Batı Edebiyatı Önemli kişiler
BATI EDEBİYATI A) ESKİ YUNAN VE LATİN EDEBİYATI Batı edebiyatının kaynağı, Eski Yunan ve La tin edebiyatlarıdır. İsa'nın doğumundan dokuz yüzyıl öncesine giden ve MÖ II. yüzyıla kadar sü regelen Yunan edebiyatının ana kaynağı, Homeros'un llyada ve Odysseia destanları sayılır. Eski Yunan ve Latin edebiyatının önemli sanatçıları şunlardır: 1. HESİODOS: — Didaktik bir şairdir. Didaktik şiirin kurucu su sayılmaktadır. — Yurttaşlarını şiir yoluyla eğitmeye çalışmış; onları adaletli olmaya ve çalışmaya çağırmıştır. — Köylü hayatını ve insanların günlük işlerini anlatan ilk şairdir. — İşler ve Günler, en önemli eseridir. 2. SAPPHO: — Yunan edebiyatının en büyük lirik şairi sayıl maktadır. — Şiirlerinde özellikle aşk temasını işlemiş; aş kı, Tanrı'nın bir nimeti olarak görmüştür. Yaşadığı çağdan başlayarak, ünü gittikçe ge nişlemiş, kendinden sonraki bazı Yunan ve Latin şairlerini etkilemiştir. — Sappho'nun şiirleri dokuz ciltte toplanmıştır. Şiirlerinden 170 kadar küçük parça kalmıştır. 3. AİSOPOS: — Yalnız fabl türünde yazmıştır. Fabl türünün kurucusu sayılmaktadır. Anlattığı masalların konularını, gezileri sırasında uğradığı Doğu memleketlerinden topladığı tahmin ediliyor. Batı edebiyatında fabl türünde yazan şairler üzerinde derin etkisi görülür. Özellikle, Fran sız şairi La Fontaine, ondan çok yararlan mıştır. — Fabiler adlı bir eseri vardır. 4. AİSKHYLOS: — İlk büyük tragedya şairidir. Tragedyanın gelişmesinde büyük payı vardır. — Eserlerinde gelenekleri ve ahlakı savunur. — Onun eserlerinde insanlar tanrıların iradesiy le hareket eden yaratıklar olarak gösterilir; bunlar ne yaparlarsa yapsınlar, alınyazılarının dışına çıkamazlar. — Doksan kadar eser yazmış olan Aiskhylos'un yalnız yedi tragedyası elimize geçmiş, diğer leri kaybolmuştur. 5. SOPHOKLES : —
Edebiyat
Anunakiler ( 2024) yerli sinema filmi
anunnakiler (2024) – şafak sezer’in içinde olduğu filmler genelde “en azından iki sahnede güldürür” güveni verir ama bu film… yani… insanı kendi hayat seçimlerini sorgulatıyor. bilim-kurgu diye giriyorsun, komedi diye çıkıyorsun; komedi diye giriyorsun, “ben ne izledim az önce?” diye odanın içinde volta atıyorsun. filmde anunnaki var mı? var. ama hani böyle uzaylı görürsün de “vaay teknoloji, efektler, ışıklar…” falan beklersin ya? işte o beklentiyi kapıda bırak. filme girerken ayakkabıyla beraber bırak hatta. çünkü film; bilim kurgudan çok “kankamızın evi boştu, hadi film çekelim” hissi veriyor. şafak sezer, çetin altay, aydemir akbaş gibi isimleri görünce insan ister istemez bir umutlanıyor. ama film 75 dakika olmasına rağmen 75 dakika boyunca ne anlattığını tam olarak çözemiyorsun. sanki senaryoyu yazan kişi bir ara “boşver oğlum, sal gitsin, zaten kimse anlamaya çalışmaz” demiş gibi. efektler… efektler demeyeyim de görsel cesaret diyelim. gerçekten bir insanın hiçbir bütçe yokken ne kadar girişken olabileceğini gösteriyor. olaya mizahi yaklaşım diyorsan tamam ama “bilim kurgu” demek biraz duygusal davranmak oluyor. buna rağmen, film kötü olmasına rağmen insanı eğlendirebiliyor. hani bazı filmler var ya “kötü olduğu için iyi” kategorisi… işte tam oraya göz kırpıyor. arkadaş grubuyla izlersen sahneleri durdurup 10 dakika gülme garantisi var. özetle: film değil, deneyim. ama bu deneyim daha çok “kötü film geceleri” playlist’ine uygun. şafak sezer’in rol aldığı bir “uzaylılar geldi” hikâyesi görmek isteyenler için ilaç gibi; kalite beklentisi olanlar için tansiyon düşürücü gibi. izlemelik mi? cesaretin varsa evet.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
TÜRKÇE - ŞARKI ÖNERİLERİ
1)Batuhan Kordel - Anıları Sakla 2)Anıl Berke - Zor 3)Kahraman Deniz - Böyle Sever 4)Yedinci Ev - Sevsene Beni? 5)Yedinci Ev - Utanıyorum Halimden 6)Ege Can Sal - Başa Sar 7)Gripin -Aşk Nerden Nereye? 8)Yedinci Ev - Anlat Ona 9)Cem yenel -Seni O Gökyüzüne Ben Koydum 10)Hande Ünsal - Lovelandım 11)Edis - Yalancı 12)Mustafa Ceceli - İyiki Hayatımdasın Böyle koydum kafama göre hshshsh
10. Sessizliğin İçindeki İz Masadaki her ayrıntı sıradan görünüyordu; ışıklar, tabaklar, uğultu… Ama aramızda dolaşan tek şey buydu: Söylenmeyenlerin ağırlığı. Ve ben, abimin bana açacağı kapının hangi karanlığa çıkacağını bilmiyordum. Abim gözlerini yere indirdi ve derin bir nefes aldı. Ardından ellerini masanın kenarından çekip avuçlarını birleştirdi. Bu bir şeyi düşündüğünde hep yaptığı bir hareketti. Birkaç saniye sustukta sonra gözlerini yeniden bana çevirdi. “Biliyorum,” dedi sessizce. “O sonlarda neye mal olduğunu da çok iyi biliyorum, Elzem. Sen hiçbir zaman kolay olanı talep etmedin. Ama bazen… insan ne kadar hazırlıklı olsa da, bazı şeyleri sırası gelmeden paylaşamaz. Anladığını söyle bana.” “Peki, bana sıranın geldiğini kim söyleyecek?” dedim. “Sen mi? Annem mi? Yoksa… babam mı?” Alp’in bakışlarındaki parıltı bir anda soldu. “Babam” dediğimde, bir şey kırıldı içinde, emindim. Ama bu kırıklığı hemen gizlemeye çalıştı ve ellerini dizlerinin üzerinde gevşedi. “Keşke…” dedi. Sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı. “Keşke babam gibi anlatabilsem. O, en karmaşık şeyi bile birkaç kelimeyle sade, net bir şekilde ifade ederdi. Ben onun kadar iyi değilim.” derken başını tekrar şehrin ışıklarına çevirdi. Babamın gidişinin onda bıraktığı boşluğu görebiliyorum. Onu en az benim kadar özlüyordu... “Biliyorum, o da bana her şeyi anlatmadı,” dedim, gözlerimi abimden ayırmadan. Bana döndüğünde “Ama anlatmasa da bana inandığını hissettirirdi. Senden bunu bile göremediğim zamanlar oldu.”Abim bir şey demedi. Aramızdaki sessizlik, yemeğin kokusu, restoranın uğultusu… her şey arka planda silikleşti. Sonra yavaşça başını salladı. “Haklısın,” dedi. “Ama söz veriyorum sana… çok az kaldı. Her şey netleştiğinde, sana ilk anlatacağım kişi ben olacağım. Pamir de, diğerleri de…
Anatomiya diyalîzekî:Li Golgotayê jiyan
Wek her roj zingilê seata dijîtal di wextê xwe de lê da.Seat 6 ê sibê ye û heval razayî ne.Ji bo her du heval şiyar nebin,bi lezgînî min alarma seatê girt.A rast ez negrim jî wê alarm ji ber xwe ve were girtin.Piştî ez şiyarbûm şûnde dîsa jî hevalek ji ber dengê wê mêratê şiyar bû.Hevalê din hê di xewde ye.Seat 6 ê sibêye,lê ji ber ku havîne zereqên rojê dinya ronî kiriye.Zû Ka cilên xwe li xwe dikim.Xwe bera jêr didim.Şûşên lîmonatayê yên ku min jî êvarê ve xistibûm cemedaka sarincê ji bo hinek bihelin min ji sarincê derxist û danî ser masê. Piştî ser çav şûştin û pêdiviyên xwe diqedînim ,îskanek ava fêkiyan ya cemidî vedixum.Havîn, zivistan her tim ava cemidî vedixum encax kelewaja tîna min dişkê.Dûre îskanek biçûk dîsa ava cemidî vedixûm û şûşa limonatayê ya din jî bi xwe rê dibim nexweşxanê.Her rojên ez diçim diyalîzê şûşeyek limonata bi xwe re dibim,ji ya din jî îskanek tije jê vedixwum.Ev avên fêkiyan yên roja diyalîzê ne .Heftê sê rojan diçim diyalîzê,rojên naçim diyalizê jî çay jî di nav de bi tevahî du îskanê mezin av û tiştên avî vedixwim.Şorbe,xwarinên bi av ne vedixwim,ne jî dixwim.Çiqas av û tîştên bi av hinndik bixwim û vexwim ewqas baş e.Di nav van sê salan de min bi zehmetî dengeyek nûh bi xwe rê avakiriye.Dengeyek laş heye û heta ji destê min tê ez vê ritmê didomînim.Vê dîsîplîna xwarin û vexwarinê bi awayek micid dişopînim.Ji bo vê jî her roj bi kêf û coş şiyar dibim û dest bi rojê dikim. Derdora seat 7:15 an weke her car dîsa derî vebû.Her rojên duşem ,çarsem û în ê di vê seatê de ji bo nexweşxaneyê du paraga(gardiyana wisa binav dikim) tên min dibin.Îro paragayê Pirzikpir hatibû.Çawa derî vekir ,yekser dest bi axavtinê kir.Ev paraga kengî min dibîne behsa pîrika xwe dike.Pîrika wî jî bi nexweşiya gurçikan dikeve.Du- sê mehan
Niye benle arkadaş olduğunu bilmiyorum
Bu arkadaşımla geçen yıl tanışmıştık. Ablamla pastanenin farklı şubelerinde çalışıyorduk. Ve kendisi "Yeni biri geldi bugün, iyi birine benziyor: komik ve eğlenceli." gibi bir şeyler demişti. Ben de "Alla alla, kimse ilk günden komik ve eğlenceli olamaz ama sana böyle hissettirmesine sevindim. İş saatlerin hızlı geçer." demiştim. Sonra birkaç gün daha böyle iyi şeyler duydum ama kıskanıyordum ve de gerçekten düzgün biri olup olmadığını bilmek istiyordum. Çünkü benim şubedekiler şerefsizdi ve hepsi kız olmasına rağmen (-_- oysa hepsi kız diye başta nasıl mutluydum.). Üstelik lojmanlar bizim şubenin dibinde olunca diğer şubeden birisi akşamları birkaç kez kahve almaya geldi ve bana yürümüştü ben de gerekeni yapmıştım. O birkaç gün içinde ablamın kardeşi olduğunu öğrenince "Öyle mi çok sevindim, kesin o da senin gibi kafa dengidir, bir ara ayarlayalım tanışalım." gibi bir şeyler deyip beni merak ederek günlerini geçirmişti. Ben de "Ne alaka, neyine güvenerek böyle konuşuyor, ona de ki denk geleceğiz merak etmesin. Ama kafa dengi miyim bilemem(!)." demiştim. Neyse, bir tatil günümde gittim. 270 derece dönmüş L harfi tezgahları vardı: ablam başında durmuştu onu görünce gülümseyerek "Kolay gelsinn güzel kız." demiştim ve sonra anında yüzümü ciddiyete büründürüp gözlerimi kısarak etrafa bakındım. Göremeyince eşyalarımı tezgah ortasına denk gelecek şekilde bir masaya bırakırken malum kişiyi gördüm. Hâlâ ayaktaydım o da arka taraftan gelip tezgah arkasında dururken "Merhaba ben R." demişti gülümseyerek ve elini uzatmıştı. Ben ise anlık hafif şaşkınlık yaşasam da onu ararken ki bakışlarımı yüzümde tutup birkaç saniye -Ablan iyi birisine benziyor dedi, ayrıca gülümsemesi içten duruyor. Ayıp etmeyelim.- e karar verip elini çok ani ve ve neredeyse yarım sıkıp bırakmıştım. Sonra
Hayata Dair