İnsanların kırk yaşına gelince bir noterlik ve altmışında bir emekli maaşı sahibi olabilmek için hukuk okudukları ya da felsefe doktorası yaptıkları bir çağ olmuştu. Bu insanların kafalarının içinde ne vardı, düşünülmeye değerdi doğrusu. Önlerinde bir barın masası başında geçecek 10 000, 15000 gece, 4000 omlet, 2000 aşk gecesi bulunan insanların düşünceleri! Ve onlar, hoşlarına giden bir yerden ayrılırken, "Gelecek yıl ya da on yıl sonra gene gele- ceğiz," derlerdi. Boris, sertlikle, "Ne eşekçe işler yaparlardı kim bilir," diye düşündü. İnsan yaşamını otuz yıllık mesafeden yönetemez. Onun hesabı çok daha alçakgönüllüydü; iki yıllık projeleri vardı; sonra, tamam, bitti. Alçakgönüllü olmak gerekti. Mavi ırmağın sularında bir sal ağır ağır kayıyordu ve Boris birden dertlendi. Hiçbir zaman Hindistan'a, Çin'e, Meksika'ya, hatta Berlin'e gidemeyecekti: Yaşamı arzuladığından da daha alçakgönüllü olmuştu. İngiltere'de birkaç ay, Laon, Biarritz, Paris, bütün dünyayı dolaşmış insanlar vardı! Bir tek kadın. Çok küçük bir yaşamdı bu; şimdiden bitmişe, tüketilmişe benziyordu, çünkü nelerden yoksun olacağı çok önceden belliydi, biliniyordu. Alçakgönüllü olmak gerekti. Dikildi, bir yudum rom içti ve düşündü: Böylesi daha iyi, boşa harcamış olmak korkusu yok hiç olmazsa.
10/10
Radyo ile televizyonu sel bastığından beri Türkçe sal'lanmaya başladı. Bir sel ve sal kargaşalığı içinde yuvarlanıp gidiyoruz. Hele açık oturmacılarla, konuşmacılar, tenbihli midirler nedirler, olanak, olasılık, örneğin, koşul, yapıt demezlerse olmuyor. Bellek, aygıt, öykü, yaşam, gereksinme ve diğerleri üstüste söyleniyor. Söylensin ki, o şekerim "saygın sözcüklerin tümü" şuuraltına yerleşsin!... Bu uydurmaları işte böyle duya duya öğrendik. Keşke bunların yerine, aramızda kültür anlaşması da varken, Çinçe veya Japonca kelimeleri sokuştursalardı!... Uydurukça öğrenip "halt-ı kelâm" eyleyeceğimize, iyi kötü bir yabancı dil öğrenmiş olurduk!...
Sayfa 6 - Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları 1995 Baskısı·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
SÎNEM Û ÇERXA FELEKÊ (SİNEM VE FELEK)
1 Wan zeriyan dîwanek danî Sînem hatî temam kir Cariyan şerbet gerandin Sînem noqtek jê ta'm kir îsal sala xêrê bû miraz hatibûne hasilbûnê Felekê çerxek lê da.............dewam kir 2 Sînem dûrr û yaqut e wî nîveka behrê da Dê bibim xewas bi çemê t....... ji hutê tê da Yeqîn miraz hatibûne hasilbûnê felekê çerxek lê da 3 Sînem ji bejnê ve temam e me 'eşqa dil hebandî Ordek golan de mane minê ji xwe re firandî Miraz hatibûne hasilbûnê felekê Sînem revandî 4 Şah û xwendekar suwar in her dû suwar cengîn e Şer kete hewşa xezîmê çavreş e benda sulhé ne Îsal sala xêrê bû felekê çerxek lê da dilê me kir birîn e 5 Sînem digot; "îro ji babê xwe dil mame Sewda daye serê min ji 'eqlê xwe cuda me Felekê li me çep lêda ez ber emrê Xuda me 6 Ji kula xelqê ez dîn im her daima dirûnim Sewda daye serê min şubhê bilbil dixûnim ...................................................................
Eğer yeryüzünde gerçekten bir ahlak olsaydı :)
dünyanın en önde gelen oyun firmalarından biri olan Sierrada çalışırken, firmanın yöneticilerini online oyun platformlarının işe yaramadığına inandırmaya çalışıp, ardından dünyanın en büyük online oyun platformu olan Steam’i kuran Gabe Newell’in dilinde görebilirsiniz. Ya da en yakın ortağını paranın güzel kokusuna alınca satan ve fikrinin başkalarından çalıntı olduğu mahkemelerce ortaya konan Facebook’un kurucusu(!) Mark Zuckerberg’in hikayesinde bulabilirsiniz. Belki de Güney Kore’nin meşhur Gangnam bölgesini sel baskınlarına karşı koruma işinin tüm yükünü ve maliyetini Samsung’a yıkan, bu sırada ilgili bölgede tüm toprakları satın alarak büyük bir değer elde eden Hyundai yöneticilerinin gözlerinde de bu ahlaksızlık örneğini görebilirsiniz. Dikkat ettiyseniz, verdiğim tüm örnekler yabancılardan. Çünkü Türkiye’den örnek verirsem, hukuki olarak başımın derde girme- si an meselesi olurdu. Ancak tek bir cümleyle şunu yüzde yüz emin olarak söyleyebilirim: size anlatılan tüm muazzam başarı hikayelerinin hemen bir adım arkasında, çamura bulanmış pislik içindeki ahlaksızlık gerçekleri yatar. Rockefeller’a atfedilen, “Bana kazandığım ilk bir milyon doların hesabını sormayın, geri kalan 3 milyar doların her bir sentinin hesabını vereyim” sözü, bu gerçekliğin en güzel özeti diye düşünüyorum. Dikkat ederseniz, bütün büyük başarı hikayelerinde bir zamansal atlama olduğunu da fark edebilirsiniz. Nedense tüm büyük başarıya ulaşan insanlar, son 10 yılda açtıkları fabrikalardan, son 3 yılda nasıl da büyüdüklerinden bahseder dururlar. Oysa asıl hikaye, tam da o ilk açılan ufak dükkândan fabrikalara sıçrayışı getiren o zaman- sal atlamanın içinde gizlidir. O zamansal atlamanın ardında genelde haklı hakkını yemiş bir ortak, rüşvetle alınmış bir arsa ya da rakiplerinin önüne geçmeyi
Sayfa 129 - Kronik Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
10 yaşındaki bir çocuğun duası, ah Mihrap'ım ah!
Allah'ım iyileri önce yanına aldığını biliyorum ama dünyayı kötülerle doldurursan demezler mi dünya çok kötü olmuş, derler. Mesela biz dükkanda kendimizin kullanmayacağı hiçbir şeyi satmayız sen de kimsenin kalmak istemeyeceği bir yeri yaratmış olamazsın değil mi? Ya da illa iyileri alacaksan al, babamı kötü baba yap ama yolla. Sadece iki günüm kaldı, etini kemiğinden ayırmadan önce bir kez daha düşün. Düşünün sayın Allah'ım amin.
Edebiyat
Evliya'nın Kazak istilasına karşı savaşa katılışı
İki yüz arkadaş olup, Tortum şehrine geldik. Tortum Kalesi: Gürcistan şahlarından Mamurul'un yapısıdır. Sonra Uzun Hasan'a, ondan da Fatih'e geçmiştir, Fakat sonra yine Gürcülerin istilasına uğramıştır. Bu istilayı Süleyman Han duyun-ca hemen ikinci vezir Ahmed Paşayı yeteri kadar askerle kumandan tayin ederek göndermiş, o da gelip siperlere girerek yedi gün yedi saat savaştıktan sonra kaleyi fethetmiştir. İçine yedi bin kadar mu hafız, cebhâne, top, zâhire ve öteki gerekli şeyleri koyup, askeriyle Necah kalesine, oradan Dirahor kalesine giderek, aman ile zaptet-tikten sonra içlerine yeteri kadar asker bırakmıştır. Oradan Akça-kale'ye varıp, yedi günde ele geçirerek duvarlarında ezan okut-muştur. Oradan Nigird, Aşird, Küçük Akça kalelerine yönelmiş, beyleri aman ile teslim olmuşlardır. Oradan İspir, Pertek kaleleri de aman dilemiştir ve hepsi de hålen itaat halindedirler. Oradan Dadanlı nahiyesine yürüdüklerinde altmış altı parça köyünün onbeşi teslim olmuş, diğerleri harab edilmiştir. Oradan Tekhis, Akçakale, Divane deresi hep fethedilip ordu Tortum'a gelmiş, Tortum toprağı da sancak merkezi olarak yazıl mıştır. Hålen de öyledir. Alaybeyi, çeribaşısı vardır. Sefer anında cebelileri ve beyinin askeriyle altmış bin seçme asker çıkarır. Her sene paşasına adalet üzere on iki on üç bin kuruş gelir getirir. Se fere gittiğimiz sene Seydi Paşa sıkıştırıp, bu Tortum sancağını yir mi dört bin kuruşa çıkarttırdı. Hatta ben kendilerine emr-i şerifle geldiğimde, sancağında olan zeâmet ve timar sahiplerinden başka eli beratlı imam ve hatipleri bile, Sefere memursunuz diye, va zifelendirerek bu iş için onbin kuruş aldı, Beni de kendi sarayına misafir ederek şehri gezdirdi. Yüz elli zkçelik kaza olup, dokuz na hiyesi vardır. Meşhurları şunlardır: Yuvana, Dadanlı, İspir. Bu na
Sayfa 648 - Cild 2, Erzurum/Artvin·Kitabı okuyor