1000 Satır

1000 Satır
@1000Satir
Tevhid duvarında bir tuğla...
Muallim
109 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Bir Gün Biz De Gideceğiz
Bir gün biz de gideceğiz, Kiminin eli boş kiminin heybesi çeyiz. Bir gün biz de gideceğiz, Bahtiyar olanlar belli, ya biz nerdeyiz? Bir gün biz de gideceğiz, Kalmadı dünyada Attila, İskender ne de Cengiz. Bir gün biz de gideceğiz, Kalacak mı acep geriye bizden bir iz? Bir gün biz de gideceğiz, Son günümüz olacak bir gün çaresiz. Bir gün biz de gideceğiz, Habersiz, vedasız ve de sessiz. Bir gün biz de gideceğiz, Kalacak sevdiklerimiz, yürüyeceğiz kimsesiz. Bir gün biz de gideceğiz, Uğruna ömür tükettiklerim, nerdesiniz?
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yarınlar Daha Güzel Olacak(!)
Yaşadığımız şu sıkıntılı günlerin sonrası aydınlık. Bugün böyle ama yarınlar daha güzel olacak demek isterdim. Gerçekten de öyle mi? Çoğumuz gelecek günlerin daha güzel olacağını düşünerek çalışırız, çabalarız. En mutlu günlerimizin daha gelmediğini ilerde daha mutlu olacağımızı hayal ederek bakarız geleceğe. Bu güzel bir bakış açısı aslında. Geleceğe umut dolu bakmak gerekir. Ancak asıl mutluluk bu dünyada değildir. Rabbimiz en büyük saadeti ahirete saklamıştır. En büyük mutluluğu, huzuru dünyada arıyorsak muhtemelen bulamayacağız. Şöyle ki; 30 yaşına kadar güzel bir hayatınız olduysa çok şanslısınız. Sevdiklerinizle vakit geçirdiyseniz, huzurlu bir yuvada büyüdüyseniz, nispeten mutlu olduğunuz bir mesleğiniz, sevdiğiniz bir eşiniz ve yavrularınız varsa sizden bahtiyarı yoktur muhtemelen. Ama bu biz insanoğluna yetmez hep daha fazlasını isteriz. Gözümüz bir türlü doymaz. İlerde bizi daha mutlu edecek nelerin olmasını bekliyoruz? Gelecekte ne olursa siz daha mutlu olacaksınız mesela? Basit bir muhtemel bir senaryo çizeceğim: 30’lu yaşlara kadar çoğu şey güzel gitti ise ağır imtihanlar yaşamadıysanız daha büyük imtihanlar sizi bekliyor demektir. Çünkü sevdiklerinizi kaybedeceksiniz. Sizden büyük akrabalarınız vefat edecek ve aranızdaki yakınlığa göre üzüleceksiniz. Ölüm, Allah (a.c)’nin kullarına yazdığı kaçınılmaz bir yazgıdır. 40’lı yaşlara geldiğinizde hala anne-babanız hayatta ise şanslısınız. Ama bu yaşlarda da onların sağlık sorunları ile uğraşacaksınız. Beraber pikniğe gidemeyeceksiniz mesela ya da ancak kısıtlı şartlar altında vakit geçirebileceksiniz. Sohbetleriniz bile sınırlı olacak. 50’li yaşlara geldiğinizde artık dünyada sevdikleriniz çoğu yaşamıyor olacak. Akranlarınızdan bile çoğu kimsenin yaşamadığını fark edeceksiniz. Eskisi gibi dinamik olmadığınızı
Hayata Dair
Geç kalmışlık...
Yıl 2020. İçimde yeni atanmanın, yeni bir beldeye gelmenin verdiği heyecan var. İlk görev yerim Ceylanpınar’dayım. Takdir-i ilahi Kepez Ortaokulunda göreve başlıyorum. Beni nelerin beklediğinden habersiz. İlk gün heyecandan bir-bir buçuk saat kadar erken gitmişim okula. Böyle başlamıştı maceram. İlçenin en büyük okullarından birindeydim. Dolayısıyla öğretmen sayımızda fazlaydı. Rabbime hamd olsun. Çok kaliteli arkadaşlarla tanıştık. Baki olmasını ümit ettiğimiz dostluklar kurduk. Bu dostluk halkası okuldan taşıp tüm ilçeye ulaştı. Köyünden kasabasına birçok yerden öğretmen arkadaşlarla akraba gibi hatta akrabadan öte olduk yer yer. Her bir arkadaşımızın tayini çıkınca içimizde bir hüzün çökerdi. Rabbimden, kendisi için kurduğumuz bu dostluğu katında makbul ibadetlerden saymasını niyaz ediyorum. Tefsir, hadis, fıkıh halkalarında buluştuk. Yeri güldük yeri geldi ağladık. Nice güzel anılar biriktirdik. Ancak imtihan bu ya, her şey umduğumuz gibi gitmez. İstenmedik olaylar başımıza gelir. Bir arkadaşımız kanser oldu. Aldığımız haberle yıkıldık. Uzun bir tedavi süreci başladı. Güzel haberler aldık sevindik, üzücü haberler aldık üzüldük. Bu süreçte elimizden geldiğince irtibatı koparmamaya çalıştık. Ancak yüz yüze ziyaret edelim istediğimiz arkadaşımıza moral olsun diye düşündüğümüz ziyareti bir türlü planlayamadık. Bugündü yarındı derken erteleyip durduk. Sonra yine arkadaşımızın rahatsız olduğuna dair bir haber aldık. Bu sefer ertelemeden gidelim görelim istedik. Allah hepsinden razı olsun. Urfa’dan, Kastamonu’ya, Konya’dan İstanbul’a farklı farklı yerlerden birçok arkadaşımızın katılımı ile ziyaret ettik arkadaşımızı. Hani beraber güldüğümüz, güler yüzle hatırladığımız 4 yıl boyunca yediğimiz içtiğimizin ayrı gitmediği o arkadaşımız… Bizi görünce gülümseyemedi bile.
Medcezir
Kurtulamadım içimdeki medcezirlerden Hoyratça savuran dalgalardan Ne zaman son bulacak bu sessiz fırtına Tutunduğum son dal kopmadan Kurudu pınarlar taş kesildi yürek Tutamıyorum ha gitti ha gidecek Kalmadı bende kuvve-i imanın eseri Habbe-i zerre iman olsa yeniden yeşerecek Gelsin ölüm ona bile razıyım Kalbimdeki son iman kırıntısı gitmeden Yoruldum, kaybettim, yıldım, tükendim Yavaş yavaş hiç farketmeden Kutlu bir müjde gelse Bir gece vakti yada sabah erkenden "Gel kulum affettim seni Onca günahına rağmen."
Şiir
EKSİĞİMİZ NE?
Allah teala yaratmış olduğu her kulunu, bütün kullarını çeşitli şekillerde imtihan eder. Kimisini varlıkla kimisini darlıkla. Bundan 3-4 asır önceki Müslümanları varlıkla imtihan ederken bizleri (onlara kıyasla) yoklukla imtihan ediyor. Onlara yeryüzünde güç ve iktidar vererek imtihan etmişti bizleri başka şekillerde imtihan ediyor. Tıpkı bunun gibi, bundan asırlar önce ilme ulaşmak çok zor ve değerliydi. İnsanlar tek bir hadis-i şerife ulaşabilmek için aylarca yolculuk yapmak durumunda kalıyordu. Ellerinin altında bizlerin evlerindeki gibi her an ulaşılabilir mushafları dahi yoktu. Bir tıkla her bilgi ellerinin altında değildi. Yapay zeka araçları da yoktu. İlme ulaşabilmek başlı başına bir değerdi. Allah teala o kullarını o şekilde imtihan etti. Bugün ise bilgi eksiğimiz yok. Az çok dinini yaşamaya gayret eden bir Müslüman evinin 300 metre ötesindeki camii imamına giderek namazından orucuna günlük ibadetleri için lazım olacak gerekli bütün malumatları öğrenebilir. Çağımızın en büyük alimleri tek tıkla bizlerin evlerine gelip bizlere ders verebilir. Bugün bilgiye ulaşmak bu derece kolaydır. Peki, Eksiğimiz Ne? Sahabeyi kiramın (r.a) öğrendiği neredeyse bütün bilgilere erişebildiğimiz halde onları harekete geçiren bu ilim bizleri neden yataklarımızdan kaldırmıyor? Neden ayağa kaldırmıyor? Bugün eksiğimiz bilgi değil. İhlas, samimiyet, huşudur. Biz ashab-ı kiramın (ra) Kur’an’a baktığı gözle bakamıyoruz. Tatbik etmek için okumuyoruz. Okuduklarımız, öğrendiklerimiz hayatlarımızda bir karşılık bulmuyor. Peygamber efendimiz(sav) şöyle buyuruyor: “İnsanlardan ilk kaldırılan ilim huşudur. Öyle ki bir mescide girdiğinde huşu içinde olan bir tek adam bulmayabilirsin.” Bizler ilim derken matematiği, fiziği veya tefsiri, hadisi anlıyoruz. Ancak nebi(sav) ilk kaybolacak