8/10
·320 syf.·
2026 56. kitabı
Hannah Arendt “Kötülüğün Sıradanlığı” 1963’te yayımlanan Eichmann in Jerusalem: A Report on the Banality of Evil (Türkçede genellikle Kötülüğün Sıradanlığı alt başlığıyla biliniyor), Hannah Arendt’in Nazi Almanyası’nın lojistik planlayıcılarından Adolf Eichmann’ın Kudüs’teki yargılanmasını izleyerek kaleme aldığı çarpıcı bir eser. Arendt, beş ay süren davanın altı haftalık bölümünü izlemiş ve gözlemlerini aktarmış. Arendt’in en sarsıcı bulduğu nokta şu: Eichmann, şeytani bir canavar gibi görünmüyor. Aksine, klişe cümlelerle konuşan, düşünme yetisini reddeden, bürokratik rutinlere uyan sıradan bir memur portresi çizer. Onun savunması hep aynı cümledir: “Ben sadece emirleri uyguladım.” Arendt, kötülüğün kaynağını nefret ya da sadizmde değil, düşüncesizlikte ve kör itaate dayalı bürokratik mekaniklikte bulur. Ona göre en büyük kötülükler, düşünmeyen, sorgulamayan ve yalnızca emirlere uyan sıradan insanlar eliyle yapılır. İşte bu yüzden “kötülüğün sıradanlığı” kavramı, insan doğasına ve modern bürokrasiye tutulmuş en sert aynalardan biridir. Eichmann, milyonlarca insanı ölüm kamplarına gönderen bir lojistikçi olarak, yaptığı işi bir “teknik görev” gibi görür. İnsanların acısı onun gözünde bir “lojistik meseleye” indirgenir. Arendt’in korktuğu nokta tam da budur: İnsan, başka insanların hayatını teknik bir ayrıntıya çevirdiğinde, korkunç şeyler normalleşebilir. Kitap yayımlandığında büyük tartışmalar yaratmış. Bazı kesimler Arendt’in Eichmann’ı “hafiflettiğini” düşünüyor. Oysa Arendt amacının onu masum göstermek olmadığını, tam tersine, Eichmann’ın suçlu olduğunu söylüyor. Ancak asıl tehlikenin, kötülüğün insanüstü bir şey değil, gayet insani bir şey olmasında yattığını ekliyor ve şöyle diyor:”Eğer kötülüğü sadece “canavarlara” ait sayarsak, sıradan insanların da
Kötülüğün SıradanlığıHannah Arendt · Metis Yayınları · 2022987 okunma
Puan vermedi·116 syf.··
2026 82. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 15:53
Kitabın adı:Sisli Yazarın adı: Necati Tosuner Sayfa sayısı:116 öykülerden oluşan mini bir kitap öykü'nün birinde iki çocuklu bir aile vardır . Ailemizin çocuklarından biri hastadır. iyileşemez ölür. Ne yapsınlar üzülmekten başka çaresizdirler. Yoklupun gözü kör olsun. Yine öykünün birinde aile köyden şehre gider. Çocuk küçüktür babasına nereye gidiyoruz baba diye sorar. Babamız dayınların yanına gidiyoruz ve giderler . Onlarla itiş tıkış otururlar. Bir zaman sonra bir gecekondu yaparlar çocuk sevinir Bizim de evimiz oldu der sevincini belli eder işte böyle bir kitap çaresizlik yokluk hepsi var içinde yoksul ailelerin sisli günlerini ve yaşantısını anlatan bir kitap. Okuyalım okutturalım.
SisliNecati Tosuner · İş Bankası Kültür Yayınları · 201258 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·116 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 14:25
YERYÜZÜ ŞAHİTLERİ~ AHİ ARATOĞLU İçerik; Deneme İnsan olabilmek Ayet ve hadislerle örnekler Tasavvuf, öğüt 116 sayfa Hayırlı Cumalar dostlar… Bugüne yakışır bir kitapla geldim. Yazarın beş kitabından biri olan #yeryüzüşahitleri nın merkezinde “insan” var. Zaten kapağında da Arapça harflerle “إنسان” yani “insan” kelimesi işlenmiş. Kitabın içeriğini çok iyi buldum. Çiçek çizimleriyle bölüm başları ve sayfa araları resmedilmiş. Ayrıca ayetler ve hadislerle konular desteklenmiş. Bazı önemli satırlar çerçeve içine alınmış. Ayrıca sohbet eder gibi, insan ve insan olabilmenin, insan kalabilmenin ufak ama önemli yapı taşlarını akıcı bir dille satırlara nakşetmiş yazarımız. Yazar “İnsan olmanın erdemli vasıfları” adı altında kitabı bölümlere ayırmış. Bunlar sırasıyla; merhamet ehli, dürüst birey, sabırlı birey, yardımsever birey, iyi birey, ahlaklı birey, seven birey, tutarlı birey, emin birey, ölçülü birey, cömert birey, mütevazi birey, sağduyulu birey ve ümit eden birey. Aslında bunların hepsi ahlâklı bir insanda olması gereken nitelikler. Bu nitelikleri özünde barındıran insandan kimseye zarar gelmez. Ben okudukça pek çok yerin altını çizdim, alıntılar paylaştım. Siz de böyle bir başucu kitabı arıyorsanız bu kitabı okuyabilirsiniz. Gönülden tavsiyemdir. Okuma listemin 1679.kitabı… ”Savaşmalısın kendi nefsinle... Ve kendini kazanmak için de bu mücadeleyi kazanman gerekir. Şayet insan var olmak için kendi ile girdiği savaşı kaybederse; ya yeryüzünde yaşayan hayvanlardan bir arı ya da o arının konduğu yeryüzündeki herhangi bir gül olur.” ”Öyle kolay mı sandın dünya pazarını, gelip görüp gitmek... Mutlaka bir bedeli olmalı bu gelmenin ve gitmenin. Bir bedeli olmalı her gittiği yeri görenin.” ”Kolay olanı seçmek aciz insanların işidir ve kötülük kolay elde edilen bir
Yeryüzü ŞahitleriAhi Aratoğlu · Amore Yayınevi · 202619 okunma
tohumdan çiçeğe
7/10
·116 syf.··
2026 13. kitabı
_Merhaba Melisa Kesmez'in okuduğum ilk ve tek kitabı. Hızlıca konuya girecek olursam; Türkan, kısa süre önce kanser tanısı alıp 6 ay içinde de ölen kocası Orhan'ın ardından bir yas sürecindedir. Ve bununla baş etmeye çalışmaktadır. Bu süreçte kendi hayatına, Orhan'a ilişkin sorgulamalar yaparken, kendisinden beklemediği kararlar alır. Beklemediği adımlar atar. Yas süreci bir gelişim sürecine girer ve aslında yıllardır toprağın altında bekleyen tohum çiçeklenir.. Hikayenin özü bu. Dile gelecek olursak; bazı cümlelerin yorucu ve aşırı ağdalı olduğunu düşündüm. Özellikle bir şeyi anlatmak isterken yapılan uzun betimlemeler "hadi ama" düşüncesine neden oldu diyebilirim. Ancak bazı cümlelerde ise çok keyif aldım. Baktığım kadarıyla yazı dilini eleştiren birkaç yorum da okudum. Genel anlamda beni rahatsız etmedi. Okunabilirliği de zor değil. Karakterlere bakacak olursak; Türkan anlamlandıramadığım ve bağ kuramadığım bir karakter doğrusu. Bunun nedeni ise düşüncelerinin ve davranışlarının çok çelişkili olması. Hikayede bu anlatılmak isteniyor, gelişme göreceğiz işte diyebilirsiniz ancak değinmek istediğim asıl nokta şu; Orhan'a olan ilişkisi aslında çok soğuk ve iki ev arkadaşı gibi iken aynı zamanda da evde sürekli onsuz kaldığını anlatırken diğer yandan onu en çok zorlayan şey ise Orhan'ın yokluğu oluyor. Anlatışından sanki Orhan ile harika anıları varmış gibi anlaşılıyor. Aynı şekilde neredeyse otuz yıl boyunca evden dışarı çıkmamış bir kadının, birden çok iyi araba sürdüğünü öğreniyoruz. Aslında yıllardır otoparkta bekleyen, kenarlarında ot bağlamış sarı karavan, birden çalışmaya başlıyor ve Türkan yola atılıyor. Ne kadar kolay değil mi? İşte bu noktada benim okumak istediğim şey bu kaygılar, korkulardı. Ama bir anda kendisini ikna ediyor ve çıkıyor. Daha derinlemesine
1000Kitap
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,5bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 18:51
"Çünkü insanlar da ağaçlar gibidir. Onların da mevsimleri vardır onlar da başka yere dikilince tutmazlar." (S.134) "Dış dünyanın istediği tek şey özgürce yumruk atmak, ezmek, vurmak ve yaralamakmış. Hangi konuda olursa olsun. Bu darbeler ister kazlara, ister kulübelere, köpeklere, çocuklara indirilsin, hiç önemi yokmuş, önemli olan darbe indirilmesi, keyfi kavga çıkarılması, bora gibi esip gelen güçlüklerle insanların tarihini ansızın tersine döndürmekmiş." (S.116) Taşların Dil'i ilginç bir konusu olan kitaplardan. Taş devrini anlatmayı düşünmek sanırım çok da herkesin aklına gelebilecek bir fikir değil. Yazar, taş devrinde deniz kenarındaki bir kasabada, taşçılıkla uğraşan insanların arasında, aslında çok da o topluma ait olmayan bir adamın çocuğunun dilinden o adamı ve kasabayı anlatıyor. İlginç yerlerden biri de çocuğun bu adamı yani babasını anlattığı yerlerden sonra babasıyla arasındaki ilişkinin adı konulduktan sonraki kısmı bu kez babasının ağzından bilinçakışı ile anlatmaya başlaması oldu. Ben şiirsel anlatımlardan çok hoşlanmadığım için kitabın dilini biraz ağdalı buldum. Bence çok basit bir konu uzatıldıkça uzatılmış. Dolayısıyla akıcı bir kitap olduğunu söyleyemem. Ama taş devrinden bronz çağına geçilmesi ve toplumun iki yüzlülüğünü anlattığı kısımlar hoşuma gitti. Kitabın ana karakterinin hikaye anlatıcılığı bana Çağan Irmak'ın Ulak filmini anımsattı. Daha önce hiç taş devrindeki insanlara dair bir kitap okumadığım için farklı bir okuma deneyimi oldu ama subjektif olarak beğendiğim bir tarz değildi. İlgilisine tavsiyemdir. Keyifli okumalar dilerim.
Taşların DiliJim Crace · Dedalus Kitap · 202611 okunma
Puan vermedi
Türkiye Anadolu'dan büyüktür. Ortadoğu'da insanlık ve İslamlığın kalbi atıyorsa bu coğrafyada bugün Muslumanlik var ise Türk evlatlarının binlerce yıldır aziz kanlarini islamın ve İslamlığın kalbi için akıtmasindandir. Ve Maalesef ki Aziz Türk kanı bu cofrafya icin hızla azalmaktadır. Kitabin 116.sayfasi kitabin özeti gibidir. Ordu içindeki en acı sey ise gölgede kararlarlar veren madalyalara taltiflere boğulmuş karargâhin cephedeki perişanlık ve adaletsizliğe uzak duruşuydu. Halbuki cephedekilrin başarı ihtimalleri üzerine bir istikbal kurmuşlardı...
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201114,7bin okunma