1000 Satır

1000 Satır
@1000Satir
Tevhid duvarında bir tuğla...
Tasavvuf Kitapları Okumalı Mı?
Şu bozuk çağda, küçük kıyamet alametlerinin neredeyse tamamının görüldüğü bir zaman diliminde yaşıyoruz. Haramların kolay helallerin zor olduğu şu zaman diliminde kişi rabbine giden bir yol tutmak istiyor. Bu ne kadar değerli bir istek. Çok kıymetli bir arzu. Bu istek kişide maneviyatına yönelik bir gayreti de beraberinde getiriyor. Ama özellikle sosyal medyanın yaygınlaşması ile daha da gün yüzüne çıkan bazı tarikatlardaki hurafe ve bidatlar kişiyi bir tarikata, şeyhe veya mürşide gitmekten alıkoyabiliyor. Hal böyle olunca kişilerde bir danışmanın gözetiminde olmadan mutasavvıfların kitaplarına sarılıyor. Ve bu kitapların ekserisi tercüme eserlerden oluşuyor. İşte bu durumda olan kişilere kesinlikle tasavvuf kitaplarını münferit bir şekilde okumalarını tavsiye etmiyorum. Bu yolda atılacak yanlış adımlar kişiyi işin içinden çıkılmaz hallere sokabilir. Çoğu mutasavvıf kitaplarını sadece işin ehlinin okumasını tavsiye etmiştir. Bu kitaplar avam nazarı ile bakıldığında anlaşılamayacak veya yanlış anlaşılacak ifadelerle doludur. Herhangi bir temeli olmayan kimselerin işe bu kitaplar ile başlaması Allah muhafaza kişinin dinden çıkmasına dahi sebebiyet verebilir. Dolayısı ile kişinin böyle bir yola çıkmak adına bulduğu her kitaba sarılması doğru bir davranış değildir. Eğer kişi tasavvuf yoluna girmek istiyorsa bilmelidir ki bu iş sadece kitaplardan öğrenilmez. Bir danışmanı, hocası, şeyhi olması gerekir. Hele hele temeli olmayan insanlar için tasavvuf birçok kimsenin boğulduğu hırçın bir deniz gibidir. İyi yüzme bilmeden bu denizlere girilmeyeceği gibi derinlere de dalınmaz. Birçok mutasavvıf ilimsiz, şeriatsız tarikatın zındıklık ile sonuçlanacağını haber vermesine rağmen bugün maalesef insanlar bu hatalara düşmektedir. Dinden bihaber olan bu kimseler gözlerini
1000Kitap
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Tefsir İçin Risale-i Nur Külliyatı Yeterli Mi?
Son zamanlarda yaşadığım bazı olaylar karşılaştığım sorular üzerine böyle bir yazı kaleme almak istedim. Bu sorunun özellikle belli bir kesim için büyük öneme haiz olduğu kanaatindeyim. Nitekim yıllarca medreselerde kalmış bir hoca arkadaşımın yıllarca sadece risale-i nur okuması beni oldukça şaşırtmıştı. Peki, sadece risale okumak en basitinden sadece Kur’an-ı Kerim tefsiri için yeterli mi? Bununda ötesinde daha önce hiç akaid kitabı okumamış nice arkadaşın itikadi konuların tamamını risaleler üzerinden değerlendirdiğine şahit olmuştum. Türkiye’deki Müslümanların ekserisi mezhep olarak Hanefi-Maturudi’dir. Oysa üstad Said Nursi, Şafii-Eşari’dir. Bizler kendi mezhebimizin görüşlerini dahi bilmiyorken nasıl o mezhepten olacağız? Kendisini Hanefi-Maturidi olarak tanımlamasına rağmen bir kimse itikadi konuları dahi başka mezhebe bağlı kimselerden öğrenmek ne kadar doğru olur? Üstelik kastettiğim kimseler kendi çapında hocalık yapan yıllardır işin içerisinde olan arkadaşlar. Durumun böyle olması beni üzdüğü gibi endişelendiriyor da. Örneğin Sahih-i Buhari üzerine çokça şerh yazılmıştır ancak özellikle iki kitap çok meşhur olmuş ve okutulmuştur. Birisi İbni Hacer’in Fethu’l Bari’si diğeri Ayni’nin Umdetü’l Kari’sidir. Hocalarımız, İbni Hacer’in şafi olması sebebiyle Buhari okuyan şafi kardeşlerimize Fethu’l Bari’yi, Hanefilere ise Umdetu’l Kari’yi tavsiye ederler. İki kitaptan da istifade edelim ancak hanefi isek önceliğimiz Umdetu'l Kari olmalı. Tüm bunları şu sebeple aktarıyorum, maalesef ülkemizde sadece risale okumakla övünen insanlar var. Evet, risaleleri okuyalım, istifade edelim. Hatta istifade ediyorsak elimizin altında bulunsun sürekli okuyalım. Ancak şu hataya düşmeyelim: Tefsir sadece risalelerden ibaret değildir. Risaleleri diğer tefsir kitaplarından
1000Kitap
Kur'an'da Namaz Yok!
Kur’an’da Namaz Yok! Kur’an’da namazın olmadığı artık herkesin malumu, ilkokul çocukları bile Kur’an’da namazın olmadığını öğrendiler. Yıllardır çağımızın aydınları bu konuda halkımızı aydınlattılar(!). Geçen ay tam da 28 şubatta ne hikmetse(!) Kur’an’ı Kerim’de başörtüsü emrinin olmadığını öğrendik. Hadisler zaten güvenilir değil. 14 asırdır bu ümmetin yetiştirdiği ulemalarda hata etmişler. Örfi bir şeyi dini diyerek halka yutturmuşlar meğerse. Geçen günde bir ders halkasında bir arkadaş, "Hocam iş yerindeki arkadaşlar Kur’an’da oruç emri yok diyerek oruç tutmuyorlar." dedi. Maşallah gün geçmiyor ki emir ve yasakların Kur’an’da olmadığının farkına varmayalım. Her gün bir şeyin Kur’an’da olmadığının farkına varıyoruz(!). Dinimizi kimden, kimlerden öğreniyoruz? Bu gidiş nereye? Artık mezhebimiz chatgpt oldu. Amelde ve itikadda ona bağlıyız. Yada izlediğimiz bir shorts videosuna. Çünkü şu sakallı herifler sahtekar(!), yeni nesil okuyor araştırıyor. Maşallah barekallah(!) Buhari ve Müslim’de geçen bir hadis-i şerifte peygamberimiz(sav) şöyle buyuruyor: “Şüphesiz Allah, ilmi insanlardan çekip almakla değil, alimlerin ruhlarını kabzetmek suretiyle kaldıracaktır. Nihayet hiçbir alim bırakmayınca insanlar kendilerine cahil birtakım kimseleri öncüler edinirler. Bunlara (soru) sorulur, onlar da ilimsiz fetva verirler de hem kendileri saparlar, hem halkı saptırırlar.” Tam da bu çağı yaşıyoruz. Tam olarak bunu! Bu hadis peygamber efendimizin(sav) mucizesi değilse nedir? Kardeşlerim! Hevanıza uymayın! Ve bu hevasından konuşan kimseler sizleri aldatmasın! Şu ayet-i kerimeleri bir tefekkür edelim: O gün, onların yüzleri ateşte evirilip çevirilirken; “Ah! Keşke biz, Allah’a itaat etseydik, peygamber’e de itaat etseydik.” diyecekler. Ve diyecekler ki: “Ey Rabbimiz! Doğrusu
1000Kitap
DAVET AHLAKI VE SORUNLARA ÇÖZÜMLER
Puan vermedi·159 syf.··
2025 3. kitabı
Özellikle bir cemaate mensup, ehli tarik veya stklarda aktif olarak görev yapan arkadaşlar için mutlaka tavsiye edeceğim bir kitap. Ancak münferit olarak okunmasında da büyük faydalar var. Özellikle sosyal kimselerin okuması günlük ilişkilerinde bazı sorunların çözümüne katkı sağlayabilir.
Davet AhlakıAbdulhamid Bilali · Buruç Yayınları · 200963 okunma

1000 Satır

, bir kitap okudu
Puan vermedi·159 syf.··
2025 3. kitabı
Abdulhamid Bilali
9.3/10 · 63 okunma