İsmail her sabah ne yapacağını bilmemeye uyanır
insanlara nasıl dayanacağını ve değmeden aralarından
nasıl geçip gideceğini düşünerek uyanır
rutubetli odada, dar yatakta
Allah'a şükrederek doğrulur yatağından
"şükredecek neyin var lan?" der iç sesi
"tövbe de!" der iç sesine, kendi kendini susturur
iç ses nedir bilmez esasında İsmail
onu şeytan zanneder
öyle avunur
Gözyaşlarım dökülecek kadar, "Herkesi sevmek istiyorum," diye düşündüm. Gökyüzüne gözlerimi dikip bakarken, gökyüzü yavaş yavaş değişip giderek mavilere büründü. İç çekip sadece, çırılçıplak olmak istediğimi düşündüm. Ağaç yaprakları ve çimenler hiç şimdiki kadar şeffaf ve güzel görünmemişti. Yavaşça çimenlere dokundum.
Güzelce yaşamak istiyorum.
Dün dikmeyi bitirdiğim yeni iç çamaşırını giydim. Göğüs kısmının yakınına küçük beyaz bir gül işlemiştim. Üzerine bir şeyler giyince gül nakışı görünmüyor. Kimse onu bilmeyecek. Ne güzel.