Savaş dört yıl ve bir buçuk boyunca sürmüş ve giderek en azından Batı dünyasında neredeyse herkesi girdabına çekmişti. 10 milyondan fazla insan savaşta fiilen ölmüş, 20 ya da 25 milyon insan da savaşın getirdiği zorluklar ve düzensizlikler nedeniyle hayatını kaybetmişti. On milyonlarca insan yetersiz beslenme ve sefalet nedeniyle acı çekiyor ve güçsüz düşüyordu. Hayatta kalanların büyük bir kısmı artık savaş işleriyle, sondaj ve silahlanmayla, mühimmat yapımında, hastanelerde, orduya giden erkeklerin yerine çalışmakla ve benzeri işlerle meşguldü.
10 kişi. Ölümcül bir oyun. Ya hayatta kal... ya ihanet et."
Cennet gibi bir adada başlayan ama kısa sürede hayatta kalma mücadelesine dönüşen bir hikaye...
Sence en büyük zaman kaybı nedir kendini başkalarıyla karşılaştırmak dedi köstebek
“İşin doğrusu hep resim olsun istiyorum, birer ada gibiler, sözcüklerin denizinde onlara sığınabiliriz.” (s.8)
“Tilki genellikle sessiz ve hayat onu incittiği için temkinli.” (s.9)
“Maceraları baharda, bir an kar yağarken öbür an güneşin çıktığı bir zamanda geçiyor, hayat da biraz böyle – bir anda değişebiliyor.” (s.10)
“‘Aslında herkes el yordamıyla ilerliyor.’ O yüzden ben derim ki kanatlarınızı açın ve hayallerinizin peşinden gidin.” (s.11)
“‘Başarı ne sence?’ diye sordu çocuk.
‘Sevmek,’ dedi köstebek.” (s.19)
“‘Çok sevdiğin bir söz var mı?’ diye sordu çocuk.Evet,’ dedi köstebek.Neymiş?’
‘Başta başaramazsan biraz pasta ye.’
‘Anladım, işe yarıyor mı peki?’
‘Her seferinde.'” (s.21)
“‘Sence en büyük zaman kaybı nedir?’
‘Kendini başkalarıyla karşılaştırmak,’ dedi köstebek.” (s.24)
“‘Acaba öğrendiklerini unutma okulu diye bir şey var mı?'” (s.25)
“‘Tanıdığım yaşlı köstebeklerin çoğu, keşke korkularımızı daha az dinleseydik, hayallerimize daha çok kulak verseydik diyor.'” (s.27)
“‘Daha az korksak nasıl olurduk bir düşünsene.'” (s.29)
“‘Sahip olduğumuz en büyük özgürlüklerden biri, olaylara nasıl tepki verdiğimiz.'” (s.35)
“‘Anda nasıl yaşanacağını öğrendim.’
İsyan neden 1936'da patlar? 1929'da ABD'de başlayıp kısa sürede dünyayı saran büyük buhran ( 20 yüzyılın en büyük ekonomik krizidir). Filistin ekonomisini de boğaza sokar. 1928'de ABD ve Kanada'nın artan Yahudi göçüne karşı koyduğu kota, Hitler’in Alman yahudilerine uyguladığı baskılarla birleşince , 1930'larda Almanya ve Avrupa'da Filistin'e göçler bir anda ikiye katlanır. Öyle ki 1931'de 174.000 olan yahudi nüfus 1936'da 382 bine yükselir; yani sadece 5 yıl içinde manda topraklarındaki yahudi oranı; yüzde 19'dan %28'e çıkar. Kaynakları sınırlı olan Filistin, böylesine hızlı bir nüfus artışını kaldırabilecek durumda değildir. 1935'te yahudilerin elindeki toprak parçası, yüzde beşi kadardır; ama problem, bu toprakları etkili dikili alanların %10'unu teşkil etmektedir. GAZZE GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DİRENİŞİN TOPRAĞI / Sayfa 15-16-17 Dipnot)
İngiliz İdaresi, Filistin'i ve Ortagoğu'yu sakin tutmak için bir politika değişikliğine gider. Bu minvalde 15 Mayıs 1939'da ilan ettiği- Filistinlilerin ’’ Beyaz Belge’’, Yahudilerin ‘’ Kara Belge’’ dediği- Mac Donald Siyaset Belgesi’yle yahudi devleti planından vazgeçip göçe ve toprak satışına sınırlama getirmeyi ve Filistin'e 10 yıl içinde tam bağımsızlık vermeyi vaat eder. GAZZE GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DİRENİŞİN TOPRAĞI / Sayfa 17
Filistinlilerin zaten zayıf olan savaşma ve savunma kapasitesine ağır darbe indirir. Eli silah tutabilecek yaştaki yetişkin erkek nüfusunun %10'undan fazlası öldürülür, sürülür veya hapsedilir. GAZZE GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DİRENİŞİN TOPRAĞI / Sayfa 18