"Gündüzleyin fena eğilimlerimizin ortalıkta at oynatmasına izin verebilseydik, gecelerimizin programı daha az yüklü olurdu." Tarih ve Ütopya youtu.be/8Jqe_2fUND0?si=...
1102
Uzat bana sesini ey sevgili, Sakladığın çehrene inat bir savurganlıkla... Derda Yuşa
1000Kitap
Reklam
Son: Kırmızı Saçlı Kadın?
"Çantamdan çıkardığım Dante Rossetti'nin yırtılmış, yapıştırılmış kırmızı saçlı kadın resmini verdim. "Romanını yazacağını bilmek ise oğlum, çok mutlu etti beni dedim. "Bitince kapağına bu resmi koyar, biraz da güzel ananın gençliğini anlatırsın." Babalar, Analar ve Oğullar s.1102
Alıntı
İslam dini, bir bütün olarak hayatın her yönünü içine alır. Bu nedenle vatan ve devlet anlayışını belirli sınırlar içerisinde değerlendirmiştir. Örneğin oturduğu eve veya malına saldırıldığı zaman, onu korumak ve kendini müdafaa etmek dinimizin bir emridir. Bu yolda ölse şehit olur. Vatan ise bütün Müslümanların ortak evidir. Onu korumak ve muhafaza etmek ise Müslümanların ortak görevidir. Peygamber Efendimiz (asm) Medine’ye hicret edince, orada bulunan Yahudilerle bir anlaşma imzalamıştır. Bu anlaşmada geçen önemli maddelerden biri de "vatanları olan Medine’ye bir saldırı olursa beraber savunma yapacakları" konusuydu. Demek ki vatanımızı korumak için gayri müslimlerle bile anlaşma yapılabilir ve vatan ne pahasına olursa olsun korunması gerekir. Bir Müslüman dinini, namusunu, canını ve malını vatan ve devletiyle korur. Vatanına bir Müslüman devlet bile saldırsa onu korumak Dinimizin emridir. Yerler ve zamanlar, içerisinde olan kimseler ve yapılan işlere göre değer kazanır. Bu açıdan bir İslam devleti olan bu memleketin, bu toprakların ve içinde yaşayanların korunması ve devam etmesi noktasından vatan, bayrak ve devletin varlığını zorunlu kılmaktadır. Bazı alimler “Vatan sevgisi imandandır.” sözünün zayıf hadis veya mevzu olduğunu söylese de manasının doğru olduğu ifade edilmiştir. (Acluni, Keşfu’l-Hafa, 1/345, no: 1102)
Alıntı
Değerlerimiz, Kaybettiklerimiz...
O adamın kitaplarını almak için para ödemediniz belki. Belki de tesadüfen elinize geçti ve öyle okudunuz. Alıntı paylaşırken çok hoşunuza giden bir söz vardı; çok anlamlıydı, başka hiçbir kitapta yoktu bu söz. Belki de o yüzden paylaştınız. Yakın, sevdiğiniz bir arkadaşınız okuyup alıntı paylaşmıştı; belki de o kırılmasın diye alıntıyı beğendiniz. Ben bilmiyorum, sebeplerim tükendi. Siz söyleyin, sebebi ne? Bu vatanda doğup büyüdünüz ama terör hiç canınızı yakmadı mı? Canı yananlar arkadaşlarımız değil miydi? Bu vatanda doğup büyüyen bir insan bu sebepleri nasıl hoş görebilir? Siz söyleyin. Biz mi abartıyoruz, siz mi değer vermiyorsunuz? Yoksa alıştık mı? ﴾ Hadis-i şerifte buyruluyor: “Vatan sevgisi imandandır.” (Acluni, Keşfu’l-Hafa, 1/345, no: 1102) islamveihsan.com/vatan-sevgisi-i... ﴿‏
1000Kitap
Zeka güçtür
Hanedanın bir kolu, 1098/1101-1232 arasında Hısn Kçyfa (Hasankeyf) ve Amid’de (bugün Diyarbakır), bir kolu da 1104-08-1408 arasında Mardin ve Meyyafarkin’de (bugün Silvan) egemen olmuştur. Büyük Selçuklu sultanı Melikşah ve kardeşi Tutuş’a yaptığı hizmetler karşılığında hanedanın atası Artuk Bey’e 1086’da Filistin toprakları bağışlandı. Artuk Bey 1091’de ölünce Filistin toprakları oğulları I. Sökmen ve Necmeddin İlgazi’ye kaldı. Sökmen, Diyarbakır’a giderek (1102) Hısn Keyfa ve Mardin ile daha kuzeydeki bazı toprakları ele geçirdi. Bu arada kardeşi Necmeddin İlgazi, Büyük Selçukluların hizmetine girdi ve Sultan Muhammed Tapar tarafından Bağdat valiliğine atandı. Necmeddin İlgazi daha sonra Mardin’i yöneten Sökmen’in oğlunu uzaklaştırıp burayı kendi soyunun merkezi yaptı (1104/08) ve Hısn Keyfa’yı da kardeşinin soyuna bıraktı. Bundan sonra Artuklular ile Selçuklular arasındaki ilişkiler giderek bozuldu. İlgazi, Selçuklu Musul valisine karşı Türkmenleri bir araya getirerek, 1118’de Diyarbakır’ı bütünüyle denetimi altına almayı başardı. Ertesi yıl, Halep’e yaklaşan Haçlıları bozguna uğrattı. Artuklular, 1113’ten başlayarak Fırat’ın doğu yakası boyunca kuzeydoğu yönünde yayıldılar. İlgazi’nin yeğeni Belek’in Harput’ta kurduğu devlet, onun 1124’te ölmesinden sonra, Davud (hd y. 1109-44) tarafından, başkenti Hısn Keyfa olan Artuklu Beyliği’yle birleştirildi. Davud ve ardılı Kara Arslan (hd 1144-67) dönemlerinde Zengilerin Musul’da, sonra da Halep’te güçlenmesi, Artuklu yayılmasına son verdi. Nureddin Zengi’nin, Haçlılara ve Bizans’a karşı savaşa sürdüğü Artuklular, onun 1174’te ölmesiyle Zengilere bağımlı duruma düştüler. Salaheddin Eyyubi’ nin Nureddin’in yönetimindeki toprakları adım adım fethetmesi üzerine, Diyarbakır’ daki durumları daha da zayıfladı. Muhammed (hd
Reklam
Reklam