104bit

104bit
Türk, Kemalist, Atatürkçü
22 Eylül 2001
38 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Sonunda hükümdar, egemen varlığınkinden daha etkin bir özel istence sahip olursa ve elinde toplanmış olan kamu gücünü kendi özel istencine hizmet etmek için kullanırsa ve bunun sonucu ortaya, sanki biri tüzel, öteki edimsel olmak üzere iki egemen varlık varmış gibi bir durum çıkarsa, toplumsal birlik anında ortadan kalkar ve siyasal bütün dağılır.
Sayfa 57·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Montesquieu der ki: “Toplumların ilk günlerinde cumhuri­yetin başları kurumları kurar, sonra da kurumlar başları yetiştirir.”
Sayfa 38·Kitabı okudu
Yasalar, toplum halinde birleşmenin koşullarından başka bir şey değildir aslında. Yasalara boyun eğen halk, onları ko­ yan halkın kendisi olmalıdır. Toplum koşullarını düzenle­ mek birleşenlerin işidir. Ama bu koşulları nasıl düzenleye­ ceklerdir? Tam bir anlaşmayla mı, yoksa ayaküstü bir esin­ lenmeyle mi? Yapacaklarını kestirme ve önceden bildirme gücünü kim verecek ona? Vakti gelince onları nasıl dile ge­tirecek? Kendisine neyin hayırlı olduğunu binde bir fark et­tiği için çok kez ne istediğini bilmeyen gözü bağlı kalabalık böylesine büyük, yasa koyma gibi güç bir işi kendi başına nasıl başarabilir? Halkın kendisi hep iyilik ister, ama kendi başına iyiliğin nerede olduğunu göremez her zaman. Genel istem her zaman doğrudur ama, onu yöneten kafa her za­man aydm değildir. Her şeyi olduğu gibi, kimi zaman da ona nasıl görünmesi gerekiyorsa öyle sermeli gözünün önüne. Genel isteme aradığı yolu göstermeli, onu özel istemlerin al­datıcı etkisinden korumalı, başka zamanlarda ve yerlerdeki Toplum Sözleşmesi olayları birbiriyle kıyaslatmak, önündeki yararların çekicili­ği ile uzak ve gizli kötülüklerin tehlikesini karşılaştırmalı. Tek tek kişiler iyiliği görürler, ama teperler onu. Halksa iyi­yi ister, ama görmez. Hepsinin de yol gösterenlere gereksini­ mi vardır. Birini, istemini aklına uydurmaya zorlamalı, öbü­rüne de ne istediğini bilmesini öğretmeli. îşte o zaman hal­kın aydınlanması sonucu olarak politik bütünde akılla istem birleşir ve böylece taraflar elbirliği eder, politik bütün de gü­cünün en yüksek noktasına varır. Yasacıya olan gereksinim işte buradan gelir.
Sayfa 36·Kitabı okudu
Babaerkil aile, “ataerkil aile”den çok farklıdır. Babaerkil ailede, babanın eşi ve çocukları üzerinde yalnız demokratik bir veliliği vardır ki, buna “babaca velilik” ve “kocaca velilik” adları verilir. Ataerkil ailede ise, aile reisinin gerek çocukları, gerek eşi üzerine “sulta”sı, yâni “sultanlık hakkı” vardır. Çocuklarıyla birlikte eşi de aile içinde bulunan öteki bireyler, aile reisinin sıradan malları ve mülkleri niteliğinde idi; bunları isterse satar, isterse öldürürdü; isterse bir başkasına bağışlardı.
Görülüyor ki Türkçülük, bütün aşkıyla yalnız kendi özgün kültürüne tutkun olmakla birlikte, körü körüne ulusçu ve bağnaz değildir. Avrupa uygarlığını tam ve dizgeli olarak almaya kesin kararlı olduğu gibi, hiç bir ulusun kültürüne karşı ilgisiz değildir; onları küçümsemez de; tam tersine, bütün kültürlere değer veririz ve saygı duyarız. Dahası, bir çok acımasız davranışlarıyla karşılaştığımız uluslarla, siyasal örgütlerini sevmemeyi sürdürmekle birlikte, uygarlık ve kültür yapıtlarına tutkun, düşünürlerine saygılı kalacağız.