​[BÖLÜM: YARATICININ BİRLİĞİ (VAHDANİYYET)] ​Müellifin "Âlemin yaratıcısı birdir" sözüne gelince: Evrenin sonradan meydana geldiği (muhdes) ve onu var eden gücün ise ezelî (kadîm) olduğu (önceki bölümlerde) ispat edilince, müellif bu kez o ezelî yaratıcının tek bir varlık olduğunu açıklamak istemiş ve: "Âlemin yaratıcısı birdir" demiştir. ​Bu hüküm, evrenin iki yaratıcısı olduğunu savunan Seneviyye (Düalistler) fırkasına taban tabana zıttır. Seneviyye öyle bir gruptur ki; onlara göre evrende iki yaratıcı güç vardır: Birincisinden yalnızca iyilik (hayır) doğar ki ona kendi aralarında "Nur" veya "Yezdân" derler. İkincisinden ise yalnızca kötülük (şer) ve bozgunculuk doğar; ona da kendi aralarında "Zulmet" (Karanlık) veya "Ehrimen" adını verirler. ​Bu grup, İyilik Tanrısı Yezdân'ın ezelî (kadîm) olduğu konusunda fikir birliği yapmışlarsa da Kötülük Tanrısı Ehrimen hakkında anlaşmazlığa düşmüşlerdir. Bir kısmı onun da ezelî olduğunu ileri sürerken, diğer bir kısmı ise Ehrimen'in, aslında Yezdân'ın zihninde uyanan kötü/fâsid bir düşünceden ötürü sonradan var olduğunu iddia etmiştir. Onlar bu felsefeyi şu mantığa dayandırırlar: "Kötülüğün faili ancak kötü bir varlık, iyiliğin faili ise ancak iyi bir varlık olabilir. Tek bir yaratıcının aynı anda hem iyiliklerin hem de kötülüklerin faili olması (mantıken) imkânsızdır." (Seneviyye'ye) deriz ki: Eğer sizin o "iyilik tanrısı" dediğiniz varlık, "kötülük tanrısının" yapacağı kötülükleri engellemeye muktedir olduğu halde bunu yapmıyorsa, bu durumda o iyilik tanrısı da kötü (şerir) bir varlığa dönüşür. Çünkü şerire ve onun kötü amellerine (gücü yettiği halde) göz yuman ve razı olan herkes kötüdür. Yok eğer o kötülüğü engellemeye gücü yetmiyorsa, bu defa da aciz bir varlık durumuna düşer; aciz olan bir varlık ise asla ilah
İnsan der ki: Herkes böyle yaşıyor. İslam der ki: Yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah'ın yolundan saptırırlar.(En'am, 116)
Reklam
Yeryüzünde bulunanların çoğu, kendilerine uyarsan, seni Allah yolundan saptırırlar. En’âm/116
İnsanların çoğu zanna uyar
İnsanların çoğu zanna tabi olurlar" ifadesi, Kur'an-ı Kerim'de En'âm Suresi 116. ayette geçen ve insanların çoğunluğunun doğruyu bulmakta düştüğü en büyük bilişsel ve ahlaki tuzağa dikkat çeken evrensel bir ilkedir. Ayetin bütünü şu şekildedir: "Eğer yeryüzünde bulunanların çoğuna uyarsan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Çünkü onlar zandan (varsayımlardan, temelsiz inançlardan) başka bir şeye uymazlar ve sadece yalan uydururlar."Bu çarpıcı ilahi mesaj, hayatı okurken ve kararlar alırken neyi referans almamız gerektiğine dair çok net uyarılar sunar:1. Hakikat Çoğunluğa Göre BelirlenmezAyet, "çoğunluk her zaman haklıdır" algısını kökünden yıkar. İnsan psikolojisi, yalnız kalmamak için topluma uyma (konformizm) eğilimindedir. Ancak Kur'an, doğru ve yanlışın popülerliğe veya insanların kalabalık gruplar halinde inanmasına göre şekillenmediğini vurgular.2. "Zan" İle Hareket Etmenin TehlikesiAyette geçen "zan" (tahmin, varsayım, kulaktan dolma bilgiler ve önyargılar); sağlam bir bilgiye (ilim) veya vahye dayanmayan düşüncelerdir.İnsanların çoğunun hayatını, kanıtlanmış gerçekler yerine başkalarının ne dediği, gelenekler, modalar ve kişisel kuruntular yönetir.Zan, kişiyi duygusal kararlara iter; sağlam bilgi ise gerçeğe ulaştırır.3. Taklitçilik ve Hak Yoldan SapmaAyete göre temelsiz zanna uyanlar, insanları Allah'ın gösterdiği ahlaki ve manevi rotadan saptırır. Araştırmadan, sorgulamadan ve sırf "herkes böyle yapıyor" diyerek başkalarını taklit etmek, kişiyi hakikatten uzaklaştırır.
Allah’tan başka ne bir dostunuz ne de bir yardımcınız vardır.” Tevbe | 116 🌙
Eğer yeryüzünde bulunanların çoğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar… — En’âm/116
Düşünce
Reklam
Reklam