Yoksulların nefret ettikleri bir şey varsa, o diğer yoksullardır.
10/10
·304 syf.··
2021 1. kitabı
Muriel Barbery (28 Mayıs 1969, Kazablanka-Fas) Fransız roman yazarı ve felsefe profesörüdür. 2000 yılında ilk romanı Une Gourmandise yayınlandı. Bu kitap on iki dile çevrildi. 2006 yılında çıkan ikinci kitabı Kirpinin Zarafeti (L'Élégance du hérisson) Fransa'nın en çok satanlar listesinde 30 hafta boyunca ilk sırada yer aldı. Mayıs 2008'e kadar elli baskısı yapılan eserin bir milyondan fazla kopyası satılmıştı. 2008 yılında bir sanatçı rezidansı olan Villa Kujoyama'da yaşamaya hak kazanan Barbery, şu anda eşiyle birlikte Kyoto'da yaşamaktadır. Kitap konusundan ziyade içeride verdiği derin felsefik sorgulamalarla incelenmeli çok iyi pasajlar okuyoruz her biri ders niteliğinde. **"Hayatın bir anlamı vardır ve bunu da büyükler bilir" lafı herkesin inanmak zorunda kaldığı evrensel bir yalandır. Yetişkin olup da bunun yanlış olduğu anlaşıldığında artık vakit çok geçtir. Sır dokunulmadan kalır; ama kullanılabilecek bütün enerji de uzun süredir salakça faaliyetlerle saçılıp savrulmuştur. Geriye kalan ise kişinin kendi yaşamına hiç bir anlam bulamamasını maskelemeye çalışarak kendini uyuşturmasıdır. Üstelik kendini daha iyi ikna edebilmek için de kendi çocuklarını aldatır. (Syf.13) ** Baştan beri Colombe'la ben savaştık; çünkü Colombe'a göre yaşam, karşındakini yok ederek zafer kazanmak gereken sürekli bir mücadele. Rakibini ezmemişse ve onun alanını kıtı kıtına yaşayabileceği kadar daraltmamışsa kendini güvende hissedemez. Başkalarına yer olan bir dünya onun eftenpüften savaşçı ölçütleri ne göre tehlikeli bir dünyadır. Ama aynı zamanda, ufacık bir temel görev için onlara muhtaçtır: Onun gücünü birinin kabul etmesi gerekir. Dolayısıyla vaktini olası tüm imkanlarla beni ezmeye çalışmanın yanısıra, benim ona, kılıç çeneme dayalıyken, en iyi olduğunu ve onu sevdiğimi söylememi
Kirpinin ZarafetiMuriel Barbery · Kırmızı Kedi Yayınları · 20259,8bin okunma
Puan vermedi·928 syf.·
2026 38. kitabı
Efendinin Güzeli; son derece kusurlu bir çağda, tüm kötülüklerden arınmış olarak kusursuzca yaşanmış bir aşkın romanıdır. Öyle ki kitabı bitirdiğimde uzun süre kendime gelemedim. Büyük bir heyecanla ve 'Efendi kim, güzel kim?' merakıyla çıktığım bu okuma yolculuğu; yazarın gerçekçiliğe olan tutkusunu, kendi psikolojisini ve aşkın doğasını sürekli sorgulamasını önüme serdi; bu derinlik, bana adeta bir Stendhal veya Proust eseri okuyormuşum hissini verdi… Romanın en önemli özgün özelliklerinden biri, iç monologların yoğun kullanımıdır (on iki monolog —Ariane'nin dört, Mariette'in beş ve Solal'ın üç monologu—yüz kırk sekiz sayfaya yayılmış on iki bölüme ayrılmış olup, roman metninin yüzde onundan fazlasını temsil etmektedir. Monologların çoğunda noktalama işareti yoktur ve paragraflara bölünmemiştir, bu da kaçınılmaz olarak William Faulkner , Virginia Woolf ve James Joyce'un Ulysses'inin etkisini akla getiriyor. Görsel ipuçları olmadan , okuyucunun bu kaotik kelime akışının ardındaki anlatıcının düşüncelerini ayırt etmek için konsantre olması gerekir ; bu , anlam için zorlu bir tuzaktır. Tüm kavrayışı kaybetmeden hızlıca okumak imkansızdır. Her kelime hayati önem taşıyor… Kitap yedi bölümden ve yüz altı bölümden oluşmaktadır… • Birinci bölüm ( 1-9 . bölümler ): olay örgüsünün başlangıcı (Solal'ın Ariane'ye olan aşkının doğuşu); • İkinci kısım ( 10-37 . bölümler ): Solal'ın Ariane'yi fethi; • Üçüncü bölüm ( 38-52 . bölümler ): Aşkın başlangıcı (Solal'ın eski sevgilisi Isolde'nin ölümü); • Dördüncü bölüm ( 53-80 . bölümler ): Ariane'nin kaçırılması (kocası Adrien'in intihar girişimi); • Beşinci bölüm ( 81-91 . bölümler ): aşk ve can sıkıntısı; • Altıncı bölüm ( 92-102 . bölümler ): Aşkın reddi; • Yedinci bölüm ( 103-106 . bölümler ): Aşıkların ölümü… Romanın
Efendinin GüzeliAlbert Cohen · Ayrıntı Yayınları · 201566 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·112 syf.·
2026 355. kitabı
Cevat Çobanlı Paşa: Bir şey mi yapmayı düşünüyorsun Kemal? M. Kemal Paşa: Evet Paşam, kesinlikle bir şeyler yapacağım. Cevat Çobanlı: Tanrı yardımcın olsun, başarılar dilerim. M. Kemal Paşa: Kesinlikle başaracağım. S:14 Atatürk’ün yalnızca asker ve devlet adamı kimliğini değil; insana verdiği değeri, barışçıl yaklaşımını, kültür-sanata olan düşkünlüğünü ve evrensel insanlık sevgisini konu alır.Kitap, yazarın bizzat Atatürk ile olan tanışıklığına ve hatıralarına dayanır.. Hümanist AtatürkHümanist Atatürk Ülkümen’in genç bir Cumhuriyet aydını olarak Atatürk ile kesişen yaşam öyküsü ve Meclis günleri anlatılır.İnsan Sevgisi: Atatürk’ün çevresindekilere, halka ve farklı kültürlere gösterdiği saygılı, eşitlikçi ve kucaklayıcı yaklaşım üzerinde durulur. Atatürk'ün milletiyle kurduğu derin bağı, halkına duyduğu karşılıksız sevgiyi ve insan hakları temeline dayanan yönetim anlayışını aktarır.Cumhuriyetin Felsefesi: Devrimlerin ve cumhuriyetin kurulmasının ardındaki insani felsefeyi ve bu felsefenin evrensel değerlerle nasıl bütünleştiğini anlatır. Hümanist AtatürkHümanist Atatürk Atatürk için hayatının en önemli şeyi, yaptığı ve yapacağı inkılaplardı. Her şeyi bu ölçüden ele alır, her şeye bu açıdan bakardı. Hepimizin bildiği gibi inkılaplar insanda, insanlığın yeşermesi, toplum içinde onurlu varlıklar olarak, mutlulukla yaşayan kişilerin yetişmesi içindi. S:106 Ne Mutlu Türküm diyene
Anı mektup günlük edebiyat tarih
Hümanist AtatürkKemal Demirel · Pupa Yayınları · 20107 okunma
Kadının kimliği ile var olması aslında
7/10
·168 syf.··
2026 4. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 19:08
Ben öyle fazla inceleme yapan biri değilim ancak belki görmenize ve okumanıza vesile olursam çok sevineceğim. Sadece kadınların değil herkesin okuması gereken bir kitap. Hâlihazırda Kur'an meali okurken Kur'an'da kadınların yerini de merak ediyorsanız; sonradan karşınıza Kur'an dışında her yerden gelen hadis ve "önemli" diye anılan kitaplardan şu tarz cümleler çıkabiliyor: • "Kadına danışılmalı ve ne derse tam tersi yapılmalıdır." (Suyuti) • Hz. Peygamber de "Çok lanet etmeniz ve kocanızın yaptığı iyiliklere nankörlük etmenizden dolayı..." dedi. (Buhari, Hayz 6; Müslim, İman 132) • "Namazı eşek, kadın ve siyah köpek bozar." (Buhari, Salat 103, 106; Müslim, Salat 265; Ebu Davud, Salat 110; Tirmizi) Gibi cümlelerle karşılaşıyor ve dinden soğuyor ya da bunu laf cambazlıklarıyla legalleştirmeye çabalayan hocalara kanıp inandırılıyorsanız; yine de içinizden "Allah’ın dini böyle olabilir mi? Peygamber böyle konuşabilir mi?" diye sorguluyorsanız bu kitap birebir. Tabii ki ilk önce Kur'an; ancak bu kitap, kadının insanca yaşaması ve dayatılan onca şeye rağmen kendisi olabilmesi için Kur'an'ı tahrif eden geleneksel inancın bize neleri dayattığını fark etmemizi sağlayacak bir eser. Erkek egemen toplumun gözünden değil, Kur'an'ın gözünden kadın... En başta belirttiğim gibi, sadece kadınların değil erkeklerin de okuması gereken bir kitap. İçinde insanın ve erkeğin kendisi olabilmesi de geçiyor.
Kadının “Kendisi” OlmasıErhan Aktaş · Kişisel Yayınlar · 202072 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 11. kitabı
Buğday Tanesi/ @av.serkanbayram "Yol Arkadaşım Kitap Projesi" kapsamında bu ay öğrencilerimizle Buğday Tanesi kitabını okuduk, filmini izledik. Bugün de bizzat kahramanından dinleme şerefine eriştik. Şahsi davetimi geri çevirmeyerek okulumuzda kitap okuma grubuma misafirimiz olan İstanbul Milletvekili ve Dünya Barış Elçisi Sayın Av. Serkan Bayram’a, enerjisi ve ilham veren hayat hikayesi ve öğrencilerimin gözlerindeki o ışığa vesile olduğu için çok teşekkür ediyorum. Bekle kar altında kalan buğday tanesi, Yine onun suları ile yeşereceksin. Gözyaşların çare değil ağlama büyü, Başını dik tutabilirsen boy vereceksin./Syf.5 Kalbi acıya teslim olmuş kişi, sevdiklerinin gözlerinden bile umut bekler./Syf.26 Engeller aşılmak içindir./Syf.62 Bir engellinin normal bir hayat sürmesinin önünde bence iki tür engel vardır. Birincisi kendi zihninde, kendi kendine koyduğu 'ben yapamam' engeli. İkincisi ise çevresindekilerin 'O yapamaz','O edemez' ön yargısıyla isteyerek ya da istemeyerek koydukları engeller bunlar haricindeki engeller bir şekilde aşılır./Syf.62 Bekle kar altında kalan buğday tanesi, Yine onun sularıyla yeşereceksin. Başını dik tutabilirsen boy vereceksin Gözyaşların çare değil ağlama büyü,/Syf.67 HSK'nın 8. Maddesi yüzündendi elenmesi. "Alışılmışın dışında çevrenin yadırgayacağı vücut bozukluğu bulunmamak" diyordu o madde. Oysa bu insan onuruna aykırı bir maddeydi./Syf.68 Bizler özürlü değiliz! Hayatı sizler gibi yaşamamızda bazı engellerimiz olduğu doğru... Ama bunun için kimseden özür dilememizi ya da hayatın kenarında bize uygun görülen şekilde yaşamamızı bekleyemezsiniz/Syf.82
Buğday TanesiSerkan Bayram · Yeti Kitap · 20254 okunma
Unutulan Özgürlük: Kulluğun Doğallaşması
10/10
·127 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 09:00
“Kulluk etmemeye karar verdiğiniz an özgürsünüz demektir.” (s. 8, 26) Metin kısa olmasına rağmen zihinsel olarak insanı uzun süre meşgul edebilecek bir kapasiteye sahip. Etkileyici yanı tiranlık eleştirisi yapmasından gelmiyor. İnsan okurken kendi eliyle kurduğu boyun eğme düzeniyle yüzleşmek zorunda kalıyor. Kitabın ilk yarısında La Boétie’nin metni, ikinci kısmındaysa bu metne dair yorumlama kısmı yer alıyor. Açıkçası yorumlama kısmına ne kadar ihtiyaç duyulduğundan tam emin değilim çünkü orijinal metin zaten oldukça açık, akıcı ve anlaşılır. Yine de Montaigne’in, La Boétie için “çağımızın en büyük insanıdır” diyebilecek kadar güçlü bir yargıda bulunması boşuna değil. Burada karşılaştığımız şey yalnızca bir dönem metni olmaktan ötesi, kendi çağından hareket ederek bugüne dek uzanabilmesi. Kitap belirli bir rejimi savunan ya da belli bir siyasal tarafı destekleyen militan bir metin değil. Yönetim biçimini değiştirmeye çalışan bir metin hiç değil. Yazarın derdi daha köklü bir soruyu sorgulamak: İnsan neden boyun eğer? “Biçimi ne olursa olsun, özü tiranlıktır hep.” (s. 106) Sorun, kötü bir hükümdar ya da yanlış rejim değildir. Sorun, yöneten-yönetilen ayrımının bizzat kendisidir: “Bölünmüş olan her toplum, bir başka deyişle insanların yönetenler ve yönetilenler şeklinde ikiye ayrıldığı her toplum, zorunlu olarak bir kulluk toplumudur.” (s.75) La Boetie’ye göre insan doğası özgürdür. Hükmedilmeye ya da boyun eğmeye programlı bir varlık değildir. Burada Aristoteles’in “zoon politikon” tanımıyla da arasına mesafe koymaktadır. Özgürlüğün kaybını siyasi bir kayba bağlamaz, ona göre ontolojik ve ahlaki bir bozulma halidir. Metnin beni en çok etkileyen yeri özgürlüğünü kaybeden insanın insanlığını da yitirmeye başladığını söylemesi. Bu, bir yozlaşma; kulluğun doğal
Gönüllü Kulluk Üzerine SöylevÉtienne de la Boétie · İmge Kitabevi · 20181,332 okunma