Elif Koçak

Sonuçta böyleydi: Hayat bazen, birkaç çorabın yer değiştirmesiyle bile yeniden başlayabiliyordu; ortaya çıkmak için mutlaka bir bahane buluyordu kendine. Bana kalırsa bütün bu tencereler, faturalar, çoraplar, bütün bu gündelik hayhuy, tıpkı defibrilatörler gibi yaşayanları öldürüyor, ölenleriyse bir ihtimal tekrar hayata döndürüyordu. Her şey bu kadar basit ve bu kadar karmaşıktı.
Sayfa 373 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Biliyorum belki size komik gelecek ama, ölümü ben en çok, o akşam vakitleri televizyonun karşısında otururken -tam kolumla göğsümün birleştiği yerde- bir çocuk başının eksikliğini hissettiğimde anladım. Sanırım ölüm, boşluğun cisimleşip ağırlaşabildiği tek yerdi. Eziyordu insanı, değiştiriyordu. Unutturuyordu. Gerçekten... Nasıl bir şeydi bir kadına ya da çocuğa sarılmak bir akşam vakti?
Sayfa 370 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
İçinde olunca anlayamıyor insan; çünkü çoğu kez, göstere göstere vurmuyor hayat. Sağdan beklerken soldan, soldan beklerken sağdan... Bazen sadece ruhundan. Duvardaki her tüfek patlamıyor, sırf ben gördüm diye.
Sayfa 366 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Uy havar!
Ve ben şairim. Namus işçisiyim yani Yürek işçisi. Korkusuz, pazarlıksız, kül elenmemiş, Ne salkım bir bakış Resmin çekeyim, Ne kınsız bir rüzgâr Mısra dökeyim.
Sayfa 73 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Leylım - Leylım
Çağıdır, kırk gün - kırk gece Kolların boynuma kement, He cânım kötüye inat
Sayfa 84 - Metis Yayınları·Kitabı okudu