A'RÂF SÛRESİ
106. "Eğer dedi, (Firavun) bir mucize ile geldinse, getir onu bakalım, doğrulardan isen..." 107. Bunun üzerine (Musâ) deyneğini bırakıverdi; bir de ne görsün, o koskoca bir ejderha kesiliverdi. 108. Ve elini (koynundan) sıyırdı çıkardı, bir de ne görsün, o el, bakanlara bembeyaz parlıyor! 109. Firavun'un milletinden o topluluk, "Bu dediler, kesinlikle çok bilgiç bir sihirbaz..."
Âyet-i Kerime meali
Tâhâ Suresi 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111 ve 112. Ayetler
• 105: Sana dağları soruyorlar. De ki: “Rabbim onları un ufak edip savuracak. • 106: Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacak. • 107: Orada artık ne bir kıvrım ne de bir tümsek görürsün. • 108: O gün herkes çağırıcıya uyar; ondan kaçıp kurtulma imkânı yoktur. Rahmânın heybetinden sesler kısılmıştır; artık çok hafif sesler dışında bir şey işitemezsin. • 109: O gün -rahmânın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseler müstesna- şefaatin bir yararı olmaz. • 110: Onların önlerinde ve arkalarında olanı O bilir. Onların bilgisi ise O’nu kuşatamaz. • 111: Diri ve her şeyin varlığı kendine bağlı olan Allah’ın huzurunda yüzler (başlar) hicapla eğilmiştir; zulmü yüklenmiş olan ise hüsrana uğramıştır. • 112: Mümin olarak dünya ve âhiret için yararlı iyi işler yapan kimseye gelince, o ne büsbütün, hatta ne de kısmen haksızlığa uğramaktan korkar.
Alıntı
Reklam
Tarih toplumu olmamaliyiz. Edebiyat toplumu olmalıyız. Yani rusyayi ogrenmek istiyorsan dostoyevski okuyacaksin , amerika yi ogrenmek istiyorsan gazap uzumleri ni okuyacaksin çünkü ortada insan var , tarihin anlatmadigi insan.
Sayfa 16·Kitabı okudu
Çıkış kıssasında Hz. Musa ile firavunun ilk karşılaşmasında sergilenen mucizelerin Kadim Mısır sihirbazlık geleneğiyle yakın bir ilişkisi söz konusudur. Bu karşılaşmada Hz. Musa’nın “âlemlerin rabbinin elçisi” olduğunu beyan etmesi karşısında firavun ondan, eğer doğru söylüyorsa ve bir de mucize getirdiyse göstermesini istemiştir. Hz. Musa da âsâsını yere atmış ve âsâ apaçık bir yılan olarak görünmüştür. Elini gösterdiğinde ise eli bakanların gözleri önünde bembeyaz oluvermiştir. Bunun üzerine firavunun kavminden ileri gelenler “Bu gerçekten çok bilgili bir sihirbazdır” (A’râf, 7/106-109) demişlerdir. Firavun karşısında sihirbazlık olarak anlaşılabilecek şekilde âsânın yılana dönüşmesi ya da elinin hastalık olmaksızın bembeyaz bir parlaklığa bürünmesi gibi birtakım mucizelerin Kadim Mısır halkı tarafından tuhaf karşılandığı düşünülemez. Çünkü bu mucizeler sihirbazlık geleneğine oldukça aşina olan Mısır halkı için muhtemelen oldukça sıradan tezahürlerdir. Dolayısıyla Hz. Musa’nın sergilediği mucizelerin Kadim Mısır medeniyetinde güçlü bir anlamı olan sihirbazlık geleneği bağlamında firavun tarafından sihir olarak değerlendirilmesi anlaşılabilir bir durumdur. Bu nedenle Hz. Musa’nın âsâsının hareketlenerek yılana dönüşmesinin firavunu pek fazla şaşırtmadığı düşünülebilir. Meseleye firavunun gözüyle bakıldığında, Hz. Musa’nın “âlemlerin rabbi” ifadesi ne kadar garip karşılanmışsa, ortaya konulan mucize yani âsânın yılana dönüşmesi bu gelenek bağlamında o kadar tanıdık gelmiş olmalıdır. Bu yüzden danışmanlarının teklifiyle firavun ülkenin en mahir sihirbazlarını toplayıp Hz. Musa’nın “sihri”ni alt ederek onun gözden düşürülmesine neden olacak sihirbazlık yarışması önerisini tereddütsüz onaylamıştır (Tâhâ, 20/58-60).
Din
9 Haziran 159. gün
"Hiçbir kötülük savunmasız değildir. Hepsi dışarıdan ılımlı ve kolayca müdahale edilebilir gibi görünür. Ama bir başladı mı sorunlar hızla yayılma eğilimindedir. Başlamasına izin verdiğin kötülüğün ne zaman duracağını kontrol edemezsin. Her duygu başlangıçta zayıftır. Sonrasında canlanır ve yol aldıkça güç toplar. Onu yok etmek yerine yavaşlatmak daha kolaydır." Seneca, Ahlak Mektupları, 106.2b-3a
Sayfa 183
Alıntı
45: Ebû Hureyre (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Güçlü kimse insanları güreşte yenen kimse değil, öfkelendiği zaman kendine hâkim olan kimsedir." (Buhârî, Edeb 102; Müslim, Birr 106) 48: Ebû Hureyre (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre bir adam Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)'e gelerek bana öğüt ver dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) da: "Kızma" buyurdu. Adam isteğini bir kaç sefer tekrarladı. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) de her defasında "Kızma" buyurdu. (Buhârî,
Reklam
Reklam