçeler, dini törenler ve başka her türlü yazılı belge de var. Bunların tümü, bize sadece Hititli yöneticilerin geçmişleri ve onların diğer halklar ve krallıklarla olan ilişkileriyle ilgili boşlukları doldurma fırsatını vermekle kalmaz, aynı zamanda sıradan halk ve günlük
hayatları, toplum yapısı, inanç sistemleri ve hukuk kuralları hakkında da aynı ölçüde bilgi verir. Örneğin "Eğer herhangi bir kişi, özgür bir adamın burnunu ısırıp koparırsa 40 şekel değerinde gümüşle ödeme yapmak zorundadır" şeklindeki kanun maddesi oldukça merak uyandırıcı (insan kendine bunun hangi sıklıkla
meydana geldiğini sormadan edemiyor).
Yukarıda adı geçen 1. Hattuşili'nin torunu ve halefi 1. Murşili adındaki Hitit kralının, ordusuna bin beş yüz kilometreden fazla bir mesafe katettirerek Mezopotamya'ya kadar yürüttüğünü bu tabletlerden biliyoruz. Burada, M.Ö. 1595'te Babil kentine saldırarak kenti yakıp kül etti ve böylece "Kanun Koyucu" Hammurabi'nin meşhur iki yüz senelik hanedanını sonlandırdı. Sonra
kenti işgal etmek yerine Hitit ordusunun yönünü çevirerek öylece memleketine döndü. Böylece, herhalde tarihte görülmüş en uzun mesafeli vur kaçı
1. Tablet
Ey sırlarımın ortağı olacak yabancı. Soylu musun, dindar mısın, iyi yürekli misin, yoksa zalim misin, akıllı mısın yoksa işe yaramaz bir aptal mısın, bilmiyorum. Umarım iyi bir insansındır. Umarım yüreğin sevgi ve cesaret doludur.
12.Yüzyıl Latincesi
0-Mağaraya girdiğimde Hermes'in ellerinde zaradi yazılı tableti aldım ve içinde şu sözleri keşfettim:
1- Doğru , yalansız ,kesin , çok kesin.
2-Yukarıda olan aşağıdakine benzer , aşağıda olan da yukarıdakine benzer. Tek bir şeyin mucizesini yaratmak için.
3-Ve her şey bir tek şeyin tefekküründen yaratıldığı gibi , her şey de tek bir uyarlanmadan doğmuştur.
4-Babası Güneş , annesi Ay'dır.
5-Rüzgar onu rahminde taşıdı , toprak onu besledi.
6-Dünyadaki tüm harika eserlerin (Telesmi) babasıdır.
6a-Gücü tamdır (İntegra).
7-Eğer toprağa (tersine doğru döndürülürse) dökülürse ,
7a-toprağı ateşten , ince olanı kaba olandan ayıracaktır.
8-Büyük bir kapasiteyle yerden göğe yükselir. Tekrar yeryüzüne iner ve yukarının ve aşağının gücünü geri alır.
9-Böylece dünyanın farklılığının şerefine kavuşacaksınız. Tüm belirsizlik senden kaçacak.
10-Bu , tüm güçlerin en güçlü gücüdür, çünkü tüm ince şeylerin üstesinden gelir ve tüm katı şeylere nüfuz eder.
11a-Dünya böyle yaratıldı.
12-Bundan, süreci bu olan muhteşem uyarlamaları gelir.
13-Bu nedenle bana Hermes deniyor çünkü tüm dünyanın bilgeliğinin üç parçasına sahibim.
14-Ve Galieni Alfachimi'nin kitabından Güneş'in çalışması hakkında söyleyeceklerim tamamlandı.
Latince'den Steele ve Singer , 1928:492
Kitabın yararını burada anlatmak gereksiz. Yaşamınızda olumlu ne görüyorsanız onun temelinde, kökeninde, gelişmesinde
kitaplar içinde bulunan bilgiler vardır. Ancak bugün her istediği konuda her elini attığında bir kitap bulabilen bizler, bunun belki de hep böyle olmuş olduğunu sanırız. Halbuki bizim anladığımız anlamda kitap çok geç keşfedilmiştir. Ninova'da Sir Austen Henry Layard'ın ( 18 17- 1894) 1847'de keşfettiği meşhur Asurbanipal (MÖ 685-627) kütüphanesinde bulunan 22 bin çivi yazılı tablet hemen tamamen din, hukuk ve ticaret hakkında olup, halkın okuması için üretilmiş metinler değillerdi. Zaten kütüphaneyi oluşturan Asurbanipal İlk Çağda okuması yazması olan nadir krallardan biriydi. O zamanlar halkın bilgisi neredeyse tamamen sözeldL Okuma-yazma, devlet emrinde çalışan çok küçük bir katipler sınıfıyla sınırlıydı. Halk için kitap üretmek fikrinin ilk kez Atina tiranı Peisistratos'un aklına geldiği söylenir. Peisistratos, Karl Popper'in bir yazısından öğrendiğim üzere, yalnız politikacı değil, aynı zamanda yayıncıymış da.(4) Bu yayıncılığın çok özel bir yanı dünyada bilinen en eski yayıncılık kuruluşu olması. Tabii yukarıda da değindiğim, gibi Peisistratos'tan önce de pek çok "kitap" yazılmıştı. Ancak bu kitapların hemen tamamı ya dinsel içerikli "kutsal kitaplardı" ve yalnızca belli bir ruhhan sınıfına hitap ediyorlardı veya politik antlaşma, vasiyet vb. metinlerle ticari tablolardan ibarettiler. Belli bir bilgiyi halka nakletmek amacıyla kitap yayınlamak fikrini ilk kez Peisistratos'un düşünmüş olduğu sanılmakta (Şengör, 2016: 37-38).
(4) Popper, K. E. 1987, Bücher und Gedanken: Das Erste Buch Europas: Auf der Suche nach Einer Besseren Weft'de, Pipcr, München, ss. 1 17- 1 26. Popper'in bu yarısı Türkçe'ye de çevrilmiştir: Popper, K. R.{ 200 f, "Kitaplar ve