Ama ne meyva verebilir ki uzaktan bir aşk?
Ne iyi bir arkadaşlık, ne tatlı sarılmalar,
Ne düğün dernek, ne toprak, ne çocuklar,
Ne meyva verebilir ki böyle uzaktan bir aşk?
Bu ozan beni tanısaydı, yine bunca coşkuyla şiirler söyler miydi adıma?
Şiirlerinde seslenir miydi bana, ruhumun derinliklerine inebilseydi?
Güzel, ama kapılmamış kibrine güzelliğin, demişler ona...
Güzel? Ama başka hiçbir kadının benden daha güzel olmadığından emin olmak için hiç durmadan çevreme bakınarak!
Soylu, ama kapılmamış kibrine soyluluğun? Oysa hem Batı'nın, hem de Doğu'nun topraklarına göz dikmişim, sanki bir borcu varmış gibi bana Tanrı'nın!
Sofu, ve kapılmamış kibrine sofuluğun? En güzel giysilerimle çıkıp salınıyorum kilise yolunda ve gidip diz çöküyorum orada, bomboş ruhumla!
Ozan, yalnızca senin dizelerinin aynasında
Güzelim ben.
Kendi sürgünlüğümü anımsatıyor şimdi
Ne zaman bir gemi yanaşsa rıhtıma
Ve bir bırakılmışlık duygusu salıyor içime
Kıyıdan uzaklaşıp giden her yelkenli.