«Sen hiç aynaya baktın mı?»
«Bakmışımdır. Ne olacak?»
«Bakmamışsm. Senin gözlerinde bir şey var.» «Uykusuzluktandır. Kanlanmış mı?»
«O değil,» diyor. «Sen var ya sen, nasıl söyleyim, sen gözlerinle dinliyorsun arkadaş.»
İçin dostlukla, kardeşlikle kabarıvermişti. Hazırsındır insanları sevmeye. Hep birilerine güvenmek, birilerine sokulmak, bir şeyler vermek isteğiyle dolusundur. Güzel bir görüntüyü, güzel bir ezgiyi, güzel bir şiiri, bütün güzellikleri bölüşecek, paylaşacak birileri olsun istemişsindir. Senin yapında vardır bu sevecenlik. Yakınlaşmalarının çoğu yıkımlarla bitmiş olsa da böylesindir.
Ben bir aynayım bana bakın
Ne söyleyecekseniz çabuk anlatın
Benim bir dilim yok yaptığınızı yapayım
Heyecanlı olduğunuzu söyleyebilirim
Anlaşılmak kaygısındasınız herkes kadar
Daha ileri gidemem yaslanmam gerek
Ben bir aynayım beni kırmayın
Söylediğiniz ve dinlediğiniz kadarım
Benim bir dilim yok sizinle paylaşayım
O kadar bıktığın, kaçıp kurtulmak istediğin koca kent, o anda, sana dünyanın en erişilmez, en yaşanılası yeri gibi geliyor, ışıklarıyla kıpır kıpır uzanıp gidiyor tepeler arasında. Ne kadar uzak sana. Ne kadar dışındasın. Işıkların bir bir yakıldığı evlerde perdelerin bile daha çekilip örtülmemiş olduğu düşüncesi, uzak bir mutluluk gibi sarıveriyor seni. Bir kapıyı açmak, bir odaya girmek, bir ışığı yakmak, bir pencereyi kapatmak, bir perdeyi çekmek geliyor içinden.