Kitapta ilk fark ettiğim şey çizimlerin çok güzel olduğuydu ve renk seçimlerinin çok güzel seçilmesiydi. Kurgu zaten ayrı güzeldi. Yazım dili düşündürtmesi karakterler. İki farklı kişinin ilişkisinden yaklaşık 100 sayfa bahsediliyordu buna rağmen karakterlere bağlanabildim. Yazarı karakterleri bize ilmek ilmek işlemiş. Kapağına zaten ayrı bir hayran kaldım. Ne diyebilirim ki hepsi her detayıyla ayrı bir güzeldi.
Bu kitap 336 sayfalık genişletilmiş baskının 160 sayfalık özet/pratik versiyonudur
Elimizdeki bu 160 sayfalık eserin ilk 100 sayfası Abdulfettah Ebu Gudde'nin Riyad’da Arapça olarak yazdığı orijinal 'Kıymetü'z-Zaman Inde'l-Ulema' kitabı merkez alınmış ve aynı zamanda çevirmenimiz Enbiya Yıldırım aydınlatıcı dipnot ve şerh açıklamalarıyla okuyucunun anlatılanları daha doğru ve kapsamlı bir şekilde kavramasını sağlıyor
Geriye kalan 60 sayfada ise Enbiya Yıldırım'Ekler' bölümü altında konuyu zenginleştirmek amacıyla Ali Fuad Başgil, Osman Nuri Topbaş, Gürbüz Deniz gibi yazarlardan destekleyici alıntılara yer veriyor
Abdulfettah Ebu Gudde eserinde geçmiş dönemdeki büyük İslam alimlerinin hayatlarından örnekler veriyor bu alimlerin yemek yerken yürürken hatta ve hatta ölüm döşeğindeyken bile vakitlerini boş yere harcamamak için nasıl çabaladıklarını anlatıyor
Büyük İslam alimlerinin zamanı değerlendirme konusundaki çabalarına gerçekten imrendim çok vaovluk örnek hayatlar anlatılmış kitapta bunu da mı yapmışlar diye diye okudum ilk 100 sayfayı ama tabii çok uç örnekler olduğu için biraz yavaş aktı sayfalar... Enbiya Yıldırım'ın farklı yazarlardan derlediği son 60 sayfalık 'Ekler' bölümü ise daha günümüze uyarlı pratik ve üstünde düşünülebilir nitelikte olduğu için su gibi akıp gidiverdi
Velhasılıkelam yavaşıyla hızlısıyla her türlü okunması gereken insanın vicdanına dokunan durup da zamanımın gidişatı nasıl bir gidişat sorusunu kendisine sorduran fazla uzatıp da insanı yormayan bir kitaptı
Alın aldırın okuyun okutturun zamanınızın kıymetini de bilin
Saygılarla
Sokaklarda her gün yanından geçip gittiğimiz, görmezden geldiğimiz o insanların, kağıt toplayıcılarının hayatına bir pencere açıyor. Bir kâğıt işçisinin gözünden dünyayı ve hayatta kalma mücadelesini okuyoruz. Sokakların sesini çok samimi bir şekilde edebiyata taşımışlar.
Kitabı lise sonda kitap fuarından yazara imzalatarak almıştım. ilk başta pek ilgimi çekmese de, başladığım andan itibaren hiç sıkılmadan okuduğum bir kitaptı.
Kâğıtçının 100 GünüAhmet Mahir Pekşen
Hepinize selamm! Hizmetçinin ikinci kitabının incelemesiyle karşınızdayım. Hem spoilerli hem de spoilersiz olacak. Ona göre uyarı koyacağım.
Öncelikle başlarında sıkıntıdan baygınlık geçirdim. Hizmetçi de başından itibaren olayların içine giriyorduk ve her bölüm sonu heyecanlı bitiyordu. Sürekli sayfaları çevirmek istiyordum. Ama bu kitapda böyle olmadı maalesef. Ne olduysa son 100 sayfada oldu. Ama o 100 sayfayı da soluksuz okuduğumu söyleyebilirim. Sonuyla Hizmetçi yi açık arayla geçti. Bakalım diğer kitapta ne olacak?
SPOİLERLİ KISIM
Şimdi... Okurken şöyle dedim Wendy şeytana pabucunu ters giydirir. Ama sonra fikrimi değiştirip Millie'nin daha tehlikeli olduğuna karar verdim. Kız iki dakikada iki insanın da sonunu getirdi. Ayrıca olayları bu kadar iyi planlayıp buna bir intihar süsü vermesi de zekiceydi.
Öte yandan Wendy...
Herşeyi güzel planlamıştı fakat belli ki sonunu hesaba katmamış. Hele o adam yok mu? Russell. Adamın ne ... olduğu belli değil. Karısını aldatacak kadar aciz, ama adam öldüremeyecek kadar iyi kalpli. Başta aldatıyor karısını sonra da "ben söylerim boşanırız, sonra da senle evleniriz" yok ya. Ee madem başta karına söyleseydin ben senden boşanacağım diye.
Wendy'de keşke sevse adamı. Adamı sevdiği için yapmıyor ki. Wendy kendine koca aramıyordu, kocasını öldürmesine yardım edecek bir aptal arıyordu ve buldu. Tabi o adam bir "melek" çıkınca işi kendisi yapması gerekti, adam görevini yerine getirmemiş oldu ve o da bunu açıkça belirtmek için şu cümleleri kurdu:
"Russel gülümsediyse de yüzünde bir gerginlik vardı. Douglas'ı öldürmek istemediğini saklamamıştı. Kendisi mutfakta saklanırken pis işi bana yaptırmasına hâlâ inanamıyordum. Eh, mutlu değilse şirret karısına geri dönebilirdi, ben kendime milyon dolarımın tadını birlikte çıkaracak yeni
Bu ve buna benzer kitapları okudukça görüyoruz ki biz insanca yaşamaya hep 100 küsür yıl önce başlamış olacağız.
Teşekkürler Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk!
Bir Dilim BiftekJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20213,118 okunma
Merhaba, bugün sizlere 𝕭𝖔𝖉𝖗𝖚𝖒 𝕶𝖆𝖙ı𝖓𝖉𝖆𝖐𝖎 𝕸𝖆𝖐𝖎𝖓𝖊 kitabının yorumu ile geldim
Çocuklara ışık olacak, onların umutlarını besleyecek türde eserleri sizlerde tercih ediyor musunuz ?
Kitabımızın yazarı henüz 10 yaşında ama hayalleri o kadar büyük ki
Eserin içeriğinde 5 öykü var ve her biri farklı hayalleri, umutları anlatıyor bizlere..
Mesela, Atatürk'ün sınıfınıza gelmesini istemez misiniz Kim istemez ki değil mi?
Sizinle konuşsun, sohbet etsin
Arkadaşlığın, dostluğun önemini de vurgulayan bir eser Nilay ve arkadaşlarının yıllarca süren arkadaşlığına hayran olmadık değil
Kitaba adını veren makine ise bizi 100 yıl geleceğe götürüyor ama bu durumdan çok memnun kalır mıyız bilmem Tahammülsüzleşiyoruz malesef ..
Bakalım, bu kitaptaki hayallerimiz bizleri nereye götürecektir?
Kızımla birlikte severek okuduğumuz çok tatlı bir eserdi Kendi küçük ama hayalleri büyük yazarımızın bu eserini her çocuk mutlaka okumalı derim Kitapla ve sevgiyle kalın