Kalbimin Sessiz Duası 77..
“Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz ne de bir yardımcınız vardır.” Bakara, 107 Allah’ım… İnsan bunu bazı şeyleri kaybedince daha iyi anlıyormuş… Herkesin yanında kalacağını sanarken gitmesini, “asla bırakmam” diyenlerin bile bir gün yabancı gibi olmasını görünce… Kalabalıkların ortasında bile içinin neden bu kadar yalnız hissettiğini anlayınca… Ve en sonunda dönüp sadece Sana sığınınca… Çünkü gerçekten… Bu dünyada insanın kalbini tamamen bilen tek dost Sen’sin Allah’ım. Rabbim… Bazı insanlar vardı, iyi gelir sandım. Bazı yollar vardı, huzura çıkar sandım. Bazı hayaller vardı, gerçekleşirse tamam olurum sandım. Ama zaman geçtikçe anladım ki; insanı tamamlayan şey insanlar değilmiş, San’a yakın hissedebilmekmiş. Çünkü insan bazen herkesin yanında olup yine de eksik hissediyor. Ama Sen’in huzurunda… İlk defa gerçekten anlaşılmış hissediyor. Allah’ım… Bugün sana, kimseye anlatamadığım o yalnızlık hissiyle geldim. Hani insan bazen konuşsa bile anlaşılmayacağını düşünür ya… İşte öyle zamanlardan geçiyorum Rabbim. Kalbimde susturduğum şeyler çoğaldı. İçimde kimsenin bilmediği savaşlar büyüdü. Ve ben güçlü görünmeye çalışırken sessizce yoruldum. Ama biliyorum… Ben herkese uzak hissetsem bile, Sen bana şah damarımdan daha yakınsın.
Duygular
"Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda küçücük bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur. Eğer o bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası kalptir." (Buhâri, imân 39, Büyû' 2; Müslim, Müskât 107,108)
Din
Reklam
50 TANEYE DÜŞENE KADAR KİTAP ALMAK YOK
Kitaplığımda 1️⃣0️⃣7️⃣Tane okunmamış küçük çaplı kitabım varmış. HAZİRAN AYINDA BİTENLER 107 .) Takılı Kalan Zihin ✅ Okudum 106 .) Peygamberimizin Bir Günü BAŞLADIM 105 .) Psikososyal Çözümlemeler OKUYORUM
1000Kitap
Allah Teâlâ Kimleri Sevmez?
İşte Allah Teâlâ'nın sevmediği 12 Kul ve Amelleri 01- “Allah, ağır ve inciten sözlerin açıktan söylenmesini hiç sevmez…” (en-Nisâ, 148) “İnsan olmanın en önemli özelliklerinden birisidir, söz söylemek... Güzel söz, dalları Cennet’e ulaşan ve daima meyve veren bir ağaca benzetilirken (Bkz. İbrahim, 24-26.) Acı ve inciten söz, Rabbimizin hiç hoşlanmadığı bir üsluptur. Her türlü zorluğa, acıya, yorgunluğa ve haksızlığa rağmen güzel söz söylemek, Âlemlerin Rabbinin sevdiği bir davranıştır. 02- “…Allah, ihanet eden ve nankör olan kimseyi sevmez.” (el-Hac, 38) İhanet etmek, emin olarak tanındıktan sonra güven bozmak, hakka aykırı iş yapmaktır. Bu, İslâm ahlâkında münafıklık alâmeti olarak zikredilmiş ve insan olma şerefini zedeleyen bir vasıf olarak kabul edilmiştir. 03- “Şüphe yok ki Allah, gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilir. O büyüklenenleri sevmez.” (en-Nahl, 23) Göğüslerde gizlenen veya söze gelip anlatılmak istenen hiçbir şeyin, Âlemlerin Rabbinden gizli kalması mümkün değildir. Bir damla atılmış sudan yaratılıp gözle görülmeyecek bir virüse karşı koyamayan insanın büyüklenecek hiçbir güç ve başarısı bulunmamaktadır. 04- “Size savaş açanlarla Allah yolunda çarpışın. Fakat haksız saldırıda bulunmayın. Çünkü Allah, haksız saldırıda bulunanları sevmez.” (el-Bakara, 190) Mü’min, güzel ahlâklı, merhametlidir. Bulunduğu beldede emin sıfatıyla güven veren, güzel ahlâkı ile örnek olandır. Âlemlerin Rabbi, haksızlık yapanı ve haksız yere zarar vereni sevmediğini bildirip öfkeye yenik düşülmemesini haber vermektedir. 05- “…Allah bozgunculuğu sevmez.” (el-Bakara, 205) “...Allâh’ın sana ihsanda bulunduğu gibi sen de iyilik yap. Yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah bozguncuları sevmez.” (el-Kasas, 77) İslâm; kardeşlik, birlik ve beraberlik dîni iken,
Din
Namazlarını ciddiyetsizlikle, gafletle ve âdeta bir yükten kurtulur gibi alelacele kılanlar hakkında Kur'ân-ı Kerim’in uyarısı sarsıcıdır: "Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar (gaflet içindedirler). Onlar gösteriş yaparlar." (Mâûn Suresi, 107/4-6) Kendimizi hesaba çekelim. Secdelerimiz bizi kötülüklerden alıkoyuyor mu? Namazlarımız bizi istikamette tutuyor mu? Yoksa ibadetlerimiz hayatımıza etki etmeyen birer alışkanlığa mı dönüştü? Rabb'imiz, bizleri ibadetlerini ciddiyetle ikame eden, rızasına nail olan sadık kullarından eylesin...
Din
Kur'an evrensel mi tarihsel mi? Kur'an kendini bütün insanlığa hitap eden bir kitap olarak sunuyor. Mesela "Ey insanlar!" diye başlayan ayetler, "âlemlere rahmet" olarak gönderilen Peygamber vurgusu (Enbiya 107), "bütün insanlara müjdeci ve uyarıcı" gibi ifadeler bunu net gösteriyor. Adalet, merhamet, dürüstlük, yardımlaşma, tevhid, insan onuru gibi temel ilkeler gerçekten zamansız ve evrensel hissettiriyor. Bunlar her çağda, her kültürde insana hitap ediyor gibi. Öte yandan, bazı ayetler 7. yüzyıl Arabistan'ının sosyal, ekonomik ve savaş koşullarına doğrudan cevap veriyor. Kölelik/cariyelik düzenlemeleri, belirli miras kuralları, savaşla ilgili hükümler gibi. Bunlar o dönemin gerçeklerine göre inmiş ve Müslümanlar genelde bunları ilke bazında** evrenselleştirerek yorumluyor: Örneğin "köleliği teşvik etmiyor, aksine özgürleştirmeyi teşvik ediyor" diye bakıyorlar. Ama tartışma da buradan çıkıyor – bazıları "tümü evrensel" derken, bazıları "çoğu evrensel, bir kısmı tarihsel bağlamlı" diyor. Kısa özetle: - Evrensel tarafı güçlü: Ahlaki, manevi ve insanlık hallerine dair mesajlar (adalet, zulme karşı duruş, vicdan, akıl kullanımı vs.) çok geniş ve günümüze de cuk oturuyor. - Bağlamsal tarafı var: Somut hukuki/sosyal düzenlemelerin bir kısmı o döneme özgü gibi durabiliyor. Yorumcular burada "genel ilkeyi al, detayını zamana uyarla" yaklaşımını kullanıyor çoğunlukla.
Reklam
Reklam